Günlük ayırdığımız dakikaların sağlımıza kazandırdığı artılar
Diş sağlığı, ülkemizde ve diğer pek çok ülkede geri planda bırakılan, ancak dayanılmaz ağrılar çekildiğinde hatırlanılan bir konu. Dünya Sağlık Örgütü’nün yıllardır altını çizdiği üzere, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 45’ini etkileyen en yaygın kronik hastalık grubu ağız ve diş hastalıkları. Bilim insanları da ağız ve diş hastalıklarının dünya genelinde nefes darlığından, baş ağrısından hatta kalp-damar hastalıklarından daha yaygın olduğunu pek çok makale ve yazıda vurgulamakta.
Neredeyse her iki kişiden biri, farkında olsun ya da olmasın, bir ağız sağlığı problemine sahip. Bunun en temel sebeplerinden biri, düzenli diş hekimi kontrollerinin hâlâ yeterince yaygınlaşmamış olması.
Çocuklarda ise süt dişlerinin düşük mineralizasyon oranına sahip olması nedeniyle çürük hızının daha yüksek olduğu bilinmekte. Bir çocuğun düzenli ağız bakım takibinin yapılması, ileri yaşlardaki sağlık karnesine büyük bir katkı sağlamakta.
Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki tedavi edilmeyen diş eti hastalıkları, kronik iltihabı artırmakta ve bu iltihap kan dolaşımı yoluyla vücudun diğer bölgelerine taşınabilmekte. Diş sağlığının kalp-damar sağlığı ile doğrudan ilişkili olduğu pek çok tıp çalışmasında kanıtlanmış, kayda değer bulgular ortaya konmuş.
Bunca bilimsel görüşe rağmen hâlâ “nasıl olsa düşecek” mantığıyla diş problemleri tedavi edilmek üzere doktora götürülmeyen çocukların ileriki yaşlarda çene yapısına bağlı konuşma bozuklukları yaşaması kaçınılmaz hâle gelmekte. Sorunlar da zincirleme bir şekilde büyümekte.
Çözüm aslında basit: Çocuklarımıza diş fırçalamayı öğretmek ve bunu düzenli yapmaları konusunda onları uyarmak. Bu durum çocuğun yalnızca diş sağlığına değil, tüm geleceğine yapılmış bir yatırım, çocuklarımıza erken yaşta kazandırmamız gereken bir kültür. Ayrıca ekonomik bir tedbir. Zamanında yapılan kontrollerin maliyeti ile gecikmiş bir dişin kök-kanal tedavisi arasındaki fark oldukça büyük. Nelere zaman ayırmıyoruz ki? İnternette alışveriş sitelerine ayırdığımız sürenin birkaç dakikasını ağız bakımımıza ayırsak ve kontrol ettirme zahmetinde bulunsak ne kaybederiz? Bu bir öz bakım sonuçta. Ağzımız ve dişlerimiz konuşurken yüz ifademizi ve mimiklerimizi tamamlayan en büyük aksesuarımız.
Karşılıklı konuşmalarda çürük diş ve kötü ağız kokusu, kişinin özgüvenini yok eder. Karşımızdaki kişiye karşı da nahoş bir durum oluşturur. İş mülakatlarında bu tür ayrıntıların dikkate alındığı da aşikâr. Hem karşımızdaki kişiye hem de kendimize duyduğumuz saygıyı yitirmeyerek, ağız ve diş bakımı konusunda daha özverili olmalıyız.
Ağzımız bize sürekli bir mesaj gönderir: “Vücudun giriş kapısı benim. Bu kapıyı ihmal etmeyin.” Ağız sağlığı ihmal edildiğinde, sorun sadece dişlerle sınırlı kalmaz; tüm vücudun sistemi etkilenir ve birçok hastalığa davetiye çıkar.
Sağlığımız çok önemli…Herkese sağlıklı gülüşler ve ferah nefesler.