Düşman ceza hukuku ve Ömer Faruk Eminağaoğlu
Yeniçağ Gazetesi’nde 14 Mart 2023’te “Bir düşman ceza hukuku” başlığı ile yayınlanan yazımın tamamını bu yazımın sonuna koydum. Önemli bölümünü hatırlatarak başlayalım.
“Ankara 11’inci Asliye Ceza Mahkemesince 31 Mayıs 2021’de ‘beraat’ kararı verdi…
Bu karara karşı savcı ve katılanlar istinaf başvurusu yaptı.
Bu liste konusunda Zafer Çağlayan da benim hakkımda başvuru yaptı.
Başka bir savcı ‘ifade özgürlüğü’ diyerek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi, Çağlayan tarafından yapılan itiraz sulh ceza yargıçlığı tarafından reddedildi.”
Değerli okurlarım,
Söz konusu yargılamaya dayanak olan bir sosyal medya paylaşımının kaynağı CHP’nin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 7 Kasım 2016’da yaptığı şu konuşmadır:
“Biz sokağa çıkmayacağız. Mücadele edeceğiz. Bedel ödemek gerekiyorsa öderiz. ByLock kullanan 4 AKP'li bakanın ve 60’a yakın ByLock’çu vekilin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını talep edeceğiz…"
“Beraat” ile sonuçlanan Eminağaoğlu davasının hala devam ettiğini öğrenince gözlemlemek için adliyeye gittim.
Öyle bir duruşma izledim ki gözlerime kulaklarıma inanamadım.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mahkemesinde yaşananlardan dolayı şok oldum, ülkem adına, hukuk adına utandım ve bu adaletsiz duruşmayı yaratanlara çok kızdım.
Hiç kimsenin hukuku da ülkemizin saygınlığını da yargıçlığın onurunu da ayaklar altına hakkı olmaz, olamaz.
“Türkiye Hukuk Devleti” diyenleri yalanlayan bir hakim ve bir savcı vardı kürsüde.
Anayasa’nın “bağımsız ve tarafsız” diye tanımlanan hükmünü de yok sayan bir hakim ve bir savcı vardı kürsüde.
İstiklal Mahkemeleri aklıma geldi izlerken.
Sanık kürsüsünde ise Yargıçlar ve Savcılar Derneği başkanlığı da yapan hukukçu avukat Ömer Faruk Eminağaoğlu vardı.
12 Eylül darbecilerinin bir sağdan bir soldan diyerek idam hükmü verdikleri mahkemelerde de bile böyle bir yargılama asla yapılmadı.
Sanık Eminağaoğlu dedi ki:
- “Orada cübbe giyerek oturuyorsunuz.
Cübbe giymek ayrı, yargıç gibi davranmak ayrı.
Fakülte bitirmekle hukukçu, cübbe giymekle yargıç, tabela asmakla mahkeme olmaz demiştim.
Bugün Türkiye’ye bakınca ne kadar haklı olduğumu görüyor, bu sözümü bir kez daha tekrar ediyorum.
Bu konuda keşke haklı olmasam diyorum ama nerde...”
Eminağaoğlu bunları söylerken hakim, savcı ve davacı avukatları gözlemledim.
İnanın bana neredeyse hepsi başları önlerinde dinlediler.
Bekledim ki hepsi şiddetle itiraz etsinler.
Bekledim ki tepki göstersinler. Heyhat…
Eminağaoğlu dedi ki;
- “Geçen duruşmanın SEGBİS kayıtları birkaç saat önce dosyaya girdi. Sayfalarca belgeyi nasıl okudunuz da dosya hakkında mütalaa vereceksiniz savcı hanım?
Ankara'da bir mahkeme, aynı davada iki ayda dört duruşma neden yapıyor...
Bu ne hız...
Birkaç saatte sanık olarak ben nasıl inceleyecek, nasıl savunma yapacağım ki siz nasıl yargılama yapıp karar vermek için savcıdan mütalaa istiyorsunuz?”
Ne hakim ne savcıdan yanıt yok.
Hakim de savcı da o kadar kısık sesle konuşuyorlar ki Eminağaoğlu bağıra bağıra, “ne diyorsunuz hiç duyamıyorum” diyor.
Ceza muhakemeleri yargılama usulüne aykırılıkları Eminağaoğlu da avukatları da haykırıyor.
Dosyada eksik ifadeler ve belgeler olduğu ve tamamlanması gerektiği bas bas bağırılıyor.
Ne hakimin ne savcının umurunda değil.
Tüm eksiklere rağmen dosyayı karara bağlamak için savcı da hakim de mağdur olduklarını iddia edenlerin avukatları da koro halinde birkaç kelimelik sözlerle mahkumiyet kararını destekliyorlar.
Karar hukuken değil siyaseten sanırım çoktan verilmiş.
Eskiden AKP’li olan DEVA Genel Başkanı Ali Babacan da davaya müdahil olmuş.
Önce ondan başlayayım.
Keşke gelip de yaşanan yargılama utancını yaşasaydı Ali Babacan.
Bu hukuk ayıbını izlemeleri için Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinde 13 Şubat 2026’da saat 14:00’de “Adalet Sarayı” binasında yapılacak 5. Duruşmaya tüm davacıları davet ediyorum.
Ali Babacan’ı, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’u, HSK başkanlarını, TBMM’nin 4 eski başkanı buyurun gelin Türkiye’de “bağımsız ve tarafsız yargı” var mı görün.
Ayrıca HSK’nın mevcut üyelerine de Adalet Bakanına da bu savcı ve hakim hakkında fikir sahibi olmaları için 23 Ocak 2026’daki bu mahkemede alınan video kayıtlarını izlemelerini öneriyorum.
Ankara Barosu Avukat Hakları Merkezinden, CHP’den, Halkın Kurtuluş partisinden yaklaşık 20 avukat yargısal tarafsızlıklarını yitirmiş izlenimi veren savcı ve hakimi izlediler.
Bu fotoğrafı da dikkatinize sunuyorum:

Cuma günü adliye koridorları bomboştu. Sanırım mübarek gün nedeniyle Cuma’ları duruşmalar yapılmıyor ya da çok azında yapılıyordur.
Eminağaoğlu gelmeden, duruşma başlamadan önce kimler hazırdı biliyor musunuz? Polisler…

Duruşma sırasında da 11 polis 5 özel güvenlik de duruşmayı izledi.
ByLock’cu 60 kişinin adı yüzlerce kişi tarafından paylaşılarak yayılmış ama tek yargılanan hukukçu Eminağaoğlu.
Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “125 bin ByLock kullanıcısı tespit ettik” demiş ancak bu liste o günde bugüne paylaşılmadı. Ört bas edildi.
Mahkeme bu listeyi içişleri bakanlığından istesin ki ak-kara belli olsun
- Eminağaoğlu sosyal medya hesabı “X” paylaşımda diyor ki;
“Acelesi neden!.. Nereye koşuyor...
100 binlerce kişinin paylaştığı, içinde Hakan Şükür'ün de olduğu ve 60 kişinin yer aldığı "ByLock olan AKP'liler" listesini paylaşmak nedeniyle suçlanıyor ve tam dokuz yıldır yargılanıyorum.
İbretlik bir yargılama!
4 TBMM Başkanı, 4 HSK Başkanı (diğer bakan ve milletvekilleri de cabası) davada yer alınca, yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesinden bahsetmek zaten olanaksız.
Cumhuriyet tarihinde bir davada ilk kez 4 HSK Başkanı...
Bu nedenle mahkemede de suni teneffüs hali...
En son 2025'te olmak üzere, düzenlenen yeni iddianamelerle sürekli davanın kapsamı genişliyor.
Yargıcın çaresizliğinin ötesinde, tarafsızlık konusunda kuşku uyandırmak da değil, kuşkunun da ötesindeki hukuk dışı işlemler saymakla bitmiyor...
Bir yargılamada yaşanmayacak ne varsa her şey yaşanıyor...
Tek bir kanıt toplanmayıp işlemler de sürerken savcı ne hikmetse bu süreçte cezalandırılmam için görüş bile açıklayabiliyor!
Son dört duruşmada yaşanmayan hukuk skandalı kalmadı. Daha neler yaşayacağımızı önümüzdeki duruşmada göreceğiz.
2025'teki son iddianame konusunda bile, savunma hakkım elimden alınmış, savunma yapmaktan vazgeçmiş sayılmam karşısında, bir oyun oynandığı açıkça görülüyor.
Bizler için tek seçenek elbette BURSA NUTKU!
Duruşma biter bitmez, savcı ve yargıç adeta kaçarcasına, duruşma salonu içinden yargıcın odasına birlikte hızlıca geçiyorlar.
Koridora ve duruşma salonuna açılan yargıç odasının bu iki kapısı da içeriden kilitleniyor.
Yaşanan hukuk skandalları, Ankara Barosu Avukat Hakları Merkezi ve duruşmada yer alan sanıklar vekil ve müdafilerinin ayrı ayrı tuttuğu iki tutanakla belgelendi.
Bu tutanaklar, Ankara Barosuna, Mahkeme dosyasına ve hem yargıç hakkında yetki değişikliği için hem de suç duyurusu için HSK'ya iletildi.
Hukuk mücadelesine devam.
Destek verenlere teşekkürler.
Yargı reformlarına nispet, iki ay bile geçmeden dört duruşma: 19.12.2025, 16.1.2026, 23.1.2026, 13.2.2026...
Süper hız, yargı elbette hızlansın da...
Yargılamada usul kurallarına aykırılıklar her geçen gün daha da artıyorsa, bu koşu ne için ve nereye...
23.1.2026 tarihindeki duruşma konusunda desteklerini esirgemeyen binlerce kişiye içten teşekkürlerimle.
Önümüzdeki Duruşmada; Yaşanacaklara tanık olmak ve destek için herkes davetli.
Basınımız da bu durumu belgelemeli... Hukuki mücadeleye devam...
Yer ve tarih: Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi (Sıhhıye Adliyesi) 13.2.2026; SAAT 14:00”
- Ve işte SEGBİS kaydından bir bölüm:
Ve işte SEGBİS kaydından bir bölüm:
“Ömer Faruk Eminağaoğlu: SEGBİS kayıtları, bilirkişi tarafından çözülüyor. Baktım bir iki saat önce sayfalarca tutanak dosyaya girmiş. Bilirkişi raporuna itiraz hakkım var.
Ben influenza teşhisime ilişkin rapor sunduğumu, avukat olduğum ve hastalık nedeniyle konuşamadığım için o hafta duruşmalara çıkamadığımı söyledim. Bunlar yapılan çözümlemelerde yok.
Yargıç, geldiniz savunma yapın yoksa savunmadan vazgeçmiş sayıyorum demişti. Ben de saygım gereği geldim. Konuşamıyorum. Ayaklarımla geldim diye ayaklarımla savunma yapacak halim yok dedim.
Rapordaki teşhis ve bunlar SEGBİS çözümünde yok. Savunmadan vazgeçmiş saydınız. Savunmamdan vazgeçmedim. Vazgeçmiyorum. Bu SEGBİS tutanağı, bilirkişi raporunu, eksiktir, hatalıdır, yeniden çözüm yapılsın, itiraz ediyorum.
Savcı hanım esas hakkında mütalaa vereceğim diyor. Savcı hanım iki saat önce dosyaya girmiş bu tutanaklar. 7 klasörde toplam dosya. Nasıl okudunuz bunları.
- Savcı Hanım: Ben gelir gelmez okudum. Duruşma öncesi okudum.
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Bu arada yargıcı ret dilekçesi verdim. Dilekçenin bir kısmı dosyaya girmiş. Ekleri daha duruşma başlarken girmemiş. Bu konuda konuşmak istiyorum. Bakın eklerini görmediniz.
- Yargıç: Size söz vermiyorum.
- Savcı Hanım görüşünüz: Davayı uzatmak istiyor, yargıcı ret isteği reddedilsin.
- Yargıç: Davayı uzatmaya yönelik, ret isteğinin geri çevrilmesine.
Eminağaoğlu Sayın Yargıç, eklerini görmediniz.
- Yargıç: Sen söz vermeden konuşuyorsun.
Eminağaoğlu: Sen derseniz bende aynı şekilde hitap ederim
Bilirkişi raporuna itirazım var.
- Yargıç: Bu durum davaya yenilik katmayacağından itirazın reddine.
Eminağaoğlu: Efendim, bu konuda avukatlarıma, savcıya söz verip görüş olmadınız.
- Yargıç: Susar.
- Yargıç: Geçen oturumda Hakan Şükür hakkındaki dava için ayırma kararı vermiş isek de bu karardan dönülüp davanın birlikte yürütülmesine
Eminağaoğlu: Sayın Yargıç. 20 yıl önce CMK’nın bazı maddelerinin TBMM komisyon görüşmelerinde bulundum.
Hükümet tasarısında, kararların, dava açamayacağı, ceza davasında katılan sıfatı alamayacağı, tebligat yapılamayacağı hükmü vardı. Bu TBMM’de kabul edilmedi ve metinden çıkarıldı. Hakan Şükür yurtdışında ve adresi belli. Bu durumda ona iddianame tebliği gerekli. Bu konuda ara kararı veriniz.
- Yargıç: Söz vermeden konuşmayınız.
Sanık avukatlarının söz isteğine rağmen onlara söz verilmez.
- Yargıç: Savcı Hanım esas hakkında görüş bildirin
Eminağaoğlu: Sayın yargıç sizi reddettim bu ret kararını geri çevirdiniz. Bu karara karşı iki haftalık itiraz hakkı var. Daha kanıtlar toplanmadı. Savcıdan nasıl görüş istersiniz.
Sanık avukatları söz ister. Söz verilmez.
Eminağaoğlu: Sayın Yargıç itiraz sonucunu görmeden ve ret konusunda da bu aşamada yasa hükmü açık başka işlem yapamazsınız.
- Yargıç: Savcı Hanım görüşünüz:
- Savcı: Sanığın suçu sabittir cezalandırılsın.
Eminağaoğlu: Bakın bir acele edilme nedeniniz var. Hakan Şükür'e tebliğ zorunlu, siz kaçıyorsunuz.
Bu arada dosyayı okumuyorsunuz.
Emrullah İşler Suudi Arabistan da Türkiye Cumhuriyeti'nin büyükelçisi. Yeni öğrendim orda olduğunu. Büyükelçiliklere iddianame tebliği, Tebligat Kanunu ve Adalet Bakanlığı yazısı gereği, PTT veya Adalet Bakanlığı yolu ile değil, Dışişleri Bakanlığı ile yapılır
Alın size Adalet Bakanlığı yazısı.
Emrullah İşler'e lütfen iddianame tebliğ edilsin. Dosya eksik. Geçen seferde tebligat eksiklikleri nedeniyle istinaf bu nedenle dosyayı bozdu.
- Yargıç: Size söz vermiyorum.
Eminağaoğlu: Hakan Şükür ve Emrullah İşler konusundaki tutumunuz nedeniyle ısrarlısınız. Sizi tekrar reddediyorum. Bu konuda karar verin.
Yargıç, bu konuda karar vermez.
Sayın Yargıç, lütfen bu konuda karar verin
Savunma avukatları: Müvekkilimizin talepleri karara bağlansın. Sonra savunma yapacağız. Ayrıca bakanlarımız var.
- Yargıç: Söz vermiyorum
Yargıç, diğer tarafa dönerek sorar:
Ali Babacan vekili: “Sanık cezalandırılsın.” Sonra 4 avukat da bu sözleri aynen tekrarlar…
Bu arada sanık vekilleri söz ister ancak yargıç hiç söz vermez.
Sanığın istekleri zapta geçirilip karara bağlanmaz.”
Duruşma sonu savcı ve hakim alkışlarla protesto edildi ve Eminağaoğlu’na desteğe gelen yaklaşık 50 izleyici ile hatıra fotoğrafları da çekildi:

- Bir de gazeteci kardeşim Can Ataklı’nın 13 Haziran 2017’deki yazısından şu bölümü anımsatayım:
“Gördüğüm ByLock’çu Milletvekili Listesinde 61 İsim Var
Önceki gün yazdığım yazı tahminimin üzerinde ilgi gördü. MİT’in ByLock’çu milletvekili listesini iktidara verdiğini yazmıştım. Listeyi birkaç saniyeliğine gördüğümü, içlerinde “dudak uçuklatacak isimler” bulunduğunu belirtmiştim.
O gün yazmayı unuttuğum şey şuydu; o listede tam 61 AKP’li milletvekili olduğunu söylemişlerdi.
Yazının yayınlanmasından sonra pek tabii birçok kişi merak içinde “gördüklerinin arasında hatırladığın kimler vardı?” diye soru yağmuruna tuttu.
İsim vermem hukuken mümkün değil. Ama bazı bakanlar olduğunu, şu anda hemen her gün FETÖ aleyhine demeçler veren, TV ekranlarında aslanlar gibi çarpışan isimler de var.
Ancak şunu söylemeliyim; bu isimlerde ByLock olması bu kişilerin aktif birer FETÖ teröristi oldukları anlamına gelir mi, şüpheliyim.
Çünkü anladığım kadarıyla bu ByLock denilen haberleşme sistemi bir dönem devlet içinde “daha güvenli iletişim aracı” olarak kullanılmış.
Cemaatin en güçlü olduğu dönemlerde AKP’lilerin tamamı hiç sakınmadan bu ekiple iç içeydi. Bu dönemde “aramızda daha rahat haberleşiriz” denilerek birçok milletvekilinin telefonuna bu sistem yüklenmiş olabilir.
Burada hesaplanmayan, anladığım kadarıyla ByLock’la hiç ilgisi olmayan Erdoğan’ın “ByLock kullanan darbecidir, teröristtir, haindir” demesi oldu.
2011’de kullanımına son verilen ByLock’un kendi telefonlarında da olduğunu unutan AKP’li milletvekilleri “ByLock’çular haindir” kervanına katıldılar. Kendilerini Erdoğan’ın yanında konumlandırdıkları için de başlarına bir şey gelmeyeceğini düşündüler.
Oysa teknoloji affetmiyor ve geç de olsa telefonunda ByLock olan herkes saptanıyor.
Yakında mahkemelerden “ByLock darbeci olmanın kanıtı olamaz” şeklinde kararlar çıkmaya başlarsa bana sürpriz olmaz. Yoksa bu kadar bakan milletvekilini nasıl kurtaracaklar?”
İşte usta ve duayen gazeteci olmak tam da budur.
“AKP’li milletvekilleri ve yandaş medya “ByLock’çular haindir” kervanına katıldılar” cümlesini Türk milleti yaşadı.
- Bu söylemlerden sonra bakın ne oldu:
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 21 Kasım 2023 tarihli, 2023/17048 Esas ve 2023/8966 Karar sayılı ilamında; sanığın telefonunda ByLock uygulamasının bulunmasının tek başına FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğini ispatlamaya yeterli olmadığı vurguladı.
Kararda, mahkûmiyet için yalnızca ByLock tespitiyle yetinilemeyeceği; iletişim içeriklerinin niteliğinin, yazışmaların örgütsel amaç taşıyıp taşımadığının, sanığın hiyerarşik yapı içindeki konumunun ve diğer somut delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.