Musluklarından su yerine sabır akan şehir
Başkent dediğimiz yer; planın, programın ve kamusal aklın merkezi olması gerekirken, su gibi temel bir ihtiyacı bile vatandaşa zamanında haber veremeyen bir düzene teslim edilmiş durumda. Sorun yalnızca susuzluk değil; asıl sorun belirsizlik. İnsanlar sabah işe gitmeden önce “Bugün su var mı?” diye düşünüyorsa, burada altyapıdan çok yönetim zafiyeti konuşulmalı.
Üstelik kesintiler çoğu zaman “arıza” denilerek geçiştiriliyor. Oysa korkarım ki geceleri termometreler eksi dereceleri gösterirken bu kesintiler, suların donmasıyla sonuçlanacak. İnsanlar bu tür kesintileri istisnai durumlar olarak bilir; ancak başkentte bu durum artık rutine binmiş halde.
Ankara’da yaşanan zamansız su kesintileri vatandaşa şunu söylüyor:
“Hazırlıksız ol, tedbirini kendin al.” Son günlerde bidonlarla yaptığımız ev dekorları, modern yaşam alanlarımıza ayrı bir renk katıyor.
Nüfus artışı, iklim krizi ve kuraklık elbette kesintilerin sebepleri arasında. Ancak asıl soru şu: Bu durumlar yeni mi ortaya çıktı? Sanki her şey yeni olmuş gibi, önlem alınmamış yılların faturası bugün vatandaşa kesiliyor. Önlem alınmayan her yıl, kesinti olarak geri dönüyor. Planlama yapılmadığında bedel, musluktan akmayan suyla ödeniyor.
Barajların doluluk oranlarının düşmesi geçen ay mı oldu? Altyapı bu hafta mı çöktü? Neden kışın ortasında kesinti yapılarak önlem alınmaya çalışılıyor? Ankara’da günlük yaklaşık 1,3–1,7 milyon metreküp su tüketilirken, bu düzeyde bir kullanımda altyapı eksikliği ve rezervlerin hızla erimesi kaçınılmaz oluyor.
Elbette bu kadar kalabalık bir kente su yetiştirmek kolay değil. Ancak önlemler çok daha önce alınmalıydı. Çamlıdere’den getirilmesi planlanan su hattı neden daha önce hayata geçirilmedi? Halkın asıl tepkisi, neden bu noktaya gelindiği sorusuna net bir yanıt alamamasına.
Vatandaşın talebi lüks değil; zamanında güvenip oy verdiği yöneticilerden beklediği en temel sorumluluk. Aslında istenen tek şey şu: Kesintiler yaşanmadan önce herkes bilgilendirilmeli, şeffaf olunmalı ve bu sorun geçici değil kalıcı biçimde çözülmeli.
Belediyenin çevrim içi bilgilendirme sayfaları anlık güncellenmeli, Alo 153 hattındaki çağrı merkezi personeli artırılarak 7/24 ulaşılabilir hâle getirilmeli.
Sonuç olarak Ankara’nın su sorunu borularda değil; yıllardır görmezden gelinen bir yönetim anlayışında. Bu anlayış değişmedikçe kesilen yalnızca su olmayacak; güven ve sabır da kesilecek.