"Evet" demek beş dakika, borcunu ödemek beş yıl!
Eskiden düğünler, mutluluğun en samimi ilanı olarak görülürdü; bugün ise adeta ekonomik dayanıklılık sınavına dönüşmüş durumda. Bir zamanlar mahalle arasında kurulan masalar, komşunun getirdiği sandalyeler, teyzenin açtığı baklavalar ve davul-zurnanın içtenliği vardı. Gösterişten uzak ama gönülden yapılan bu düğünler, insanların hafızasında sıcak anılar bırakırdı. Bugün ise düğün salonu, organizasyon şirketi, profesyonel fotoğraf çekimi, gelin arabası, orkestra, süslemeler, ikramlar ve havai fişek derken daha nikâh memuru "Evet." demeden banka hesapları "Hayır." demeye başlıyor.
Eskinin düğünlerinde gösteriş az, muhabbet çoktu. Şimdinin düğünlerinde ise ışıklar daha parlak yanıyor; fakat çoğu zaman çiftlerin geleceği aynı ölçüde kararıyor. Çünkü o en mutlu günün ardından yeni evli çiftleri balayı heyecanından önce kredi taksitleri ve ödeme planları karşılıyor. Mutlu başlaması gereken bir yolculuk, daha ilk adımında maddi kaygılarla gölgelenebiliyor.
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte düğün sezonu da hız kazanıyor. Kapalı salonlarda saatlerce süren bunaltıcı sıcak, makyajı da sabrı da eritiyor. Klima çalışsa elektrik masrafı, çalışmasa misafirlerin memnuniyetsizliği gündeme geliyor. Açık hava düğünleri ise masalsı atmosferiyle göz doldursa da maliyeti nedeniyle birçok aile için ulaşılması güç bir hayale dönüşüyor. Bir gecelik organizasyonun bedeli, kimi zaman gençlerin aylarca, hatta yıllarca ödeyeceği ağır borçların başlangıcı oluyor.
Üstelik işin bir de toplumun görünmeyen baskısı var. "Şöyle olsun, böyle olsun, eksik kalmasın." sözleri, aileleri farkında olmadan daha fazla harcamaya yöneltiyor. Oysa eksik kalan çoğu zaman düğün değil; evliliğin ilk yıllarındaki huzur, güven ve ekonomik rahatlık oluyor. Daha evin perdeleri alınmadan kredi dosyaları hazırlanıyor, eşyaların taksitleri planlanıyor. Mutluluğun fotoğrafı çekilirken, borçların ilk taksiti de sessizce işlemeye başlıyor.
Belki de artık düğün kültürünü yeniden düşünmenin zamanı gelmiş. Evliliğin temelini gösteriş değil, sağlam bir gelecek oluşturmalı. Devletin de gençlerin omuzlarındaki bu yükü hafifletecek düzenlemeleri hayata geçirmesi büyük önem taşıyor. Uygun maliyetli sosyal düğün alanlarının yaygınlaştırılması, yeni evlenecek çiftlere yönelik teşviklerin artırılması ve gereksiz masrafları azaltacak uygulamaların desteklenmesi, evliliğe atılan ilk adımı çok daha güçlü ve güvenli hâle getirebilir.
Evlilik; gösteriş yarışının değil, sevgi, emek, fedakârlık ve dayanışmanın adı. Bir gecelik alkış uğruna yıllarca borç ödemek ne geleneğimize yakışıyor ne de geleceğimize hizmet ediyor. Asıl zenginlik, pahalı organizasyonlarda değil; birlikte kurulan huzurlu ve sağlam bir yuvada saklı.
Dilerim ki bir gün düğünler yalnızca mutluluğun konuşulduğu, gençlerin yeni hayatlarına borçla değil umutla, güvenle ve huzurla başladığı, hatıraların taksitlerden daha uzun ömürlü olduğu güzel başlangıçlara dönüşür. Bir ömür sürecek mutluluğun değeri, bir gecelik gösterişten her zaman daha büyük.