Umut eksik, hasat yine gelecek yıla kaldı

Nazife Mert

Nazife Mert

Çocuk Gelişimi Uzmanı
Tüm Yazıları

Hıdırellez geldi. Takvim yaprakları yeşerdi, ağaçlar çiçek açtı. Dilekler kâğıtlara yazılıp rüzgâra bırakıldı ve her yıl olduğu gibi bu yıl da umutlar, en azından teoride, yeniden filizlendi. Çünkü bizde umut çoğu zaman mevsimlik bir alışkanlık; baharla birlikte gelir, yaz sıcağında buharlaşır, sonbaharda sararır, kışın ise unutulur. Tıpkı insan ömrü gibi.

İş dünyasında da durum farklı değil. Hıdırellez bereketine sığınan çalışanlar, belki bu yıl maaşların enflasyonla yarışmayı bırakacağını umut ediyor. Bu umutlarını çoktan gül ağaçlarının dibine gömdüler. Patronlar ise “verimlilik” kelimesini sulayıp büyütürken, çalışanların hayallerini saksı değiştirir gibi yerinden oynatıyor. Bahar geldi diye motivasyon toplantıları artıyor ama zam konuşulunca ortama bir anda kış geliyor.

Okullarda ise baharın gelişi ayrı bir duygusal hâl taşıyor. “Geldi bahar ayları, gevşer gönül yayları” mevsimi öğrencilere çoktan ulaştı. Öğrencilerin gözü dışarıda, öğretmenler müfredatı yetiştirme telaşında. Bir Hıdırellez dileği de öğrencilerden gelmesin mi: “Bu yıl sorular kolay gelsin.” Bu temenni, eğitim sisteminin belki de en gerçekçi yansıması.

Dünya cephesinde ise daha büyük bir ironi var. Bir yanda ağaçlar çiçek açıyor, diğer yanda krizler, savaşlar ve bitmeyen tartışmalar sürüyor. İnsanlık, baharın barış dilini hâlâ öğrenememiş gibi. Hıdırellez ateşinden atlayan insanlar dilek tutarken, dünyanın bazı yerlerinde insanlar hâlâ ateşten kaçıyor.

Siyaset ise her zamanki gibi en hızlı yeşeren alan. Baharla birlikte vaatler çiçek açar, sözler tomurcuklanır. Ama ne hikmetse bu çiçeklerin çoğu meyve vermez.Seçim dönemlerinde yeşeren umutlar, sonuçlar açıklandığında bir anda sonbahara döner.

Yine de her yıl aynı döngüye inanmakta ustayız. Belki de en güçlü kasımız, “umut etme” kası. Hıdırellez aslında bize şunu hatırlatıyor: Doğa gerçekten yenileniyor. Ancak insan, umutlarını sadece dilek kâğıtlarına yazmakla yetinirse, o umutlar rüzgârla birlikte kaybolur.

Belki de asıl mesele, baharın yeşerttiği dallara sadece bakmak değil; o dallara tutunacak cesareti gösterebilmek. Çünkü umut, en çok eylemle sulandığında büyür. Oysa en acı gerçek şu: Biz her bahar umutları yeşertirken, aynı toprağı eylemsiz bıraktığımız sürece büyüyen tek şey hayal kırıklığı oluyor.