Hayat mı, rant mı?

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Bir ülkenin geleceği sadece ekonomisiyle değil, o ülkenin insanlarını sağlıkla uzun yıllar yaşatacak hekimlerin nitelikli olarak nasıl yetiştiğiyle de ölçülür.

Ancak gelinen noktada görüyoruz ki sağlığımız da ranta kurban ediliyor.

Hasta mı, müşteri mi?

Sağlık mı, rant mı?

Bu sorular bugün Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Demirer'in şu vurucu açıklaması ile bir kez daha gündeme geldi:

"Çanlar Tıp Eğitimi için çalıyor…!

Hasta garantisi üzerinden çalışan ve müteahhit firmalara rant sağlayan devasa şehir hastanelerinin açılması her yıl çok sayıda doktor mezun eden ve ülkemizin hekim ihtiyacını karşılayan büyük şehirlerdeki tıp fakültelerinde verilen eğitime ve özellikle mezuniyet sonrası asistan eğitimine çok büyük darbe vurmuştur.

Hasta garantisi bazında çalışan devasa şehir hastanelerinin garanti edilen hasta sayısına ulaşabilmesi için Sağlık Bakanlığı, büyük şehirlerde bulunan ve Türk halkına neredeyse 90 yıldır hizmet veren, Cumhuriyetimizle özdeşleşmiş kamu hastanelerini kapatmakla kalmamış; bakanlık talimatıyla tüm 112 ambulanslarını devasa şehir hastanelerinin acil servislerine yönlendirme uygulamasına başlamıştır.

Ülkemize çok büyük hizmetler vermiş, binlerce hekim yetiştirmiş Cumhuriyetimizin çok önemli kazanımları olan tıp fakültelerimizin hastanelerine, Sağlık Bakanlığı 112 ambulans sistemi üzerinden üstü kapalı bir ambargo uygulamaktadır.

Bu yüzden tıp fakültelerinde eğitim alan asistan doktorlarımızın gördüğü acil cerrahi, kalp krizi, inme ve kanamalar ile trafik kazası vakalarının sayılarında son 8 yılda çok ciddi bir düşüş yaşanmıştır.

Yeterince acil karın hastası görmemiş, apandisit ameliyatını bile bir elin parmakları kadar yapmış, yeterince koroner damara stent takmamış, trafik kazası hastası görmemiş ya da beyin kanamasına müdahale etmemiş asistanın eğitimi yeterlidir demek mümkün müdür?

Eskiden bir genel cerrahi asistanı eğitiminin ilk 3 ayında en az 5 apandisit ameliyatını başarı ile yapıyorken şimdi 5 yıllık eğitiminde sadece bu sayıda apandisit ameliyatı yapar olmuştur.

Bu utanç verici bir durumdur; mezuniyet sonrası asistan eğitimine vurulmuş bir darbedir.

Büyük şehirlerde bünyesinde tıp fakültesi bulunan tüm üniversite rektörlerinin Sağlık Bakanlığı ve Bakan Prof. Dr. Kemal Memişoğlu düzeyinde girişimde bulunarak 112 ambulans sistemi üzerinden tıp fakültesi hastanelerine uygulanan örtülü ambargonun derhal kaldırılması ve 112 sisteminin daha adil çalışması sağlanmalıdır.

Acil vakalarda şehir hastaneleri lehine yapılan pozitif ayrımcılığa son verilmelidir.

Bugün ambulans gitmeyen o üniversite hastanesinde yetişemeyen asistan, yarın sizin veya çocuğunuzun ameliyatına girecek olan doktordur."

İlaveten söylemem gerekir ki donanımsız kalacağını hisseden genç hekim, çok üzücü ama çareyi yurt dışına gitmekte buluyor.

Eğitimsiz kalan hekimler göreve başladıklarında, sadece randevu bulamamakla değil, liyakatli hekim bulamamakla da sınanacağız.

Sayın Bakan Prof. Dr. Kemal Memişoğlu,

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1990 yılında mezun olan hekim kökenli bir yönetici olarak üniversite hastanelerinin sağlık sistemi üzerindeki etkisini en iyi bilenlerden birisiniz.

Hacettepe’nin koridorlarında yetişirken vaka sayısı kısıtlı olsaydı, bugünkü tecrübenize ulaşabilir miydiniz?

2 Temmuz 2024’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 67. Hükümetin Sağlık Bakanı olarak atanmanızdan önce uzun yıllar hastanelerde ve son olarak da İstanbul gibi devasa bir kentte il sağlık müdürlüğü yaptınız.

Sağlık sisteminin sorunlarını da birebir yaşadınız.

Meslektaşınız Sayın Prof. Dr. Demirer’in çığlığı çok önemli bir sorunu gündeme getiriyor.

Üniversite hastanelerinde eğitim gören doktor adaylarının dört dörtlük yetiştirilmesi en çok ve en yakından sizin hem mesleki hem de bakan olarak sorumluluğunuzdadır.

Şehir Hastaneleri modeline gelince, Cumhurbaşkanı Erdoğan bu modelden vazgeçildiğini de açıklamıştı.

Sayın Bakan, insan sağlığı ranta kurban edilir mi?

Bu vesile ile sistemdeki uzun randevu sürelerinin insanların sağlıklarını da olumsuz etkilediğini vurgulamak isterim.

Sonuç olarak Sayın Bakan, lütfen en hızlı şekilde ambulans / şehir hastaneleri / rant uygulamasına son verin.

Bu rantçı sistem ile üniversiteler hastasız, asistanlar neştersiz, Türk halkı ise nitelikli hekimden mahrum bırakılıyor.

Sayın Bakan, bu “ambulans ambargosuna” son verecek misiniz?

Yoksa şehir hastanelerinin “müşteri garantisi” tıp eğitiminin iflasından daha mı önemli?

Saygılarımla…

Sağlık Sağlık Bakanlığı Kemal Memişoğlu