30 Ağustos'tan bugüne: Tam bağımsızlık destanı

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Tarih 26 Ağustos 1922… Kocatepe’de sabahın ilk ışıklarıyla başlayan topçu ateşi, yalnızca emperyalizmin işgal ordularını değil; "Millet bitti, ordu tükendi, manda ve himaye kabul edilmelidir" diyen mandacı zihniyeti de yerle bir ediyordu.

Ve 30 Ağustos… Dumlupınar’da Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın sevk ve idaresinde kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi, bir milletin esaret zincirlerini parçalayıp tarihin akışını değiştirdiği gündür.

Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlarken, yalnızca geçmişte kazanılmış parlak bir askeri zaferi yâd etmiyoruz. Bugün asıl konuşmamız gereken; o zaferin arkasındaki çelik irade, millî egemenlik ilkesi ve tam bağımsızlık ruhudur.

Dün Sevr, Bugün Başka Hesaplar

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Taarruz'la yalnızca işgal ordularını Anadolu'dan söküp atmadı; emperyalizmin Türk milletini haritadan silme projesi olan Sevr'i de yırtıp tarihin çöplüğüne attı.

Bugün geriye dönüp baktığımızda sorulması gereken soru çok açıktır:

104 yıl önce Kocatepe’den Dumlupınar’a yürüyen o kararlı ruh nerede?

Bugün Türkiye’yi bölgesel pazarlıkların ve yeni anayasa tartışmalarının içine çekmek isteyenler yok mu?

Dün milletin bağımsızlığını Meclis iradesi ve milletin ordusuyla savunan bir kurucu akıl vardı.

Bugün ise terör koridorlarının meşrulaştırılmaya çalışıldığı, Ankara’da üniter yapının ve anayasanın kurucu maddelerinin pazarlık masalarına sürüldüğü tehlikeli süreçlerden geçiyoruz.

30 Ağustos bize çok net bir ders verir:

Bu millet, şartlar ne kadar ağır olursa olsun, emperyalizmin dayatmalarına ve içerideki teslimiyetçi politikalara asla boyun eğmez.

Atatürk cumhuriyeti pazarlık masasına oturtulamaz

30 Ağustos’un açtığı yol, 29 Ekim’de laik, demokratik, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne ulaştı.

O cumhuriyetin harcında; Anayasa’nın değiştirilemez ilkeleri, Türkçenin tartışılmaz gücü, Türk milletinin bölünmez bütünlüğü ve üniter devlet yapısı vardır.

Bugün terör odaklarıyla müzakere arayanlara, Meclis kürsülerini terör elebaşlarının affına açmak isteyenlere ve Türkiye’nin kurucu kolonlarını aşındırmaya yeltenenlere 30 Ağustos’un Kocatepe’sinden haykırmak gerekir:

Türk milletinin anayasal kimliği tartışılamaz!

Şehit kanıyla çizilmiş sınırların üzerinde yeni siyasi hesaplar yapılamaz!

Atatürk’ün emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir yerel veya küresel projenin dolgu malzemesi yapılamaz!

Bu milletin kararı nettir.

Mustafa Kemal Atatürk, büyük zaferin ardından söylediği o tarihi sözle geleceği işaret etmişti:

“Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için belli başlı vasıtadır. Gaye fikirdir. Zafer, bir fikrin istihsaline hizmeti nispetinde kıymet ifade eder. Bir fikrin istihsaline dayanmayan bir zafer payidar olamaz. O, boş bir gayrettir.”

İşte 30 Ağustos Zaferi'nin ulaştığı büyük fikir;

Türkiye Cumhuriyeti'dir.

Tam bağımsız, laik, çağdaş ve üniter Türkiye Cumhuriyeti...

O gaye; tam bağımsız, çağdaş ve bölünmez Türk vatanıdır.

30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun.

Başta ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını, kanlarıyla bu vatanı bize emanet eden aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi sonsuz minnet ve rahmetle anıyorum.

Atatürk Cumhuriyeti sonsuza dek ilelebet yaşayacaktır!

30 Ağustos Tarih Atatürk