Kahramanmaraş’ın kahraman şehidi; Ayla öğretmen

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş saldırıları: Gerçek sorumlular kimler?

Şanlıurfa…
Ne muhteşem unvan: “Şanlı”

Kahramanmaraş…
Ne muhteşem unvan: “Kahraman”

Şanlı ve Kahraman illerimizin okulları…
Çocukları…
Ve maalesef kanlı şiddet… cinayet…

Bir ülke daha neyi bekler?

Bu iki saldırı yalnızca bir “güvenlik açığı” değildir.

  • Bu iki saldırı bir zihniyet krizidir.
    Bu iki saldırı bir yönetim krizidir.
    Bu iki saldırı bir eğitim krizidir.
    Bu iki saldırı bir toplum krizidir.

Ve şimdi Hürriyet yazarı, CNN Türk programcısı Ahmet Hakan çıkıp teşhis koyuyor:
“Kayıp Nesil.”

Peki soralım:

O nesli kim, neden, nasıl kaybetti?

Teşhis var, fail yok

Ahmet Hakan bir teşhis koyuyor.
Başlık: “Kayıp Nesil.”

Ama teşhis var, fail yok.

Yazdığı maddelere bakalım:

  • Önlem şart…
    Sağduyu…
    Özenti…
    Travma…
    Disiplin…

Hepsi doğru gibi.

Ama çok eksik.

Çünkü en kritik soruyu sormuyor:

Bu noktaya nasıl gelindi?

24 yıllık iktidar: Hiç mi sorumluluk yok?

Hiç mi yok?

Oysa gerçek ortada:

Muhalefet son yıllarda çocuk suçları, okulların ve öğretmenlerin güvenliği konusunda mecliste onlarca önerge verdi ama MHP + AKP tarafından her seferinde reddedildi.

Bu cümle tek başına bile gerçeği anlatıyor.

Ama Hakan bu gerçeği biliyor.
Yazısında millete duyurmuyor.
Gizliyor.

Unutturulan söz

Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce söylediği bir cümle var:

“Dindar ve kindar bir nesil yaratacağız…”

Bu söz sadece bir siyasi söylem değildir.
Bu söz bir eğitim vizyonudur.

Bugün yaşananlar, bu vizyon tartışılmadan açıklanamaz.

Ama Hakan ne yapıyor?

Bu sözü unutuyor.
Daha doğrusu unutturmaya çalışıyor.

Medya neden suskun?

Peki televizyonlar?

  • TRT dahil…
    Silah… tehdit… kavga… cinayet…

Dizilerde sergilenirken neden suskunluk? Nerede RTÜK?

Neden bu şiddet dili sorgulanmıyor?

Ve bir başka çarpıcı örnek:

Acun Ilıcalı’nın Survivor yarışmasındaki kavga ve gerilim dili…

  • Neden bu da eleştiri dışında?

Çünkü mesele çözüm değil.
Mesele yönlendirme.

Sorumluluk zinciri: Aile, ekonomi, eğitim

Hakan’ın yazısında bir başka eksik daha var:

Ailelerin sorumluluklarına hiç değinmiyor.
Ekonomik krizlerin sosyal krizlere neden olabileceğinden hiç bahsetmiyor.

Oysa gerçek çok net:

  • Ekonomik çöküş = sosyal çöküş
    Sosyal çöküş = şiddet artışı

Bu kadar basit.

Ayrıca okullarda din görevlileri atanması da görüldü ki çözüm değil.

Sorun daha derin.
Sorun sistemsel.

Andımız neden hatırlanmıyor?

“Kayıp Nesil” demek kolay.

Ama gerçek şu:

Bu nesil kaybolmadı.
Bu nesil ihmal edildi.

Okullardan kaldırılan Andımız’ın şu cümleleri neden unutuluyor?

  • “İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
    yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
    Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.”

Bu sözler bir slogan değildi.

Bir davranış ilkesiydi.

Çocuklara her gün hatırlatılan bir değerdi.

Peki şimdi?

Bu değerler çocuklara nerede, nasıl öğretiliyor?

Kaldırmak kolay.
Yerine ne koydunuz?

İşte asıl soru bu.

Dünya araştırıyor, Türkiye seyrediyor

ABD…
Avrupa…
İskandinav ülkeleri…

Okul saldırılarını yıllardır araştırıyor.

Veri üretiyor.
Model geliştiriyor.

Türkiye’de ise:

Araştırma yok.
Veri yok.
Strateji yok.

Sadece olay sonrası refleks var.

Ahmet Hakan’ın yazısı bir şeyi açıkça gösteriyor:

Sorunu anlatıyor ama sorumluyu gizliyor.

Bu bir eksiklik değil.

Bir tercihtir.

AKP iktidarının ihmallerini gizleme tercihidir.

Bugün sorulması gereken tek soru şu:

Kayıp Nesil mi?

  • Yoksa kayıp adalet…
    Kayıp eğitim…
    Kayıp güvenlik…
    ve kayıp sorumluluk mu?

Cevabı herkes biliyor.

Bir öğretmen: Ayla Kara

Bu karanlığın içinde bir ışık da vardı ama çocuklarını, Kahramanmaraş’ta kahramanca şehit oldu.

  • Matematik öğretmeni Ayla Kara…

Saldırı anında kaçmadı.

Saklanmadı.

Öğrencilerini korumak için onların önüne geçti.

Kurşunlara karşı bedenini siper etti.

Ve o an…

Şehit Ayla öğretmen sadece ders anlatmadı.

Ayla öğretmen, andımızın “küçüklerimi korumak” ilkesini canıyla yaşattı.

  • İşte gerçek eğitim budur.
    İşte kaybolmayan değer budur.

Asıl soru ise şudur:

Bir öğretmenin canını vererek yaptığı fedakârlığı, bir devlet neden sistemle koruyamaz?

Bugün, Cumhurbaşkanından Millî Eğitim Bakanlığı’na ve muhalefete düşen sadece açıklama yapmak değildir.

Hep birlikte somut adımlar atılmalı acil önlemler devreye alınmalıdır.

Öneri

Ankara Beşevler’de, yıllardır eğitim politikalarının tartışıldığı şura salonuna “Şehit Ayla Kara MEB Şûra Salonu”

Ya da Beşevler’deki tüm MEB kampüsüne “Şehit Ayla Kara Kampüsü” adı verilmelidir.

Çünkü Ayla Kara yalnızca bir öğretmen değil, bu ülkenin çocuklarını korumak için canını veren bir eğitim neferi ve bir şehittir.

Onun adı bir tabelada değil, bu ülkenin eğitim anlayışının merkezinde yaşamalıdır.

Böyle bir karar, sadece bir vefa değil, aynı zamanda çocuklara verilecek en güçlü mesajdır:

Bu ülkede öğretmenlik bir meslek değil, gerektiğinde canını ortaya koyan bir vicdanın adıdır.

Taziye

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırılarda hayatını kaybeden Ayla Kara başta olmak üzere herkese Allah’tan rahmet diliyorum.

Yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum.

Ailelerinin ve milletimizin başı sağ olsun.