Aracın var mı? Derdin var: Devlete pay, şirkete kâr, millete kazık…

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Ankara’da bir araç muayene istasyonunda yaşanan tartışma, polis memuru Melih Okan Keskin’in ölümüyle sonuçlandı. Keskin ailesine ve kahraman polislerimize sabır diliyorum. Melih kardeşimizin mekânı cennet olsun.

Milletimizi üzen bu trajik ölüm, yıllardır konuşulan ama bir türlü tartışmanın merkezine oturmayan bir soruyu yeniden gündeme getirdi:

Araç muayene ücretleri ve tekelleşme…

Türkiye’de milyonlarca araç sahibinin zorunlu olarak gittiği muayene sisteminin arkasında kimler var ve bu sistem neden tek bir şirket modeline dayalı?

TÜVTÜRK modeli: Tekel ve yabancı ortaklı yapı

Türkiye’de araç muayene hizmeti, 2004 yılında özelleştirme kapsamında özel sektöre devredildi ve imtiyaz sözleşmeleri ise 15 Ağustos 2007’de imzalandı.

Kamu tekeli niteliğindeki bu sistem, tek operatörlü bir modelle milyonlarca araç sahibinin zorunlu olarak başvurduğu bir özel sektör tekel yapısı oldu.

TÜVTÜRK sistemi 2007’den 2027’ye kadar tam 20 yıl boyunca özel sektör tarafından işletilmiş olacak.

Bu yapı içinde Alman TÜV SÜD ve Doğuş Grubu’nun yanı sıra İngiltere merkezli yatırım fonu Bridgepoint Capital da ortak olarak yer aldı.

2025’te yapılan yeni ihale teknik olarak sonuçlandı ve 2027–2047 dönemi için MOI Ortak Girişim Grubu kazanan taraf oldu; ancak sözleşmenin yürürlüğe girmesi için Rekabet Kurulu, Danıştay ve Cumhurbaşkanı onay süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.

Sistem öyle kuruldu ki, araç sayısı arttıkça gelir de otomatik arttı. Ekonomik krizlerden etkilenmeyen, rekabeti olmayan, alternatifi bulunmayan bir model oluştu.

2027’de yeni dönem: MOI konsorsiyumu

Mevcut sözleşmeler 14 Ağustos 2027’de sona erecek. Yeni dönemde araç muayene hizmetlerini MOI Ortak Girişim Grubu devralacak.

Bu grubun yapısı ise çok uluslu bir ortaklıktan oluşuyor:

  • Met-Gün İnşaat – Türkiye
  • Opus Group – İsveç merkezli muayene şirketi
  • Itversia Gestion – İspanya
  • VTV Norte – Arjantin

Yani 2027’den sonra Türkiye’de araç muayene sistemi, Türk, İsveç, İspanyol ve Arjantin ortaklı bir konsorsiyum tarafından yürütülecek.

Itversia Gestion – İspanya

İspanya, Avrupa’da araç muayene sisteminin en yaygın ve köklü olduğu ülkelerden biri. Ülkede muayene hizmetleri “ITV” adı verilen sistemle yürütülüyor ve onlarca yıldır özel şirketler tarafından işletiliyor.

VTV Norte – Arjantin

Arjantin’de araç muayene sistemi “VTV” adı verilen modelle yürütülüyor. Bu sistemde özel şirketler, belirli bölgelerde muayene istasyonlarını işletiyor.

Opus Group – İsveç:

  • ABD başta olmak üzere birçok ülkede araç muayene ve emisyon testleri yapıyor
  • Yılda on milyonlarca araç muayenesi gerçekleştiriyor
  • Avrupa, Amerika ve Latin Amerika’da geniş bir istasyon ağı işletiyor
  • Araç muayene teknolojileri ve yazılım sistemleri geliştiriyor

Bu özellikleri nedeniyle Opus, araç muayene ihalelerinde “teknik operatör” rolünü üstlenen, sistemi fiilen çalıştıran ana şirket konumunda.

Türkiye’deki ihalede de model aynı şekilde kuruldu:

  • Yerli ortak: Met-Gün
  • Teknik ve küresel operatör: Opus

1986 yılında kurulan Met-Gün İnşaat, başta viyadük, köprü, raylı sistemler olmak üzere birçok büyük altyapı projesinde yer aldı.

Özellikle büyükşehir belediyeleriyle yaptığı projelerle dikkat çekti.

Metin Güneş’in şirketi; inşaat, turizm, tarım, enerji ve eğitim gibi alanlarda faaliyet gösteriyor.

Ünlü iş insanı Metin Güneş’in adı, farklı yıllarda kamuoyuna yansıyan vergi listeleri ve büyük ölçekli projelerle anıldı.

Araç sahibinin bitmeyen çilesi: Vergi Zinciri

Türkiye’de araç sahibi olmak zaten başlı başına bir maliyet zinciri anlamına geliyor.

Bir otomobil satın alırken;

Önce ÖTV ardından KDV, hesaplanıyor. Yani vatandaş yalnızca otomobile değil, verginin vergisine de para ödüyor.

Araç alındıktan sonra bu yük bitmiyor.

  • Her yıl Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) ödeniyor.
  • Her yıl Zorunlu Trafik Sigortası ödeniyor.
  • Her yakıt alımında ÖTV ve KDV ödeniyor.
  • Her bakımda işçilik KDV’si, yedek parça KDV’si, lastik KDV’si ödeniyor.
  • Bu zincirin son halkası zorunlu araç muayenesi oluyor.

Türkiye’de zaten yaygın bir söz var:
Araban mı var, derdin var.

2027 hesabı: Devlet payı ve şirket kârı

2026 yılında otomobil muayene ücreti 3.288 TL. Ağır vasıta muayenesi ise 4.446 TL.

2027 için iyimser bir tahminle:

Otomobil muayenesi: 4.000 TL
Ağır vasıta muayenesi: 5.000 TL

Türkiye’de yaklaşık 31 milyon araç bulunuyor. Yıllık muayene sayısı ortalama 25 milyon civarında kabul edildiğinde ve ortalama muayene ücreti 4.200 TL varsayıldığında ortaya çıkan tablo şöyle:

Yıllık toplam muayene geliri: yaklaşık 105 milyar TL

Mevzuata göre yeni dönemde ilk üç yıl muayene ücretlerinin yüzde 30’u doğrudan Hazine’ye aktarılacak.

Bu durumda:

Devlet payı: yaklaşık 31,5 milyar TL
Şirketin kalan geliri: yaklaşık 73,5 milyar TL

Yüzde 20 civarında net kâr varsayımıyla şirketin yıllık kârı yaklaşık 14–15 milyar TL seviyesine ulaşabilecek.

Yani her yıl:

Devlet payını alacak
Şirket kârını alacak
Faturayı ise milyonlarca araç sahibi ödeyecek

MOI ortaklarının ülkelerinde durum

MOI konsorsiyumunda yer alan şirketlerin bulunduğu ülkelerde araç muayene ücretleri ve gelir oranları Türkiye’den oldukça farklı.

İspanya’da araç muayene ücretleri ortalama 35–50 euro civarında. Asgari ücret yaklaşık 1.100–1.200 euro seviyesinde. Bu durumda muayene, asgari ücretlinin maaşının yaklaşık yirmide biri ile otuzda biri arasında.

İsveç’te muayene ücretleri ortalama 40–60 euro civarında. Asgari ücret düzeyi 2.000 euro ve üzeri. Bu durumda muayene, aylık gelirin yaklaşık kırkta biri ile ellide biri arasında kalıyor.

Arjantin’de muayene ücretleri ortalama 15–25 dolar civarında. Asgari ücret yaklaşık 200–300 dolar bandında. Bu ülkede bile muayene, maaşın yaklaşık onda biri ile on beşte biri arasında kalıyor.

Türkiye’de ise 2027 varsayımına göre:

Asgari ücret: 28.000 TL
Muayene ücreti: 4.000 TL

Bu da yaklaşık yedide bir oranına denk geliyor.

Yani MOI ortaklarının ülkelerinde muayene ücretleri, vatandaşın gelirine göre çok daha düşük bir yük oluştururken, Türkiye’de asgari ücretli için neredeyse bir haftalık maaşa karşılık geliyor.

Neden tek şirket, neden rekabet yok?

Araç muayenesi zorunlu bir kamu hizmeti olmasına rağmen, sistem tek operatörlü modelle yürütülüyor. Vatandaşın başka bir seçeneği bulunmuyor.

Rekabet yok. Alternatif yok. Fiyatı belirleme gücü de dolaylı olarak tek işletmecinin elinde.

Bu nedenle muhalif siyasetçiler ve bazı ekonomistler şu soruları soruyor:

Zorunlu kamu hizmeti neden tekel modeline bırakılıyor?
Neden birden fazla işletmeciyle rekabet sağlanmıyor?
Bu yapı rekabet hukukuna uygun mu?

Gelen gideni aratır mı?

TÜVTÜRK sistemi yıllardır yüksek ücretler ve tekel yapısı nedeniyle eleştiriliyordu. Ancak yeni dönemde ücretlerin daha da artacağı beklentisi, yeni modelin eskiyi aratabileceği yorumlarına yol açıyor.

Bu nedenle kamuoyunda şu söz şimdiden konuşulmaya başlandı:

Gelen gideni aratır.

Sonuç: Söylem başka, ihale başka

Siyasi söylemlerde sık sık “yerli ve milli ekonomi” vurgusu yapılıyor. Ancak zorunlu bir kamu hizmeti, iki dönem üst üste yabancı ortaklı konsorsiyumlara devrediliyor.

Bir yanda yerli ve milli söylemi.
Diğer yanda çok uluslu ortaklık yapıları.
Bir yanda zorunlu kamu hizmeti.
Diğer yanda milyarlarca liralık işletme hakları.

Ortaya çıkan tablo ise çok net:

Devlete pay var.
Şirkete kâr var.
Millete kazık var.