Filtreli harikalar kumpanyası

Nazife Mert

Nazife Mert

Çocuk Gelişimi Uzmanı
Tüm Yazıları

Ne garip bir çağın içindeyiz…

Herkes kendini olduğundan daha mutlu, daha başarılı, daha güzel, daha kusursuz göstermenin peşinde. Sanki hayat bir yarış pisti, sosyal medya da bu yarışın dev ekranı olmuş.

Artık insanların kusurları yok; çünkü paylaşılmıyor. Dertleri yok; çünkü hikâyelere eklenmiyor. Hataları yok; çünkü silinebiliyor. Herkes hayatının en parlak beş dakikasını paylaşırken, geriye kalan yirmi üç saat elli beş dakikayı ustalıkla saklıyor.

Oysa Mevlana’nın şu sözü bugün belki de her zamankinden daha anlamlıdır: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.”

Fakat görünmek, olmak kavramını çoktan geçti. Filtreler yalnızca yüzleri değil, hayatları da düzenliyor artık. Kırışıklıklar siliniyor, gözler büyütülüyor, ten pürüzsüzleştiriliyor. İnsan, kendi fotoğrafına bakıp kendisini tanıyamaz hâle geliyor. Ama yine de “Doğalım” demekten geri durmuyor. Bu kusursuzluk tutkusu, günlük yaşamın her alanına da sıçramış durumda. Herkes prens, herkes prenses… Ve onların çocukları da aynı şekilde.

Eskiden insanlar aynaya bakardı, şimdi filtrelere. Eskiden karakter konuşurdu, şimdi profil fotoğrafı. Herkes yönetici olmaya aday ama kimse sorumluluk almak istemiyor.

İş seçerken de aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Maaşı yüksek olsun, yorulmayayım, hafta sonu çalışmayayım, yükselme garantili olsun, mümkünse stresli de olmasın; armut da pişsin, ağzıma düşsün…

Tam burada o meşhur atasözü çıkıyor karşımıza: “Sen ağa, ben ağa; bu ineği kim sağa?”

Herkes zirveyi istiyor ama merdiveni çıkmak istemiyor. Herkes alkışı seviyor ama emeğin sesine kulak vermiyor. Başarıya hayranız ama fedakârlığa mesafeliyiz.

Bu durum eğitimde de farklı değil. Okul tercihleri döneminde kimi öğrenciler ve veliler, gerçeklerle hayaller arasındaki çizgiyi görmek istemiyor. Çalışma alışkanlıkları, akademik geçmişleri ve mevcut başarı durumları göz ardı edilerek yalnızca en yüksek hedefler konuşuluyor.

Elbette büyük hayaller kurulmalı; ancak hayal ile ütopya arasındaki fark unutulmamalı. Çünkü hayat, filtreli fotoğraflar kadar kusursuz değil.

İnsan olmak; hata yapmak, eksik kalmak, öğrenmek ve gelişmek demek. Kusursuz görünmeye çalışırken samimiyetimizi kaybediyorsak, kazandığımız şey aslında bir başarı değil, iyi hazırlanmış bir vitrin olur.

Bugün önemli olan mükemmel görünmek değil, olduğu gibi görünebilmektir.

Herkesin kral ve kraliçe olduğu bir ülkede, gerçek emekçiler görünmez oluyor. Ve unutmayalım; vitrindeki mankenler çok dikkat çeker ama mağazayı ayakta tutanlar, depoda çalışanlardır.