Geldi çattı sömestr tatili
Çocukların gözünde özgürlük, ailelerin zihninde ise karmaşık duygular… Bir yanda karne heyecanı, diğer yanda “acaba tatili nasıl değerlendirsek?” sorusu. İşte geldi çattı sömestr tatili. Cuma günü çocuklarımız yarıyıl karnelerini alacak.
Karne, çoğu zaman sanıldığı gibi bir başarı ya da başarısızlık belgesi değil; yalnızca bir dönemin kısa bir özeti, hepsi bu. Ne yazık ki biz yetişkinler, o kâğıt parçasına gereğinden fazla anlam yüklüyoruz. Hoş, yeni sistemde önemsememek de elde değil; okul puanlarının önemi gerçekten büyük.
Veli olarak bazen bu konuda fazla sert davranıyoruz, kabul edelim. Rakamları çocukların kişiliğiyle eşleştiriyor, notları karakterleriyle karıştırıyoruz. Oysa çocukların karne gününden zihninde kalan asıl görüntü nedir? Evdeki hava, yüzlerdeki tebessüm. Tam da karne günü evde oluşan atmosfer, tatilin nasıl geçeceğini belirler.
Sömestr tatili, fark etmek için var. Çocuk neyi sever, nerede zorlanır, hangi konuda parlar… Bunların hepsini bize anlatır. Bu iki haftalık süreyi tamamen dersle doldurmak da yanlıştır, tamamen boş bırakmak da…
Birlikte yapılan bir kahvaltı, yarım kalan bir kitabın tamamlanması, uzun zamandır ertelenen bir sohbet, mutfakta geçirilen mutlu anlar… Evet, her şey müfredatta yer almıyor. Bunlar da hayat okulunun müfredatından. Çocuklar, tatilde en çok hatırladıkları şeyin bir test kitabı değil, kendilerine ayrılan zaman olduğunu yıllar sonra fark ederler.
Karne günü, biraz da ebeveynlerin sınavı. Bizler de anlayışımızla çocuklarımıza karşı imtihan ediliriz. Hataları konuşup gidermek adına çocuğumuzla karşı karşıya gelmeden, onunla istişare ederek ilerlemek en sağlıklısı. Bu tutum, sıkıntıları azaltır ve bağları daha da güçlendirir.
Çocuklarımız bizim en kıymetlilerimiz. Hata yapabilirler, başarısız olabilirler. Anne baba olarak onları dinlemek ve doğru şekilde yönlendirmek bizlere düşer. Komşu ya da akraba çocuklarının kaç puan aldığını merak etmeyi, kendi çocuğumuzu başkalarıyla kıyaslamayı bir kenara bırakmak gerek. Sonuçta her çocuk nev-i şahsına münhasır.
İnanın, kıyas yaptığınızda çocuklar motive olmuyor; aksine, kıyaslanan çocuktan nefrete varan duygu bozukluğu geliştirmelerine ve kıyaslama yüzünden sizden uzaklaşmalarına neden olabilirsiniz. Tam da bu noktada, kıyaslanan çocuklar isyankâr ve söz dinlemeyen bireylere dönüşebilirler.
Ezbere dayalı bir sistemin sonuçlarının cezasını çocuklara kesmek bize kolay geliyor. İğne de çuvaldız da hep çocuklara batıyor. Oysa kalabalık sınıflarda, ezber dayatmalı eğitimin sonuçları karnelerden çok sistemin karnesidir. Çocuk ise bu çalkantının ortasında savrulup durur.
Gelin, bu tatili bir fırsata çevirelim. Çocuklarımızı notlarla aynı kefeye koyup ortamdan uzaklaştırmak yerine, onlarla nitelikli ve verimli zaman geçirmeyi seçelim. Kırılan bir çocuğun telafisi, düşük bir notun telafisinden çok daha zor.
Hayatınıza istekleriniz doğrultusunda yön vereceğiniz bir eğitim sistemi ve severek çalışacağınız ortamlar sizlerle olsun, sevgili çocuklar. İyi tatiller..