Dostun dosta yaptığını düşman yapmaz

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Palavra... Palavra... Palavra...

Son günlerde Ankara'dan Washington'a uzanan diplomasi trafiğini izlerken aklıma hep bu şarkının nakaratı geliyor.

Çünkü verilen sözler çok, övgüler çok, vaatler çok... Peki ya sonuç?

Ziya Paşa’nın asırlar önce söylediği şu söz, bugün Türkiye-ABD ilişkilerini anlatmak için sanki yeniden yazılmış gibidir:

“Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz...”

Yani insanın aynası sözü değil, işidir.

Donald Trump ile Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmelere bakınca da tablo aynen budur.

Söz çoktur.
Övgü çoktur.
“Dostum” çoktur.
“Müttefikim” çoktur.
“Müjde” çoktur.

Ama işin aynasına bakınca Türkiye’nin önünde hâlâ CAATSA yaptırımları, F-35 krizi, F-16 süreci, KAAN motoru ve savunma sanayii ambargoları durmaktadır.

  1. Anımsatma: Beyaz Saray’da başlayan dostluk dili

16 Mayıs 2017’de Erdoğan, Trump’ın başkanlığındaki Beyaz Saray’a gitti.

Trump, Erdoğan’ı karşılarken şu sözleri söyledi:

  • Türkiye was a pillar in the Cold War against communism.”

“Türkiye, Soğuk Savaş’ta komünizme karşı bir sütundu.”

Aynı konuşmada Türk askerleri için de:

  • Turkish courage in war is legendary.”

“Türklerin savaştaki cesareti efsanevidir.”

  • “Military equipment was ordered by Turkey and the President, and we’ve made sure that it gets there quickly.”

“Türkiye’nin sipariş ettiği askeri ekipmanın hızlı ulaştırılması için çalışıyoruz.”

Sözler güzeldi.

O günlerde Amerika göz göre göre, Suriye’de YPG/SDG ile ortaklığını sürdürüyordu.

Türkiye’nin en temel güvenlik itirazı ise Washington’da karşılık bulmuyordu.

2. Anımsatma: 2019 Beyaz Saray: F-35 krizi, S-400 krizi, yine övgü

13 Kasım 2019’da Erdoğan yeniden Beyaz Saray’daydı.

Trump bu kez Erdoğan için:

  • “Turkey, as everyone knows, is a great NATO Ally, and a strategic partner of the United States around the world.”

“Türkiye herkesin bildiği gibi büyük bir NATO müttefiki ve ABD’nin dünyadaki stratejik ortağıdır.”

Ama aynı yıl Türkiye, S-400 alımı nedeniyle F-35 programından çıkarıldı ve CAATSA yaptırımlarının yolu açıldı.

Sahnede dostluk vardı.
Masada kriz vardı.
Manşetlerde “yeni dönem” vardı.
Sonuç: Türkiye F-35’lerden çıkarıldı.

3. 2026 Ankara NATO Liderler Zirvesi: Aynı vaat, aynı müjde

7 Temmuz 2026’da Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi’nde Trump yine Erdoğan’la görüştü.

Bu kez vaat daha açık geldi.

Trump, CAATSA yaptırımları için şöyle dedi:

  • We’re going to be taking the sanctions off; it’s time.”

“Yaptırımları kaldıracağız; zamanı geldi.”

  • “We don’t want to sanction friends. It’s very simple.”

“Dostlara yaptırım uygulamak istemeyiz. Bu kadar basit.”

F-35 konusunda ise Türkiye’ye kapının yeniden açılabileceği mesajı verdi.

Ancak gazeteciler tarafından sorularda, ABD Kongresi engelinin sürdüğü, 2020 tarihli yasanın Türkiye’ye F-35 transferini S-400 koşuluna bağladığı da hatırlatıldı.

Erdoğan da aynı görüşmede F-35 için dedi ki:

  • “Beş uçak konusunda söz aldık. Başkan Trump her zaman sözünün arkasında durur.”

Anadolu Ajansı Erdoğan’ın “F-35 konusunda hayırlı bir karar çıkacağına inanıyorum” dediğini aktardı.

Akşam gazetesi aynı gün bu havayı şu başlıklarla verdi:

  • “Trump’tan beş F-35 için söz aldık.”
  • “Trump: CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız.”
  • “Müttefike yaptırım olmaz.

Yine aynı tablo:

Trump konuştu.
Erdoğan umut verdi.
Yandaş medya “müjde” yaptı.

Ama ortada henüz teslim edilmiş F-35 yok.

CAATSA’nın fiilen kalktığına dair tamamlanmış süreç yok.

KAAN motoru için kesinleşmiş, uygulanmış sonuç yok.

4. Dün de vaat, bugün de vaat

Trump’ın Erdoğan’a yönelik övgüleri de hiç eksilmedi.
25 Eylül 2025’te Beyaz Saray’daki görüşmede Trump, Erdoğan için şu ifadeleri kullanmıştı:

“We’ve been friends for a long time.”

"Biz uzun yıllardır dostuz."

“Hileli seçimleri herkesten iyi bilir.”

2026 Ankara NATO Zirvesi’nde de aynı kişisel yakınlık dili sürdü.

Dünyaca ünlü haber ajansı Reuters, Trump’ın Erdoğan’a övgüler yağdırdığını, Türkiye’ye yaptırımları kaldıracağını söylediğini ve F-35 satışını değerlendireceğini aktardı.

Ancak aynı haberlerde Kongre ve yasal engellerin hâlâ masada olduğu vurgulandı.

İşte mesele tam da burada.

  • Trump’ın sözü var.
    Erdoğan’ın beklentisi var.
    Yandaş medyanın müjdesi var.

Ama Türkiye’nin elinde hâlâ F-35 yok F-16 yok, Kaan motoru yok

CAATSA dosyası yıllardır Türkiye’nin savunma sanayii üzerinde baskı unsuru olarak duruyor.

Demek ki sorun sözde değil, sözün tutulup tutulmamasındadır.

Çünkü diplomasi kürsüsünde “dostluk” ilan etmek kolaydır.

“Dostum Erdoğan” demek kolaydır.

“Yaptırımları kaldıracağız” demek kolaydır.

“F-35’i değerlendireceğiz” demek kolaydır.

Zor olan, o sözleri devlet kararı haline getirmektir.

Zor olan, Kongre engelini aşmaktır.

Zor olan, Türkiye’ye parasını ödediği uçakları teslim etmektir.

Zor olan, müttefike ambargoyu gerçekten kaldırmaktır.

Trump her seferinde “dostum Erdoğan” diyor ya…

Türkiye’ye CAATSA uygulanıyor, F-35 verilmiyor, savunma sanayii kısıtlanıyor ya…

O zaman insanın aklına şu söz geliyor:

“Dostun dosta yaptığını düşman yapmaz.”

Bu yüzden bugünkü tabloyu en iyi anlatan söz yine Ziya Paşa’nındır:

Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz.”

ABD’nin aynası açıklaması değil, ambargoyu kaldırıp kaldırmamasıdır.

Yandaş medyanın aynası da attığı “müjde” manşetleri değil, o müjdelerin kaçının gerçekleştiğini sormasıdır.

Ve sonuç şudur:

Türkiye’ye yıllardır dostluk sözü veriliyor.

Ama dostluk sözü verilen Türkiye’ye hâlâ yaptırım uygulanıyor.

Sonuç:

2017'de palavra çoktu ama icraat yoktu.

2019'da palavra çoktu ama icraat yoktu.

2026'da da palavra çok... Beklenti büyük...

Bakalım bu kez sözler tutulacak mı?

Yoksa yine Ziya Paşa'nın dediği gibi, "Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz." mı diyeceğiz?

Belki de o zaman hep birlikte şu nakaratı mırıldanacağız:

Palavra... Palavra... Palavra...