Mavi Vatan Rüya mıydı?
Dünyanın enerji kaynaklarının yağmalanmasında devletlerin kavgası ve iş birlikleri tüm hızıyla sürerken; Türkiye, Mısır’dan çok çarpıcı bir şekilde, başta "veterinerlik, bitki karantinası ve spor" olmak üzere sadece 7 anlaşmayla döndü.
Anlaşıldı ki; Türkiye’nin “Mavi Vatan” stratejisi Akdeniz'in derin sularına gömüldü…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, dün Kahire’deki Al-İttihadiye Sarayı'nda bir araya gelerek “Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi” toplantısına başkanlık ettiler.
Toplantı sonunda imzalanan 7 mutabakat zaptı, yandaş medya tarafından iki ülke arasındaki normalleşme sürecinin büyük bir zaferi gibi sunuldu.
Ancak bu anlaşmaların başlıklarına baktığımızda, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hayati çıkarlarının masada dahi yer bulamadığını açıkça gördük.
Masadaki Teselli Maddeleri
Kahire'de imzalanan anlaşmalar, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de “Mavi Vatan” olarak
koyduğu iddianın sonrasındaki gecikmişliğin ve kaybedilen haklarının hazin bir itirafı
gibi oldu:
- Askeri Çerçeve Anlaşması
- İlaç ve Tıbbi Cihaz Düzenlemesi Alanında İş Birliği
- Bitki Karantinası Alanında Mutabakat Zaptı
- Veterinerlik Hizmetleri Alanında Mutabakat Zaptı
- Ortak Bakanlık Bildirisi (Ticaret)
- Sosyal Koruma Alanında İş Birliği
- Gençlik ve Spor Alanında İş Birliği
İdeolojik İnat, Stratejik Kayıp
Hatırlayalım; Sisi askeri darbe ile göreve geldiğinde, Türkiye’de Erdoğan’ın önderliğinde sokaklar ve meydanlar "Rabia" işaretleriyle inliyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, elinin dört parmağıyla Sisi’ye hakaretler yağdırıyor, Müslüman Kardeşler’in devrik lideri Mursi’ye sahip çıkıyordu.
Meydanlarda "Zalim Sisi" ve "Darbeci" nidaları yükselirken diplomasi rafa kaldırıldı, Kahire ile köprüler atıldı, diplomatik ilişkiler donduruldu.
Tam 12 yıl boyunca Türkiye, Mısır ile diplomatik ilişkilerini durdurdu. Ankara İslami ideolojik kavgalar içindeyken, Sisi ise boş durmuyor, Mısır’ın uluslararası alandaki kazanımlarını yönetiyordu. Ülkesinin Doğu Akdeniz’deki menfaatleri için çok kritik ve stratejik uluslararası anlaşmalara imza atıyordu.
Başta ABD ve AB ülkelerinin hemen hemen hepsi, Sisi ile menfaat anlaşmaları yaparak kendi ülkelerine milyarlarca dolarlık kazanç sağlıyordu. Türkiye ise bu büyük sofradan dışlanıyor, özellikle enerji pastasından pay alamaz hale getiriliyordu.
Mısır kazanıyor, Türkiye göz göre göre kaybediyordu.
Erdoğan’ın meydanlarda attığı sloganlar, Doğu Akdeniz’in petrol ve doğalgaz kaynaklarının ülkeler ve dev yabancı şirketler tarafından paylaşıldığını maalesef halkın gözünden kaçırıyordu.
Peki, hani nerede o uğruna diplomatik savaşlar verdiğimiz Doğu Akdeniz’in trilyon dolarlık enerji kaynakları?
Mısır enerji pastasını bakın kimlerle bölüştü?
- İsrail ile 35 Milyar dolarlık Gaz Tedariki: Aralık 2025’te imzalanan anlaşmayla Mısır, 2040 yılına kadar İsrail gazını alıp kendi tesislerinde sıvılaştırarak Avrupa’ya satacak.
- Yunanistan ile MEB Sınırlandırması: 2020 yılında imzalanan anlaşmayla Mısır, Türkiye’nin kıta sahanlığı iddialarını görmezden gelerek Atina ile el sıkıştı.
- Güney Kıbrıs (GKRY) ile Boru Hattı: Afrodit yatağındaki gazın Mısır’daki LNG tesislerine taşınması için doğrudan iş birliği protokolü yürürlükte.
Bugün gelinen noktada görünen o ki Erdoğan’ın meşhur sözü gerçekleşti: "Atı alan Üsküdar’ı geçti."
"Meydan Okuyan" Cümlelerden Sessizliğe
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok değil daha yakın bir geçmişte Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan konusunda şu sert cümleleri kuruyordu:
"Mavi Vatan'da ne emrivakiye ne yankesiciliğe ne de korsanlığa asla göz yummayacağız. İster Doğu Akdeniz'de ister Eg'de biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz."
Bugün gelinen noktada, Erdoğan’ın "korsanlık ve yankesicilik" dediği enerji paylaşım sofrasına maalesef Libya ile imzalanan o tarihi deniz yetki alanı anlaşmasını koyamadık.
Kuşoğlu TBMM’de Uyarmıştı
CHP’nin akil ismi Bülent Kuşoğlu, Türkiye ile Mısır arasındaki diplomatik kriz sürerken 24 Kasım 2020’de, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki müthiş bir uyarı yapıyordu:
"...Bakın, Doğu Akdeniz'de İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan, Ürdün, Filistin ve İtalya bir araya geldi. Doğu Akdeniz Gaz Forumu kuruldu, biz dışarıdayız. Doğu Akdeniz gazıyla ilgili olarak Rumlar, İsrail ve Amerikalılar anlaşmalar yaparken biz ne yapıyoruz? İsrail ile olan süreçte bu konuda neden somut bir teklifimiz yok? Milletten neyi saklıyoruz?"
Bu tarihi uyarı dahi ne AKP iktidarını ne de Cumhurbaşkanlığını derin uykudan uyandıramadı.
Kahire’de imzalanan "spor ve veterinerlik" anlaşmaları, Kuşoğlu'nun o gün işaret ettiği "masada yer alamama" korkusunun ne kadar haklı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Gemiler Limana, Mavi Vatan Arşive mi?
Sahadaki durum diplomasiden daha vahimdir. Akdeniz'i titretmesi beklenen Abdülhamid Han gibi dev sondaj gemilerimiz, tartışmalı bölgelerden geri çekilmiştir.
2026 başı itibarıyla sahadaki sessizlik ve masadaki "enerjisizlik" birleşince ortaya çıkan gerçek şudur: Türkiye, kendi kıta sahanlığında bile figüran durumuna düşürülmüştür.
Mısır ile normalleşme değerlidir ancak bu normalleşme, Türkiye’nin enerji haklarının feda edilmesi pahasına yapılamaz. Eğer enerji masasında yoksak, sondaj gemilerimiz limanda demirliyse ve masada kaybettiysek acı gerçeği sormanın vaktidir:
Mavi Vatan rüya mıydı?