Efsane siyasi liderler unutulamaz; Ruhun şad olsun ÇOBAN SÜLÜ

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

17 Haziran 2015’te 90 yaşında hayatını kaybeden Türkiye Cumhuriyeti'nin 9. Cumhurbaşkanı, Türk siyasetinin en renkli, en dirayetli ve hem de en tartışmalı isimlerinden biri olan Süleyman Demirel'in vefatının 10. yıl dönümü.

1 Eylül 1969'da gazeteciliğe ilk adımımı attım.

Aradan geçen 56 yılı aşkın meslek hayatımda 8 Cumhurbaşkanı, 15 Başbakan gördüm.

12 Mart Muhtırasını,

12 Eylül Darbesini,

28 Şubat sürecini,

15 Temmuz darbe girişimini,

Koalisyonları da gördüm, tek parti iktidarlarını da ucube tek adam rejimini de gördüm...

Yüzlerce bakan, genel başkan ve siyasi lider izledim.

Ama Süleyman Demirel hepsinden farklıydı.

Çünkü o yalnızca bir siyasetçi değildi.

Türkiye’nin en önemli dönemlerine imza atandı.

Merhum Cumhurbaşkanım Demirel’i siyasi yasaklı iken, iktidarda Başbakan iken ve muhalefette iken de izledim.

Cumhurbaşkanlığı görevindeki tarafsızlığı ve devlet adamlığı ile gönlüme taht kuran siyasetçiler arasından yer aldı.

Türk siyasi tarihine geçen 7 kere gidip 8 kere gelen adam sözünün sahibi boşuna olmadı.

12 Mart’ta gitti.

12 Eylül’de gitti.

Siyasi yasaklarla karşılaştı.

Partileri kapatıldı.

Ama her defasında milletin önüne çıktı ve onların teveccühü ile yeniden döndü.

Demirel her darbede, her siyasi yasakta ve her engelde yeniden ayağa kalkmayı başardı.

Bu nedenle yalnızca bir siyasetçi değil, aynı zamanda siyasi mücadelenin sembolü oldu.

Kimileri ona “Morrison Süleyman” dedi.

Yıllarca bu lakapla eleştirildi.

Kimileri onu Amerika’ya yakın olmakla suçladı.

Kimileri sağ siyasetin simgesi olarak gördü.

Ama Demirel bütün eleştirilere rağmen halkla kurduğu bağı hiç kaybetmedi.

Anadolu’yu iyi biliyordu.

Köylüyü de biliyordu.

Esnafı da...

Çiftçiyi de...

Memuru da...

Onun için siyaset yalnızca Ankara’da değil, Anadolu’nun tozlu yollarında yapılırdı.

Süleyman Demirel denildiğinde akla gelen ilk simgelerden biri hiç kuşkusuz fötr şapkasıdır.

O şapka yalnızca bir aksesuar değildi.

Bir siyasi marka haline gelmişti.

Demirel’in fotoğrafını görmeye gerek kalmadan fötr şapka denildiğinde akla gelen ilk isim oydu.

Miting meydanlarında şapkasını sallayan Demirel, milyonlarca insanın hafızasına böyle kazındı.

Bir başka unvanı ise “Barajlar Kralı” idi.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nden gelen mühendis kimliğiyle Türkiye’nin kalkınmasında büyük rol oynayan dev projelere imza attı.

Barajlar...

Yollar...

Köprüler...

Enerji yatırımları...

Onun siyasi anlayışında kalkınma en önemli başlıklardan biriydi.

Bu nedenle milyonlarca insan onu yıllarca “Barajlar Kralı” olarak andı.

Meslek hayatım boyunca sayısız kez izledim.

Sorular sordum.

Haberlerini yaptım.

Ama yıllar geçtikçe şunu daha iyi gördüm:

Süleyman Demirel yalnızca bir siyasi lider değildi.

Türk siyasetinin yaşayan hafızasıydı.

Demirel’i ölümsüzleştiren yalnızca görevleri değildi.

Sözleriydi.

Nükteleriydi.

Hazır cevaplı olmasıydı

Bir gazetecinin sorusuna bazen tek cümleyle manşet çıkartırdı.

Ve mesleğimiz açısından en önemli olan da gazeteci dostu olmasıydı.

Güniz Sokakta odasındaki kırmızı telefonun numarası biz gazetecilerde olurdu ve çok önemli gelişmelerde aradığımızda kendisi açar sorularımızı yanıtlardı.

İster lehine ister aleyhine haber yapsın hiçbir gazeteciye kızmaz, küsmezdi.

Yandaş gazetecileri hiç olmadı.

Avukatı eski bakan değerli ağabeyim Yaşar Topcu canlı yayın yaptığım televizyonda konu cumhurbaşkanına hakaret davalarında iken şu anısını anlattı:

1979'da Antalya'da bir vatandaş kahvehanede Demirel'e ağır küfürler etmiş, savcılık da re'sen dava açıp kişiyi tutuklatmış. Demirel olayı öğrenince bana dedi ki;

"Bir ülkenin vatandaşı durup dururken Başbakanına sövmez. Biz kim bilir adamı ne kadar bunalttık ki küfretti. Git bak bakalım sorunu neymiş…"

Demirel’in Avukatı Topcu gidip bu çiftçinin ürün girdilerinden yakındığını öğrenince o kişinin tahliyesini sağlamış.

12 Eylül1980 darbesi sonrası merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yüksek enflasyonla başa çıkamaması nedeniyle siyasi yasağının kalkması için yapılan halk oylaması mitinglerinde o meşhur slogan atıldı:

  • “Kurtar bizi baba...”

Bu slogan da Demirel’in siyasi hikâyesinin unutulmaz parçalarından biri oldu.

Türkiye’nin önemli bir kesimi için Demirel güven ve devlet tecrübesi demekti.

17 Haziran 2015’te fötr şapkasını çıkarıp aramızdan ayrıldı.

Arkasında başarılarıyla da eleştirileriyle de Türk siyasetine damga vurmuş uzun bir hikâye bıraktı.

Bugün Türkiye’de Demirel’i sevenler de vardır, eleştirenler de...

Ama hiç kimse onun Türk siyasi tarihindeki yerini inkâr edemez.

Çünkü Süleyman Demirel yalnızca bir siyasi lider değildi.

Türkiye’nin çok partili siyasi hayatına damga vurmuş yaşayan bir tarih sayfasıydı.

Aradan yıllar geçti.

Ama ne fötr şapkası unutuldu...

Ne “Barajlar Kralı” unvanı...

Ne “Kurtar bizi baba” sloganı...

Ne de her düştüğünde yeniden ayağa kalkmayı başaran o inatçı siyasi mücadele...

Ölümsüz efsaneler unutulmaz.

Ruhun şad olsun BABA...