Kasım 2026’da erken seçim…

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşarken, gündemini yine kendi içindeki "arınma" tartışmalarına hapsetmiş durumda.

Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile mevcut Genel Başkan Özgür Özel arasındaki söz düellosu, partinin enerjisini içe dönük bir polemik sarmalına sokuyor.

Oysa Türkiye’nin önünde devasa bir "arınma" sorunu duruyor: Ucube Tek Adam Rejimi.

"Arınma" kime ve neye lazım?

Siyasetin dili kirlendiğinde vicdanın çürüdüğü bir gerçektir.

Ancak bu çürümenin asıl adresi, CHP’nin kendi içindeki kurultay hesapları mı, yoksa devletin kurumlarını tek bir merkeze bağlayan, liyakati yok eden, hukuku askıya alan "ucube sistem" mi?

Kılıçdaroğlu’nun "emanet kirletilemez" vurgusu ve Özgür Özel’in "saraylara mermer olmak" üzerinden yaptığı çıkış CHP’nin iç sorunu olarak görülebilir.

Lakin, her iki isim de şu soruyu sormaktan imtina ediyor gibi:

Biz kendi içimizde "arınma" ile vakit kaybederken, Türkiye’yi topyekûn felakete sürükleyen o sistemden nasıl arınacağız?

CHP için iktidar yürüyüşü mü, ikbal yarışı mı?

Kılıçdaroğlu’nun "Namuslu evlatlarının elinde bin kez çiçek açar" vurgusu, partinin ideolojik mirasına sahip çıkma çabası olsa da bu retoriğin bir "iç muhasebe" aracı olarak kullanılması, halkın umutlarını yeşertmekten ziyade tarihte örnekleri yaşanan örnekler gibi, "Acaba parti yine mi bölünecek?" korkusunu tetikliyor.

Özgür Özel’in "Butlancılar" ve "Parti içi darbeciler" diyerek yaptığı tanımlamalar, partideki hiyerarşik çatlağı derinleştiriyor.

CHP yönetimi, bir taraftan Saray ittifakına karşı mücadele verdiğini savunurken, diğer taraftan 7'nci Genel Başkan ile girilen bu "alınganlık" eksenli polemik, iktidar yürüyüşünün önündeki en büyük engel haline geliyor.

Türkiye'nin asıl "arınma" adresi: demokratik parlamenter rejim

Bölünen, enerjisini iç çekişmelere harcayan, kurultay davalarıyla vakit kaybeden bir CHP; aslında "ucube rejimin" ömrünü uzatan bir paratoner işlevi görmektedir.

Türkiye’nin ekonomik yıkımdan, dış politikadaki belirsizliklerden ve adaletsizlikten arınmasının tek bir yolu vardır: Demokratik Parlamenter Rejime dönüş.

  • CHP’ye Çağrı: Partiniz bir "emanet" ise, bu emanetin bekçiliği "içerideki mermerleri" ayıklamakla değil, Saray rejiminin temellerini sarsmakla olur.
  • Halkın Beklentisi: Vatandaş, bir genel başkanın diğerine "alınma" veya "sen bana laf çarptın" demesini dinlemek istemiyor. Halk; ekmeğinin neden küçüldüğünü, adaletin neden uğramadığını ve bu ucube sistemden nasıl kurtulacağını duymak istiyor.

Son Söz: kendi çiçeklerinizi kendi bahçenizde ezmeyin

Eğer "emanet kirletilemez" deniliyorsa; bu emanet sadece bir kişi ya da bir yönetim değil, Türkiye’nin demokrasi umududur.

Değerli okurlarım,

Bu yazımı tamamlamak üzereyken, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.

Karar sonrası CHP Genel Başkanı Özgür Özel, X üzerinden yayınladığı videoda özetle dedi ki:

"Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum. Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!"

Kemal Kılıçdaroğlu da mutlak butlan kararı sonrası sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:

"Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir. Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir. 38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.

Gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir. Gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.

Bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız. Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır.

Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.

Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz. Herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum. Biz bir aradayız!"

Sonuç açıktır: Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, CHP’nin kendi içindeki bu durumu ucube rejime hizmet etmek için değil; tam tersine, bu rejimin değişmesi için tek bir yumruk olarak çok hızlı şekilde sonuçlandırmasıdır.

CHP’nin bu yaşadıklarını şimşek hızı ile atlatacak beceriyi gösteremezse Recep Tayyip Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürer.

Hatta şunu da söyleyebilirim;

AKP ve MHP bu fırsatı zafere çevirmek için şu kararı alabilir:

Kasım 2026’da erken seçim…