1970’lerden AKP’ye; AKP’den CHP’ye mağduriyet
Milli Nizam Partisi (MNP) 26 Ocak 1970'te Prof. Dr. Necmettin Erbakan liderliğinde kuruldu. Ancak 20 Mayıs 1971'de Anayasa Mahkemesi tarafından laiklik ilkesine aykırı faaliyetleri gerekçesiyle kapatıldı.
- Milli Görüş'ün ilk mağduriyeti oldu.
Milli Selamet Partisi kuruldu.
- 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası tüm siyasi partilerle birlikte Milli Görüş de mağdur oldu.
1995 seçiminde Prof. Dr. Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi, yüzde 21,38 oy ve 158 milletvekili ile birinci parti oldu. Erbakan ve Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller ile 28 Haziran 1996'da Refah-Yol Hükümeti’ni kurdular. Erbakan, başbakanlığı Çiller'e devretmek amacıyla 18 Haziran 1997'de Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e istifasını sundu. Cumhurbaşkanı Demirel hükûmeti kurma görevini Çiller'e değil, ANAP lideri Mesut Yılmaz'a verdi.
- Milli Görüş iktidarı kaybedince siyasi “mağduriyet” edebiyatı başladı.
Anayasa Mahkemesi, 16 Ocak 1998'de Refah Partisi'nin kapatılmasına ve Erbakan'la 6 kişiye 5 yıl siyaset yasağı kararı verdi.
- “Mağduriyet” katlandı.
Fazilet Partisi'nde (FP) Recai Kutan Genel Başkan seçildi... Bu kez siyasi yasaklı Recep Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül'ün temsil ettiği "Yenilikçiler" ortaya çıktı. 14 Mayıs 2000'deki kongrede "Yenilikçi" aday Abdullah Gül 521, Recai Kutan 633 oy aldı. Milli Görüş lideri eski Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan 70 yaşını geçince, siyasi yasaklı Recep Tayyip Erdoğan şöyle dedi:
- “Yaş yetmiş iş bitmiş, biz gençler mağduruz…”
Böylece:
- Mağdurların; mağdurları ortaya çıktı.
Bir ara verelim ve 2028’deki seçimler için tarihsel saptama yapalım:
- Recep Tayyip Erdoğan 74, Devlet Bahçeli 80 yaşında olacak.
Devam edelim. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 14 Ağustos 2001’de “siyasi yasaklı” olmasına rağmen genel başkan olarak Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kuruldu. Bir ara daha vererek günün sorusunu gündeme getirelim:
- Ekrem İmamoğlu “siyasi yasaklı” olarak tahliye olursa Genel Başkan seçilip CHP’yi seçime sokabilir mi?
Devam edelim. Erdoğan’ın mağduriyetine karşı çıkan CHP lideri Deniz Baykal anayasa değişikliğine TBMM’de destek verince siyasi yasağı da “mağduriyeti” de kalkan Erdoğan, YSK’nın desteği ile Siirt ara seçiminde milletvekili ve 2003’te başbakan oldu.
- “Türbanlı kızımız” mağduriyeti,
- Gül’ün Cumhurbaşkanı seçimindeki 367 mağduriyeti,
- 2008’de AKP’nin kapatılma davası mağduriyeti,
- 15 Temmuz hain darbe girişimi mağduriyeti…
“Mağdur” ettiği milyonlarca seçmen AKP’nin “mağduriyet” siyasetine 2024 yerel seçiminde ilk kez büyük tepki gösterdi ve ikinci parti olma hezimeti yaşattı.
Günümüze gelince Özgür Özel "En iyi savunma hücumdur" diyerek rest çekiyor. CHP 106 bin sandık görevlisiyle iktidara doğru yola çıkıyor. AKP’liler lüks otellerde ve saray odalarında yeni yeni siyasi planlar hazırlarken, CHP tam saha pres başlatıyor. AKP’yi yıllarca “mağduriyet siyaseti” ile oy topladı ve iktidarını pekiştirdi. Ancak artık roller değişti.
- Yılların mağduru rol değiştirip mağrur oldu.
19 Mart Darbesi ile Cumhurbaşkanı adayının tutuklanması, AKP iktidarı Belediye Başkanlarına ve kadrolarına sistematik gözaltı ve tutuklamalar ile Türkiye’nin 1. Partisi CHP’yi mağdur etti, etmeye de devam ediyor. Mağduriyetin el değiştirmesi olayı, siyasi tarihimizdeki en büyük kırılmadır.
- Erdoğan ve AKP asla mağdur değildir.
Mağdur olan CHP’dir, CHP’ye oy veren seçmenlerdir. Ve elbette 24 yıllık iktidarın mağdur ettiği ise açlık ve yoksulluk sınırları altında yaşamaya mecbur bıraktıkları Türk millettir.
“Mağduriyet” siyasetinin el değiştirmesi, CHP lideri Özgür Özel’in 4 Mayıs 2026’daki tarihi hamlesiyle artık bir "karşı taarruz" ile bütünleşmiş durumda. Özel, siyaset sahnesindeki bu "mağrur" tavra karşı şu resti çekiyor:
“En iyi savunma hücumdur... Bugünden itibaren Cumhuriyet Halk Partisi, iktidar olmak ve adaleti getirmek için savunmadan hücuma çıkıyor”.
Artık meydanlarda sadece bir siyasi parti yok; Özel’in ifadesiyle "demokrasiyi kurtarmadan eve dönmemeye" kararlı ama mağdur millet iradesi var. Özgür Özel, 19 Mart 2025’ten itibaren yapılan tüm saldırıları bir "darbe girişimi" olarak tanımlıyor. 15,5 milyon vatandaşın bu baskılara karşı sandıklarda tarihe geçen bir direniş gösterdiğini vurguluyor.
Muharrem İnce’nin “20 bin”, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “17 bin” diye itiraf ettiği seçim sandıklarında CHP’li sandık görevlisi bulunduramama beceriksizliği ile seçimlerin kaybedilmesi skandalına karşın Özgür Özel liderliğindeki CHP;
- Sayıları 106 bine ulaşan, hedefi 186 bin olan devasa bir sandık görevlisi ordusuyla seçime hazırlanıyor.
- Açlık Sınırındaki Gerçek Mağduriyet: AKP’nin yarattığı ekonomik yıkımı rakamlarla tokat gibi çarpan Özel, sadece 4 ayda enflasyonun yüzde 14,6’ya ulaştığını, yıllık hedeflerin daha yılın başında buhar olduğunu hatırlatıyor. Bu rakamlar, dünyada 100 ülkenin yıllık enflasyonundan daha fazlasının Türkiye’de tek bir ayda yaşandığını gösteriyor.
- Müjde Seçim Değil, Adalet: CHP lideri, yürüyüşlerinin sadece bir seçim kazanma müjdesi içermediğini; asıl müjdenin "yönetimde yozlaşmanın bittiği, şatafatın son bulduğu ve verginin adil toplandığı bir Türkiye" olduğunu ilan ediyor.
Özgür Özel şu cümle ile meydan okuyor:
“Hiçbir operasyon, hiçbir kumpas bizi yolumuzdan çeviremeyecek; hiçbir pusu yürüyüşümüzü durduramayacak…”