Bahçeli, “bitti” dese; Erdoğan gider dertler biter…

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli son açıklamasında, MHP Cumhur İttifakı ortağıdır ancak iktidar ortağı değildir” dedi.

Bu cümle, siyasette bir tespitten çok, sorumluluktan kaçış cümlesi olarak anlaşıldı.

Çünkü Türkiye’yi yöneten mevcut iktidar yapısının Meclis çoğunluğu ve anayasal devamlılığı, MHP’nin verdiği destekle mümkündür.

Bu destek olmadan bütçeler geçmez, yasalar çıkmaz, Cumhurbaşkanlığı sistemi ayakta kalamaz.

O halde şu soruyu sormak kaçınılmazdır:

  • MHP iktidar ortağı değilse, bu iktidar nasıl ayakta durmaktadır?

Son yıllarda oluşan tablo nettir. Bahçeli birçok konuda eleştiri yapmaktadır; ancak bu eleştiriler icraata dönüşmemektedir.

Asgari ücretin yetersiz olduğunu söylemektedir; ancak Recep Tayyip Erdoğan artırmamaktadır.

En düşük emekli maaşının kabul edilemez seviyede olduğunu dile getirmektedir; ancak iktidar adım atmamaktadır.

“Andımız okullarda okutulmalıdır” demektedir; ancak okutulmamaktadır.

Hayat pahalılığına, adalet sorununa, sosyal çöküşe dair sözler söylenmekte; fakat sonuç değişmemektedir.

Bu durumda MHP’nin pozisyonu şu soruyla özetlenmektedir:

  • Etkisiz mi, yoksa etkili olduğu halde sonuç üretmemeyi mi tercih etmektedir?

İktidar ortağı değilse neden iktidarı ayakta tutmaktadır?

İttifakın ortağıysa neden sorumluluk almamaktadır?

Cumhur İttifakı tabelada çok ortaklıdır; fiiliyatta ise tek karar merkezlidir.

MHP bu yapının ne resmî ortağıdır ne de muhalifidir.

Daha çok, iktidarın sigortası hatta mevcudiyetinin yegane temelidir.

Vatandaş açısından mesele son derece açıktır.

Enflasyon varsa, emekli açlık sınırında yaşıyorsa, asgari ücret yoksulluk sınırının yarısında kalmışsa, bunun siyasi bir sorumluluğu vardır.

Ve bu sorumluluk yalnızca karar alanlarda değil, o kararları mümkün kılanlarda da vardır.

MHP desteğini çekeceğimdese soruyorum sizlere:

  • Bu ekonomi politikaları sürer mi?
  • Bu bütçeler Meclis’ten geçer miydi?
  • Bu iktidar ayakta kalabilir miydi?

Bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın da tüm AKP’lilerin de milletin de bildiği gerçek şudur:

  • Bahçeli “bitti” dese, Erdoğan gider dertler biter…

Bahçeli erken seçimdese, altı ay içinde sandık gelir.

Bahçeli bu yükü taşımıyoruz dese, siyaset yeniden şekillenir.

Ama dememekte, masaya yumruğu vurmamaktadır.

  • Peki Bahçeli;
  • Neden masaya yumruğu vurmaz?
  • Neden erken seçim istemez?

Bu soru artık siyasetin merkezindedir. Çünkü erken seçimin anahtarı fiilen Bahçeli’nin elindedir.

Birincisi, erken seçim MHP için ciddi bir risktir. Mevcut Meclis aritmetiğinde MHP kilit parti konumundadır. Erken seçim, bu kilit rolün kaybedilmesi ihtimalini barındırır. Oy oranı düşerse, bugünkü siyasi ağırlığı da kaybolacaktır.

İkincisi, mevcut iktidar düzeni MHP’ye geniş bir etki alanı sağlamaktadır. Resmî sorumluluk üstlenmeden, kritik kararlarda belirleyici olma avantajı vardır. Erken seçim bu fiili etki alanını belirsizliğe sürükler.

Üçüncüsü, ekonomik krizin faturası sandıkta ödenmek istenmemektedir. Hayat pahalılığı derinleşmiş, toplumda ciddi bir memnuniyetsizlik oluşmuştur. Erken seçim, bu tablonun siyasi bedelinin MHP’ye de kesilmesi anlamına gelir.

Dördüncüsü, mevcut sistem Bahçeli’ye güçlü bir veto imkânı tanımaktadır. Bugün evet dediğinde sistem çalışmakta, hayırdediğinde tıkanmaktadır. Yeni bir seçim tablosu, bu veto gücünü zayıflatabilir.

Sonuç olarak, Bahçeli erken seçim istememektedir; çünkü bugünkü sistemde risk almadan etkili olabilmektedir.

Siyaset biliminin dünyaca ünlü olan en saygın isimlerinden George Tsebelis, “veto aktörü” kavramıyla bu durumu şöyle açıklıyor:

  • “İktidarı ayakta tutan ama yürütme sorumluluğu taşımayan siyasi aktörler, en yüksek etkiye en düşük riskle sahip olur.”

Bahçeli’nin, veto aktörü tercihi, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik ve siyasi krizin uzamasına doğrudan katkı sunmaktadır.

Siyasette söz değil, sonuç önemlidir.

Bugün sonuç şudur:

Bahçeli konuşmakta, Erdoğan karar almakta, bedeli ise millet ödemektedir.

Ve bu bedeldeniktidar ortağı değilim” diyerek kaçmak mümkün değildir.