CHP salı günü sallanır
Türk siyaseti, tarihin en ironik ve bir o kadar da düşündürücü günlerinden birini yaşıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan "mutlak butlan" sonucu Kemal Kılıçdaroğlu ve eski Parti Meclisi ile Başkanlık Divanı yargı kararı ile göreve döndü.
Kılıçdaroğlu ve kadrosu “Olağanüstü Kurultay” için yol haritasını, “yargının tedbir kararı” ile “Yargıtay kararı” sonrasına bıraktıklarını açıkladılar.
Hatırlayalım; 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 seçim mağlubiyetlerinin hemen ertesi günü, 29 Mayıs 2023 sabahında Ekrem İmamoğlu o meşhur videoyla ilk kurşunu atmıştı:
- "Unutmayın değişmeyen tek şey, değişimdir. Her sahada her ortamda değişim. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuç asla beklemeyeceğiz artık."
Peki, yetmiş yılı aşkın ömrünü bürokrasiye ve adalet arayışına adamış, CHP’yi 13 yıl boyunca yönetmiş deneyimli bir lider, bu yaklaşan fırtınayı, kendisine yönelik bu "ihanet" dalgasını neden göremedi?
Daha düne kadar grup kürsüsünden, "Ekrem İmamoğlu ile baba-oğul ilişkisi gibiyiz" diyen bir genel başkan, "evladım" dediği aktörün gelecek hedeflerini nasıl fark edemedi?
Kendi elleriyle büyüttüğü, popülarite kazandırdığı siyasi aktörlerin günün sonunda kendi koltuğuna talip olacağını öngöremedi.
Kasım 2023’teki o hararetli 38. Olağan Kurultay’da şu tarihi ve çarpıcı itirafla kürsüye yansıdı:
- "Sırtımdaki hançerlerle seçime girmek zorunda kaldım."
Kılıçdaroğlu sırtındaki hançerleri gördü ama iş işten geçmişti.
En büyük hatayı ise 5-6 Kasım 2023 kurultayında delege üzerinde hiçbir baskı kurmayıp, üstüne bir de "nasıl olsa kazanırım" özgüveniyle muhalefetin lideri Ekrem İmamoğlu’nu Divan Başkanı yaparak yaptı.
Gelelim bugüne...
Kendi partisinde en küçük bir muhalif sese tahammül edemeyen Devlet Bahçeli, Türkgün Gazetesi üzerinden CHP'ye "arınma, yenilenme ve 9 Eylül'de kongreye gitme" reçetesi yazdı.
Ne günlere geldik?
Bahçeli diyor ki:
- “Bu tür fitne ve ayak oyunlarını biz yakından tanır, önceden sezer ve nasıl bertaraf edileceğini herkesten iyi biliriz."
Şimdi bir gazeteci olarak, soruyorum:
- Demokrasilerde genel başkanı değiştirmek için hukuki hak olan delege imzası toplamak "ayak oyunu" mudur?
- Yoksa asıl ayak oyunu; 2016 yılında MHP'de delege iradesini yok sayıp, AKP yargısının desteği ve YSK’nın sessiz kalma onayı ile siyasete müdahale ederek koltuğu korumak mıdır?
- O gün o yargı desteğiyle koltuğu kurtarmanın karşılığında, bugün Erdoğan'la kol kola girip Parlamenter Rejimi yıkmak ve ucube tek adam rejimine önayak olmak mıdır demokrasi?
25 Mayıs’ta yayınlanan "Dün sükûnet, bugün kıyamet" başlıklı yazımda tam olarak bu tarihsel çelişkiyi vurgulamıştım.
"Etme bulma dünyası" demiştik ve haklı çıktık.
Geçmişte DSP-ANAP-MHP koalisyonunu anlamsızca bozarak 3 Kasım 2002'de ülkeyi erken seçime götüren ve AKP'yi tek başına iktidar yapan da Bahçeli değil midir?
Yaşanan bu yargı depreminin ardından Özgür Özel, Bayram namazından sonra çok kritik bir stratejik çizgi çekti:
- "İstifa edelim diyenler var. Kimse partisinden ayrılmasın, istifa etmesin. Biz bu sorunu bir şekilde hallederiz. Şu aşamada kimsenin ayrılmasına gerek yoktur. Yeni bir parti kurma gibi bir durumumuz yok."
Bu açıklamanın sosyopolitik okuması nettir: Özgür Özel, 2016'da MHP'den tasfiye edilince ayrılıp İYİ Parti’yi kuran Meral Akşener’in düştüğü hataya düşmeyecek.
Partiyi terk etmek yerine, CHP içinde kalarak sonuna kadar mücadele edecek.
Peki, süreç bundan sonra nasıl işleyecek? Kılıçdaroğlu cephesi geçmişteki hatalarından ders çıkaracak mı?
- Kurultay Takvimi ve Seçim Yetkisi: 28-30 Kasım 2025 tarihlerinde yapılan 39. Olağan Kurultay'ın üzerinden zaman geçiyor.
- Normal şartlarda bir sonraki olağan kurultay Kasım 2027’de yapılmalı. Ancak Parti Meclisi, tüzükten doğan bir yıl erteleme hakkını kullanırsa, 40. Olağan Kurultay Kasım 2028’e kalır.
- Bu ne anlama geliyor? Zamanında ya da erken yapılacak bir Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçiminde tüm adayları belirleme yetkisi doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu’nun elinde olacak demektir!
- Belediyelerin isyanı: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın başkanlığında bir araya gelen CHP’li büyükşehir belediye başkanları, ortak bir bildiri yayınlayarak "olağanüstü kurultay" çağrısı yaptı.
- İmza matematiği: Tüzük açık. Kurultayın delegelerin talebiyle resmen toplanabilmesi için tam 670 delegenin ıslak imzasına ihtiyaç var.
- Yeterli imza toplandığı an, genel merkez en geç 45 gün içinde olağanüstü kurultaya gitmek zorunda.
Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş bloku, delege bazında imza toplamaya muhtemelen çoktan başladılar.
Kemal Kılıçdaroğlu cephesi ise bu 670 sayısına ulaşılamaması için elindeki tüm organizasyon gücünü ve yargı kararını kullanacaktır.
Mutlak butlan kararı ile verilen ihtiyati tedbir kaldırılmadan olağanüstü kurultay için toplanacak imzaların hukuki durumu ne olacak?
“Salı sallanır” derler bilirsiniz.
2 Haziran 2026 Salı günü CHP meclis grup toplantısını kim yapacak?
CHP Meclis gurubu olarak yeniden grup başkanı seçilen Özgür Özel mi?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mu?
Yoksa yapılmayacak mı?
Kılıçdaroğlu CHP milletvekillerine gönderdiği yazıda şöyle uyardı:
“Bilmenizi isterim ki TBMM CHP Grup Genel Kurul toplantı tarihi, henüz tarafımdan belirlenmemiştir. Toplantı tarihi, toplantı gündemi ve toplantının gerçekleştirileceği yer tarafımdan belirlenir belirlenmez gerekli bilgilendirmeler tarafınıza yapılacaktır.
Bu konularda gerekli bilgilendirmeler talimatım gereği yapılmadığı sürece TBMM CHP Grup Genel Kurulu yapılmayacaktır…”
“Yer” vurgusu da çok dikkat çekici.
Meclis grup toplantısını Kılıçdaroğlu Genel Merkez’de de toplayabilir.
Kılıçdaroğlu ilaveten meclis başkanlığına başvurarak Özgür Özel'in TBMM Grup Başkanı olduğu seçimin geçersiz sayılmasını istedi.
Meclis bayram tatili nedeniyle kapalı olduğundan bu başvuru 1 Haziran Pazartesi günü karara bağlanacak.
Kemal Sunal'ın “Salako” filmindeki efsanevi repliğini hatırlayın:
- "Salı sallanır, çarşamba çarşafa dolanır, perşembe perişanlık, cuma mübarek gün...”
Tam da CHP’nin bugünlerine uygun bir tekerleme değil mi?