Dün sükûnet, bugün kıyamet

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Bugün CHP çevrelerinden yükselen itirazlara bakıyorum; “Yargı siyasete müdahale ediyor.

Delege iradesi yok sayılıyor”, “Mahkemeler siyasi karar veriyor”, “Parti içi demokrasi yargıyla dizayn edilemez” diyorlar.

Peki aynı Türkiye’de, aynı tartışmalar 2016 yılında MHP’de yaşanırken kim ne yaptı?

Hatırlayalım...

Meral Akşener ve arkadaşları, Devlet Bahçeli yönetimine karşı olağanüstü kurultay süreci başlatmıştı. Yüzlerce delegenin imzası toplanmış, salon mücadeleleri verilmiş, mahkemeler devreye girmişti.

O günlerde Türk siyasetinde çok yaygın bir kanaat vardı: “Bahçeli artık bu seçimi kaybetti.”

Nitekim olağanüstü kurultay yapılmış, delegelerin büyük çoğunluğu tüzük değişikliğine destek vermişti.

Seçimli kongrenin yolu açılmıştı.

Tam da o aşamada mahkeme kararı geldi. MHP yönetiminin başvuruları ve davalar sonucunda olağanüstü kongre iptal edildi.

Sürecin en dikkat çeken isimlerinden biri de bugün CHP saflarında siyaset yapan Cemal Enginyurt’tu.

O gün Meral Akşener’in isyanı çok sertti: “700 delegenin iradesi yok sayıldı.

Haklıydı. Çünkü mesele sadece MHP içi yarış değildi.

Mesele; siyasetin yargı eliyle şekillendirilip şekillendirilmeyeceği tartışmasıydı.

Ama ilginç olan şuydu; bugün demokrasi, hukuk ve milli irade vurgusu yapan CHP çevrelerinden o gün güçlü bir destek yükselmedi.

Kimse meydanlara çıkıp “Mahkemeler siyasi partilerin iç işine karışamaz” demedi.

Kimse “Delege iradesi yargıyla bastırılamaz” diye büyük tepki göstermedi.

Adeta derin bir sükûnet hâkimdi.

Bugün ise aynı çevrelerde adeta kıyamet kopuyor. İşte siyasetin garip cilvesi burada başlıyor.

Türk milletinin çok kullandığı bir söz vardır: “Etme bulma dünyası...

Dün başkasının yaşadığı hukuk tartışmasına sessiz kalanlar, bugün aynı tartışmanın tam ortasında kendilerini bulmuş durumdalar.

Üstelik şimdi Devlet Bahçeli’nin çıkıp Kemal Kılıçdaroğlu’na “feragat et” çağrısı yapması da siyasetin ironisini daha da büyütüyor.

Bahçeli bugün Kılıçdaroğlu’na “feragat” tavsiyesi veriyor ama 2016’daki olağanüstü kurultay sürecinde koltuğunu koruyabilmek için yargı kararlarına ne kadar ihtiyaç duyulduğu hâlâ hafızalarda duruyor.

Çünkü o süreçte siyasi mücadeleyi belirleyen şey sadece delegelerin iradesi değildi. Mahkeme salonları da siyasetin merkezine dönüşmüştü.

Ve o gün yaşananlar Türk siyasetini tamamen değiştirdi. MHP bölündü. İYİ Parti doğdu.

Siyasi dengeler altüst oldu. Bugün yaşanan tartışmaların sağlıklı değerlendirilebilmesi için herkesin dönüp yakın siyasi tarihe dürüstçe bakması gerekiyor.

Çünkü demokrasi ilkeleri sadece kendi partiniz mağdur olduğunda savunulursa, buna ilke değil siyasi pozisyon denir.

Siyasetin hafızası vardır.

Ve o hafıza bazen yıllar sonra çok sert şekilde geri döner.

Türk siyaseti CHP’ye, CHP ise normalleşmeye muhtaçtır.