Normalleşme ve helalleşme

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Türk siyaseti uzun süredir kurumların işlevsizleştirildiği, Anayasa kurallarının kişilere göre esnetildiği ve nihayetinde "siyasetin tamamen sıfırlandığı" karanlık bir dehlize doğru sürükleniyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan son "mutlak butlan" krizi ve ardından başlayan kavga, ne yazık ki bu sürüklenişi hızlandırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Bugün gelinen noktada, CHP’lilere, mevcut ve eski genel başkanlarına çok net, çok yalın bir gerçeği anımsatmak ve sorular sormak gerekiyor.

Özgür Özel, 31 Mart yerel seçim sonuçları ile AKP’ye Osmanlı tokadı atarak Erdoğan’ı zirveden ilk kez indirdi ve CHP’yi 1. Parti yaptı.

Cumhurbaşkanı ve AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan ile hangi siyasi adımı attığını hatırlayın:

  • "Normalleşme…"

Kemal Kılıçdaroğlu’na gelelim.

CHP’nin geçmişteki hatalı siyasi görüşlerini dikkate aldı. Türban konusu başta “Milli Görüş” tabanıyla, muhafazakarlarla ve milliyetçilerle nasıl bir iş birliği yaptı:

  • "Helalleşme…"

Şimdi Kılıçdaroğlu ve Özel’e sesleniyorum:

El aleme gösterdiğiniz o esnekliği, o hoşgörüyü neden birbirinizden esirgiyorsunuz?

Neden normalleşmiyor, neden helalleşmiyorsunuz?

Ahmet Hakan’a “Devlet Aklı” Dersi

Okuduğunu anlamaktan uzak, sadece sığ polemiklerle günü kurtardığını sanan Ahmet Hakan, yazısında Bülent Kuşoğlu’nun tespitlerini küçümseyerek akıllara zarar sorular sormuş.

Ahmet Hakan’ın o minicik kaşı kalkmamış ama belli ki siyaset bilimi ve anayasa hukuku konusundaki algısı tamamen kapanmış.

Devlet aklı; kurumsal hafızanın, bürokratik mekanizmanın ve yargı erkinin sistemi kilitleyen, siyaseti sıfırlayan o anti-demokratik mühendisliğidir.

Anlamadıysan, idrak etmekte zorlanıyorsan git bir uzmana, bir siyaset bilimciye ya da anayasa hukukçusuna danış, sana tane tane anlatsınlar ki bir daha böyle çaresiz yazılar yazmayasın.

Bak bu yazdıklarımı dikkatle oku Ahmet…

YSK Eliyle Siyasetin Sıfırlanması ve Rejim Kurgusu

CHP’nin eski Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun Cansu Çamlıbel ile yaptığı mülakatta kurduğu o cümle çok önemli:

"Siyasetçilerin sıfırlanacağı, her şeyi bürokratların idare edeceği bir rejim kurgulanıyor."

Kuşoğlu bu tespiti soyut bir "devlet aklı" kurgusu olarak okuyor.

Ve Özgür Özel başta olmak üzere birçok siyasetçi ve medya yorumcusu tarafından “hedef” yapılıyor.

Ben de bu eleştirilere Türkiye'de yaşanan anti-demokratik “devlet aklı” örneklerini hatırlatıyorum.

Bu kurguyu yapan “devlet aklı” Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ve iktidar güdümlü yargı değil midir?

Geriye dönüp yakın tarihe dürüstçe bakalım.

16 Nisan 2017 referandumunda, tam da oylama sürerken yasalara açıkça aykırı bir şekilde mühürsüz oyları geçerli kabul eden YSK’nın 10 üyesi değil midir?

Bu ülkenin rejimini kökten değiştiren irade, tam olarak o "devlet aklı" değil miydi? YSK’nın kararı "rejim kurgulama" operasyonu değil miydi?

İlaveten; aynı YSK, Anayasa’nın 101. maddesindeki "Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir" hükmü hiçbir yoruma yer bırakmayacak kadar açıkken, 2023 seçimlerinde Erdoğan’ın 3. kez adaylık başvurusunu tereyağından kıl çeker gibi kabul etti.

YSK’nın kararı "devlet aklı" değil miydi?

İşte bu kararlar, bu ülkedeki hukuku da sandığı da siyaset kurumunu da bizzat sıfırladı.

Gerçek şudur: Anayasa’nın ve yasaların açık hükümlerinin YSK ve yargı kararlarıyla çiğnendiği bir sistemde, siyasetçinin de siyasetin de hükmü kalmaz.

Kılıçdaroğlu'nun 45 yıllık yol arkadaşı Kuşoğlu bile neyi itiraf ediyor:

"Devlet seçimleri yüzde 1-2 manipüle edebiliyor... Cumhurbaşkanlığı seçiminde etkisi daha fazla oluyor." Yalan mı, yanlış mı?

Can Atalay, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş haklarında yargı neden gereğini yapmamaktadır? Bu da “devlet aklı” değil midir?

Soruyorum; Kuşoğlu haksız mıdır?

İşte siyasetin sıfırlanması tam olarak budur: Ucube rejimin ekmeğine yağ sürmek…

Kuşoğlu’na bir akademisyen olan CHP’liden itiraz var tabii ki…

Prof. Dr. Bahadır Erdem, Kuşoğlu’nun bu “bürokratik vesayet” analizine sert tepki göstererek diyor ki:

"Milletsiz devlet olmaz. Siz milleti devlet yönetiminden dışlamanın hayalini kurarken bu büyük millet sizi çoktan tarihin çöplüğüne attı bile…"

Bahadır Hoca bir demokrat olarak haklı mı haksız mı?

Evet, millet iradesini yok sayan hiçbir kurgu kalıcı olamaz.

YSK’nın 16 Nisan halk oylaması kararı ile saydığımız somut örnekler millet iradesini sıfırladı mı?

Elbette sıfırladı.

Ortadaki tehlike büyüktür. Eğer Türkiye’de her şey yargı, YSK ve ucube tek adam rejimi tarafından kurgulanıyorsa bilin ki;

Özel, Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu arasındaki bu iç savaş, tam da o rejim mühendislerinin arzu ettiği şeydir.

Siyaseti sıfırlamak isteyen üst akıl, muhalefetin kendi kendini yıpratmasını keyifle izliyor.

Kuşoğlu’nun da mülakatta hayretle belirttiği gibi; aralarında hiçbir fikirsel ya da sosyolojik ayrılık olmayan Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararından sonra hala oturup baş başa konuşmuş değiller.

Neden oturup konuşmuyor; normalleşmiyor, helalleşmiyorlar?

Bu durum kime yarıyor?

  • Elbette yıkmaya çalıştıkları ucube rejime yarıyor.
  • Elbette AKP ve MHP iktidarına yarıyor.
  • Elbette Erdoğan ve Devlet Bahçeli’ye yarıyor.

CHP'DE akil buluşma kaçınılmaz bir şarttır!

Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin kurucu partisidir.

Cumhuriyet Halk Partisi demokrasinin teminatıdır.

Eğer Türkiye’nin yeniden demokratik parlamenter rejime dönmesini, ekonomiden dış politikaya kadar bu ucube sistemden arınmasını istiyorsak; bunun olmazsa olmaz şartı CHP'nin kendi içinde "akil bir buluşma" gerçekleştirmesidir.

Bölünmeyi tahrik edenler geçmişte yaşanan siyasi parti parçalanmalarından hiç mi ders almazlar? Siyasi tarih tekerrür mü etsin?

Bilin ki asıl düşman ucube tek adam rejimidir.

Anayasayı ve yasaları yok sayanlar asıl savaşılması gerekenlerdir.

Mesele artık koltuk, delege ya da kurultay hesabı değildir.

Mesele, YSK ve yargı eliyle tamamen sıfırlanmak istenen Türk demokrasisini ayağa kaldırma meselesidir.

CHP’nin ağır topları, akil insanları derhal devreye girmeli; Özel ve Kılıçdaroğlu’nu aynı masa etrafında, ortak akılda buluşturmalıdır.

CHP iktidarı için makul sürede kurultay kararı alınmalı ve bu mücadeleyi CHP içindeki demokratik yarışa döndürmeli.

Son sözüm iki lidere: Diyanete, saraya, sağa sola gösterdiğiniz normalleşme ve helalleşme iradesini kendi evinizde göstermezseniz sonuçta olacak olan şudur: Hem CHP bölünür hem de ucube rejimin ömrüne ömür katılır.

Hedefiniz; birbirinizi yok etmek olmamalı, hedefiniz ucube rejimi yok edip demokratik parlamenter rejimi kurmak olmalıdır. Bu tabloya neden olanları da büyük Türk milleti, asla affetmeyecektir.

Ahmet; oku da Kuşoğlu’nu tanı

1979 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini (Mülkiye) bitirdi. Maliye Bakanlığında hesap uzmanlığı ve baş hesap uzmanlığı görevlerinde bulundu; Trabzon’dan Mersin’e, Bursa’dan Kayseri’ye, Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere tüm ülkede yerinde araştırma ve incelemeler yaptı.

Brüksel'de Avrupa Birliği Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünde stajyer memur olarak çalıştı. Milli Savunma Bakanı Danışmanı olarak F-16 projesinin mali danışmanlığını üstlendi.

Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel Müdür Yardımcılığı görevlerine getirildi.

Dünya Bankası gözetiminde, Türk Sosyal Güvenlik ve Sağlık Sisteminin Reformu projelerinde Değerlendirme Kurulu ve Yürütme Komisyonu Üyesi olarak görev aldı.

Özel sektörde yöneticilik yaptı; City Hospital Sağlık Yatırım ve Hizmetleri AŞ’nin ortağı, Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi oldu.

Kurumsal Vizyon Bağımsız Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüttü.

Yeminli Mali Müşavir (YMM) ve bağımsız SPK denetçisidir. Bir denetim ve danışmanlık şirketinin Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptı.

Yüzlerce panel ve konferans gerçekleştirdi, 10 yıl boyunca çeşitli gazete ve dergilerde düzenli yazılar yazdı.

Aralık 2010'dan Kasım 2023'e kadar CHP Parti Meclisi üyeliği; 2011-2023 yılları arasında 24, 25, 26 ve 27. dönemlerde 4 dönem Ankara Milletvekilliği görevlerinde bulundu.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğini 12 yıl boyunca kesintisiz sürdürdü.

Son olarak da CHP'de Genel Başkan Yardımcısı olarak idari ve mali işlerden sorumlu oldu.