CHP'li Kuşoğlu: NATO ittifakı Türkiye açısından güven sorunu
“NATO + ABD: Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” başlıklı yazım 29 Haziran 2026’da yayınlandıktan sonra, Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi (DÜNYA-MER) ev sahipliğinde düzenlenen "Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı" dikkat çeken konuşmalara sahne oldu.
Ulusal Kanal TV yayınında CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nu izledim.
NATO'nun kuruluş dönemindeki ideolojik kutuplaşmanın büyük ölçüde sona erdiğini belirten Kuşoğlu dedi ki;
"Kapitalizm ve sosyalizm eksenindeki keskin ayrışma artık yok. Dünyadaki şartların tamamen değiştiğini görüyoruz."
Kuşoğlu, II. Dünya Savaşı'nın ardından özellikle Batı'nın belirlediği kurallar çerçevesinde oluşturulan uluslararası kurumların, aradan henüz bir yüzyıl geçmeden yine Batı tarafından sorgulanmaya ve değiştirilmeye çalışıldığını vurguladı.
Dünya güç dengesinin Batı'dan Doğu'ya doğru kaydığını ifade eden Kuşoğlu, bu nedenle yalnızca askeri alanda değil, ekonomi, siyaset ve uluslararası ilişkiler başta olmak üzere birçok alanda yeni bir düzen arayışının yaşandığını belirtti.
Yeni kuralların ve yeni uluslararası kurumların nasıl şekilleneceğinin henüz netleşmediğini dile getirdi.
NATO'nun kurulduğu dönemde dünyanın bugünkünden çok farklı sosyolojik ve siyasi koşullara sahip olduğunu kaydeden Kuşoğlu, o dönemde teknolojinin refah vadettiğini, günümüzde ise aynı iyimser tablonun geçerli olmadığını söyledi.
Doğu ve Batı bloklarının kapitalizm ve sosyalizm ideolojileri etrafında kesin çizgilerle ayrıldığını hatırlatan Kuşoğlu, "Bugün böyle bir ayrışma söz konusu değil. Bütün bu şartların değiştiğini görüyoruz" diye konuştu.
Güvenlik anlayışının da değiştiğine dikkat çeken Kuşoğlu, geçmişte askeri ve siyasi başlıklarla sınırlı görülen milli güvenlik kavramının artık teknolojiyle birlikte çok daha geniş bir çerçeveye ulaştığını belirtti.
Yapay zekâ ve siber güvenlik alanındaki gelişmelerin ülkeler açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Kuşoğlu, teknolojinin artık toplumlar için aynı zamanda bir tehdit unsuru haline geldiğini ifade etti.
Gıda, su ve çevre sorunlarının da küresel güvenliği etkileyen başlıca riskler arasında yer aldığını söyleyen Kuşoğlu, ekonomik bağımsızlık ve artan borç yükünün de milli güvenlik açısından önemli bir sorun haline geldiğini dile getirdi.
Dünya ekonomisinin yaklaşık 330 trilyon dolar borç taşıdığına dikkat çeken Kuşoğlu, yıllık küresel hasılanın ise 120-130 trilyon dolar seviyesinde bulunduğunu belirterek, yalnızca ABD'nin 38 trilyon dolarlık borcu bulunduğunu hatırlattı.
Dolarla borçlanan ABD açısından bile bunun risk oluşturduğunu ifade eden Kuşoğlu çarpıcı bir uyarı yaptı:
- “Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bu risk çok daha büyüktür.”
Kuşoğlu, köşe yazımda da vurguladığım gerçeği teyit ederek, ‘NATO ittifakı Türkiye açısından da güven sorunu oluşturan bir yapıya dönüştü’ diyerek ortaya koydu.
NATO'nun ise farklı tehdit alanlarına odaklandığını ifade etti. İttifakın kendi iç fay hatlarıyla yüzleşmesi gerektiğini söyleyen Kuşoğlu, ortak tehdit algısının zayıfladığı bir ortamda askeri gücün tek başına yeterli olmayacağını kaydetti.
NATO'nun temel sorunlarının dört başlık altında toplandığını belirten Kuşoğlu, ilk olarak Batı kavramının eski bütünlüğünü kaybettiğini ve Sovyet tehdidinin ortadan kalkmasıyla güvenlik anlayışının değiştiğini söyledi.
Kuşoğlu, Doğu Avrupa ülkelerinin önceliğinin Rusya tehdidi olduğunu, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Güney kanadında ise terör, göç, bölgesel istikrarsızlık ve Akdeniz’in güvenliği risklerini ortaya koydu.
Amerika olmadan NATO'nun transatlantik niteliğinin düşünülemeyeceğini söyleyen Kuşoğlu Washington yönetiminin yaklaşımının Avrupalı müttefikler açısından güven sorununu büyüttüğünü söyledi.
Avrupa'nın kendi güvenlik mimarisini oluşturma konusunda belirsizlik yaşadığı ifade eden Kuşoğlu, Avrupa'nın bu konuda nasıl bir yol izleyeceği konusunda net bir tablo ortaya koyamadığını belirtti.
Türkiye'nin NATO'daki konumunu jeopolitik ve jeostratejik açıdan değerlendirdiğini ifade eden Kuşoğlu, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin ittifakın geleceği açısından önemli olduğunu söyledi.
NATO'da gerçekçi bir değişim ihtiyacının bulunduğunu belirten Kuşoğlu şöyle dedi:
“Türkiye açısından en önemli konu ise NATO’ya güven sorunudur.”
Değerli okurlarım,
Milli ve yerli savunmamızı güçlendirmemiz gerekir ki özellikle yeni teknolojik silahlar çağında, yapay zekanın savunma sistemlerinin beyni olacağı aşikar iken NATO’nun ve Amerika’nın çağa ayak uydurması çok önemli.
“NATO'da gerçekçi bir değişim gerekli” diyen Kuşoğlu yerden göğe kadar haklı.
Madem Türkiye NATO’nun en güçlü ordusuna sahip ülkelerin başında geliyor, madem 7-8 Temmuz’da NATO liderler zirvesi Türkiye’de o halde bu gücümüzle zirveye ağırlık koymamız şart.
Ancak bu ağırlığı koyarken unutmamamız gereken acı bir gerçek var:
Yıllardır parasını ödediğimiz F-35 uçaklarımızı vermeyen hem Patriot’ları Türkiye’ye satmayan hem de S-400'ler üzerinden bizi ambargolarla kuşatan “sözde müttefik” ABD ve NATO yapısıyla karşı karşıyayız.
Demem o ki; Kuşoğlu NATO'da gerçekçi bir değişim talep ederken, Ankara'daki zirvede masaya sadece askeri gücümüzü değil, teknolojide tam bağımsızlık irademizi de koymalıyız.
Aksi takdirde, Amerika ve NATO açısından “aşağı tükürsek sakal, yukarı tükürsek bıyık” olmaya devam edecektir.