Siyasî Ahlâk Yasası’nın tam zamanı
Türk siyasetinde, ‘Siyasi Ahlak Yasası’ mevzusu zaman zaman gündeme getirilir. Gündeme getiren de çoğu zaman CHP olur. Konunun gündem yapılmasının amacı ise iktidar partisini köşeye sıkıştırmaktır.
CHP, bilhassa iktidar partisi mensuplarına yönelik suç isnatlı iddialar söz konusu olduğunda derhal Siyasi Ahlak Yasası için çıkış yapar.
Yanlış hatırlamıyorsam CHP, en son verdiği Siyasi Ahlak Yasası teklifini 26 Ağustos 2022’de TBMM’ye sunmuştu. Daha yakın tarihlerde de CHP sözcülerinin konuyu ısıttıkları zamanlar olmuştur.
Konuyu CHP özelinden bağımsız ele alırsak ‘siyasi ahlak’ dediğimiz zaman hangi durumları veya işleri ‘ahlaka aykırı’ sayacağız?
En başta gelen aykırılıklar; rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma, kamu gücünü şahsi çıkarlarına alet etme, akraba kayırmacılığı (nepotizm) gibi parasal yönü olan cürümlerdir.
Peki, toplumsal ahlaki kabuller de bu aykırılıklara dahil olmayacak mı? Elbette olacaktır.
Kamu görevinde yetkili yönetici sıfatıyla bulunan insanların, bilhassa da ‘kurum içi ilişkilerde’ genel ahlak kuralları ve toplumsal değerlerle sınırlı olmaları gerekir.
ÖZEL HAYAT KILIFINA SOKULMAMALI
Yani milletvekili, belediye başkanı, üst düzey bürokrat gibi sıfatları taşıyanlar; yaşantısına, oturup kalkmasına, yiyip içmesine ve dahi karşı cinsle olan yakınlaşmalarına dikkat etmek zorundadır.
Anılan veya benzer yetki ve sorumluluk sahiplerinin ‘özel hayat’ bahanesine sığınması kabul edilemez. Bilhassa elindeki kamu gücü ve yetkisini kullanarak çıkıntılıklar yapmışsa bunun makul ve masum ya da ‘özel hayat’ kapsamında görülebilecek yanı olamaz.
Daha basit söyleyelim; eline, diline, beline sahip olamayanlar üst düzey kamu görevlerine talip olmamalıdır.
Türkiye’nin, ayrıntıları iyi düşünülmüş bir Siyasi Ahlak Yasası’na ihtiyacı vardır. Altını çizmek lazım; anılan yasanın kapsamı, çerçevesi, ayrıntıları çok ince örgülenmeli ki kamu yönetiminde görev alanlar içi doldurulamayan bahanelerle soruşturmaya konu edilmesin.
BUNCA DOKUNULMAZLIK NEYİN NESİDİR?
Siyasi Ahlak Yasası dediğimiz zaman en fazla konuşulacak husus, ‘dokunulmazlıklar’ olacaktır.
Milletvekili dokunulmazlığından tutun en alt düzeydeki devlet memuruna kadar insanı şaşırtan dokunulmazlıklar, koruma kalkanları bulunmaktadır.
Şahıs milletvekili… Arabasıyla her hafta birden fazla kez Bulgaristan’a gidip geliyor. Milletvekili aracı diye kimse arayamıyor. Fakat nihayetinde araçta bir arama yapılıyor ve bilmem kaç milyon lira değerinde gümrük kaçağı elektronik sigara bulunuyor.
Sıradan bir vatandaş bu işin faili olsa anında derdest edilip mahkemeye çıkarılır.
Fakat fail milletvekili olunca olay ‘fezleke koridoruna’ sokulur ve orada unutulur.
Benzer dokunulmazlıklar, belediye başkanları ve üst düzeyinden alt kademeye kadar tüm devlet memurları için de söz konusu. Yani memurun ‘ita amiri’ izin vermezse savcılık soruşturma yapamaz.
Günlerdir tartışıyoruz… Geride kalan bilmem kaç senede İçişleri Bakanlığı kaç belediye hakkında soruşturma izni vermiş? Soruşturulan belediyelerin partilere dağılımı nasılmış?
DOKUNULMAZLIK, ‘İSTİSNA’ HALİNE GELMELİ
Fakat kimse şu soruya cevap aramıyor: Bir belediye başkanı, konusu suç olan bir soruşturmaya muhatapsa savcılık bu soruşturmayı yapabilmek için niye İçişleri Bakanlığı’ndan izin almak zorunda bulunuyor?
Daha alt düzeye inelim… Geride kalan aylarda konu gündeme gelmiş, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarındaki bazı üst düzey yöneticiler için Bakanlığın soruşturma izni vermesi tartışılmıştı.
Kimse sorgulamadı… Belediye bürokratları yolsuzlukla, rüşvetle, görevi kötüye kullanmakla suçlanıyorsa bunu soruşturmak için neden Bakanlık izni gereksin?
Sürekli üzerinde durulan, milletvekili dokunulmazlıkları oluyor. Oysa bir şekilde ‘devlete kapağı atmış’ herkes öyle veya böyle koruma altında bulunuyor.
Eğer Siyasi Ahlak Yasası’nı tartışacaksak yalnızca politik figürleri değil; başta üst düzey bürokratlar olmak üzere kamu hizmetinde bulunan herkes için geçerli olacak bir düzenlemeyi konuşmalıyız.
Elbette; başta istihbarat, ulusal güvenlik ve iç güvenlik kurumları olmak üzere hassasiyeti olan kamu görevleri için sınırlayıcı istisnalar düşünülebilir.
BİR DE ‘MAL BEYANI’ MESELESİ VAR
Diğer taraftan, kamu hizmetinde bulunanların ‘sebepsiz zenginleşmesini’ takip amacıyla yürürlüğe konulan ‘Mal Beyanı’ uygulaması da tartışılmalı. Üst düzey görevlere getirilenler, bir mal beyanında bulunuyorlar. Fakat bu beyan, kamuoyuna açık bir beyan olmuyor; notere teslim edilen bir ‘gizli belge’ niteliği taşıyor.
Kamu hizmetine talip olanların sahip olduğu mal varlıkları ‘kişisel veriler’ olarak görülmemeli. Mal varlığını saklama gereği duyanlar, anılan kamu hizmetlerine talip olmamalı.
AK Parti, şu anki siyasi havayı da değerlendirerek Siyasi Ahlak Yasası’nı gündemine almalıdır. Elbette CHP, elindeki belediyelerden dolayı muhatap olduğu rüşvet, irtikap, hırsızlık, görevi kötüye kullanma, sevgililerini belediyenin kadrolu elemanı yapma, hatta belediye başkanları arasında ‘sevgili becayişleri’ yapma gibi siyasi veya genel ahlakla bağdaşmayacak suçlamalardan dolayı Siyasi Ahlak Yasası işine pek sıcak bakmayacaktır.
Fakat CHP’nin geçmişte bu konunun ekmeğini epeyce yediği dikkate alınırsa AK Parti’nin gündeme getireceği yasal düzenlemeye doğrudan karşı çıkamayacaktır.
Bununla birlikte CHP’nin, muhtemel yasa tasarısının ayrıntıları bağlamında suyu yokuşa sürmesi de beklenmelidir.