Çek fişi bitir işi...!

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Yıllardır her önüme gelen teknoloji uzmanına, siber güvenlikçiye hep aynı soruyu sorarım:

“Amerika günün birinde canı sıkılsa, internetin fişini çekip dünyayı teslim alabilir mi?”

Öyle müthiş bir haber okudum ki sorumun yanıtı ortaya çıktı.

12 Haziran 2026’da Amerikan yapay zekâ devi Anthropic, Trump yönetiminden Çok Gizli (Top Secret) mühürlü "ulusal güvenlik" talimatı aldı.

Mektupta Trump’ın çek fişi bitir işi talimatı şöyleydi:

  • En gelişmiş Fable 5 ve Mythos 5 yapay zekâ modellerinize yabancı uyrukluların erişimini derhal kesin…

Şirket tek bir imza attı ve Avrupa’daki hastanelerin, İngiltere’deki laboratuvarların, araştırmacıların kullandığı devasa sistemler için Anthropic şirketinin sahibi elemanına talimat verdi:

  • Çek fişi bitir işi

Avrupa genelinde tam bir panik ve çaresizlik dalgası hakim oldu.

Uzmanların o "küresel köy" masalı, cuma gecesi Washington’dan gelen tek bir Top Secret emirle yerle yeksan oldu.

Dünyayı sarsan bu yeni "Yapay Zekâ Çağı” anladık ki “Teknolojik Soğuk Savaş” dönemi başlattı?

Bir de hatırlatma yapayım.

Tansu Çiller'in başbakan olduğu dönem Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral Doğan Güreş’e (merhum) gazeteciler soruyor:

  • Paşam Başbakan size emir verebilir mi?"

Güreş çok net cevap veriyor:

  • "Ne demek emir verebiliyor mu? Tak diye emir veriyor, ben de şak diye selamı çakıp emri uyguluyorum."

Ve lakabı medya yapıştırıyor: Tak Şak Paşa

İşte fıkra gibi bu yanıt bugün Trump’ın bir talimatı ile dünyada ilk kez yaşandı.

Peki, Amerika İnternetin Fişini Çekebilir mi?

Anthropic olayı, yıllardır sorduğum o sorunun ilk resmi provası oldu.

Teknoloji uzmanlarına internet dediğimiz yapının fişinin kimlerin ellerinde olduğunu araştırdım.

İnternetin omurgasını oluşturan kök DNS sistemlerinin önemli bölümü, küresel bulut altyapılarının büyük kısmı ve veri işleme kapasitesinin ezici çoğunluğu Amerikan şirketlerinin kontrolünde…

Okyanus altındaki devasa fiber optik kablo hatlarının, bulut altyapılarının (Google, Amazon, Microsoft) sahibi Amerikalı şirketler.

Bugün Trump yarın başka bir Amerikan Başkanı bu şirketlere Top Secret talimat verse ne olur?

Dünyanın büyük bölümünde bankacılık sistemleri, iletişim ağları ve dijital hizmetler çok ağır biçimde etkilenir.

Çünkü dijital çağın silahı artık veri, yazılım ve yapay zekâdır; bunların büyük bölümü Amerikan şirketlerinin elindedir.

17 Haziran 2026'da Fransa'nın Évian kentindeki G7 Zirvesi'nin son gününde sabah oturumuna yaklaşık bir saat geç gelen Başkan Trump dedi ki;

  • Patron benim. (I'm the boss)

Salondaki Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Japonya’nın liderleri gülüştüler.

Ben de Anthropic tokadı yiyen bu liderlere gülüyorum.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 üyesini, (Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa) şöyle eleştirir:

  • Dünya 5’ten büyüktür…

Doğru elbette ama bu dünya düzenini kuranlar da onlar…

Günümüzde Amerika artık yapay zekâyı sadece ticari bir yazılım olarak görmüyor.

Tıpkı nükleer füzeler, atom bombaları gibi bir "ulusal güvenlik silahı" olarak görüyor...

Trump yönetimi, yapay zekânın Amerika’nın dünya egemenliğine karşı kullanılma potansiyelini gördüğü an mülkiyet, serbest piyasa dinlemez emri verir.

Amerikan şirketleri de “Tak- Şak” der ve talimatı verir:

  • "Çek fişi, bitir işi…

Amerika’nın bu haydutça "fiş çekme" tehdidine karşı dünyada bağışıklık kazanmış tek bir ülke var mı?

Var: Çin…

Pekin yönetimi yıllar önce kendi ulusal internet altyapısını (Great Firewall) kurarak Amerikan sunucularından bağımsızlaştı.

Baidu, Tencent ve Huawei ile kendi yapay zekasını üretti.

Bugün siber cephede ABD’ye diş geçirebilen tek güç olmalarının sebebi, kendi alt yapılarını kendilerinin kurmasıdır.

Avrupa ise şu an tam bir sömürge çaresizliği yaşıyor.

Avrupa'nın önemli teknoloji şirketleri olsa da, yapay zekâ altyapısında Amerikan devlerine bağımlılık sürüyor.

Tek yaptıkları şey "yapay zekâ etik kuralları" yazıp Amerikalı şirketlere ceza kesmek.

Ancak şok yaşadılar.

Örneğin; İngiliz hastaneleri pilot projeler yürütüyordu, araştırmacılar kanser ilacı testlerinde bu sistemlerden yararlanıyordu. Bir gecede erişim kesilince herkes aynı gerçekle yüzleşti.

Anladılar ki; kanun yazarak egemen olunmuyor.

Kendi teknolojisini üretmeyen ülke fişinin çekilmesine mahkûm kalıyor.

Dünya otonom orduları, yapay zekâ savaşlarını tartışırken acı gerçek suratımıza tokat gibi çarptı:

Teknolojide dışa bağımlıysanız, dijital birer kölesiniz.

Yapay zekâ modelleri yarın savunma sistemlerimizi, insansız hava araçlarımızı, borsamızı ve hastanelerimizi yönetecek.

Eğer Türkiye olarak kendi yerli ve milli büyük dil modellerimizi (LLM), kendi egemen yapay zekâ altyapımızı ve siber kalelerimizi kuramazsak; yarın bir kriz anında Washington’daki bir memurun iki dudağı arasına mahkûm kalırız.

Unutulmasın; sömürgeci devletlerin dünyasında suçlu veya haklı olmak önemli değildir. O dünyada sadece tek bir kural geçerlidir:

  • Güçlü olanın borusu öter…

İşte bu siber sömürge düzenine teslim olmamak için Türkiye de harekete geçti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 Haziran 2026'da düzenlenen Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi'nde 2026-2030 dönemini kapsayan şu projeyi açıkladı:

"Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı"

Hedefimiz; “Türkiye'yi yapay zekâ teknolojilerinde lider ülkeler sınıfına taşımak” diyen Erdoğan Temel hedef olarak şunları açıkladı:

Eğitim ve İnsan Kaynağı

  • 81 ilde yapay zekâ okuryazarlığı programları başlatılacak.
  • 2 yıl içinde 5 milyon vatandaşa yapay zekâ eğitimi verilecek.
  • 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı yetiştirilecek.
  • 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilecek.

Altyapı ve Yatırım

  • Kamu yatırım programlarının en az %2'si yapay zekâ projelerine ayrılacak.
  • Veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarında en az 10 milyar dolarlık yatırım harekete geçirilecek.
  • 2030'a kadar Türkiye'nin veri merkezi kurulu gücü en az 1 giga vata çıkarılacak.

Veri ve Kamu

  • Sağlık, tarım, savunma ve e-ticaret başta olmak üzere en az 2 bin kamu veri seti araştırmacılara ve girişimcilere açılacak.
  • Ulusal Veri Kütüphanesi oluşturulacak.

Türk Dünyası ve Dil Modelleri

  • Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde Oğuz, Kıpçak ve Karluk dil gruplarını kapsayan ortak bir büyük dil modeli geliştirmek.

Değerli okurlarım,

Türkiye'nin hedefi Erdoğan'ın anlattıklarıyla elbette önemlidir. Umarım gerçekleşir. Ancak yetmez.

21'inci yüzyılda bağımsızlık artık sadece tankla, tüfekle, uçakla korunmuyor.

Veri merkezleriyle, işlemcilerle, yapay zekâ modelleriyle korunuyor.

Hedefimiz neden Amerika ve Çin gibi kendi teknolojik altyapımızı kurmak olmasın?

Hiçbir ülke bir gün Türkiye için; "Tak-Şak" emri verip, "Çek fişi, bitir işi" diyemesin…