Bayramın buzlukta kalan tarafı
Eskiden bayram gelmeden önce mahalle değişirdi. Sokakların sesi bile insana başka gelirdi. Çocuklar yeni ayakkabılarını yatağının başucuna koyar, büyükler ise günler öncesinden “Kimse kırılmasın.” diye gidilecek akrabaların hesabını yapardı. Şimdi ise bayram yaklaşınca ilk konuşulan şey; etin kilosu, kurban hissesi ve kaç kilo et çıkacağı oluyor. Anlaşılan, duygularımız da kurban oldu. Oysa Kurban Bayramı hiçbir zaman sadece et bayramı değildi. Bazıları için sofraya bir parça et koyabilmenin sevinci, bazıları için ise bunu yapamamanın hüznüydü bayram.
Bugün apartmanların derin dondurucuları dolup taşarken bazı sofralarda hâlâ sıcak bir çorba kaynamıyorsa, orada ibadetin ruhundan eksilen bir şey vardır. Çünkü kurban sadece kesmek değil, eksileni tamamlamaktı. Aç olanı doyurmak, unutulanı hatırlamak, kapısı çalınmayanın kapısını çalmaktı.
Ne acıdır ki artık birçok insan kurbanı paylaşmak için değil, stok yapmak için kesiyor. Sanki ibadet değil de yıllık et anlaşması yapılıyor. Poşet poşet buzluklara doldurulan etlerin arasında kaybolan şey ise merhamet oluyor.
Hâlbuki kutsal kitabımızda şöyle buyruluyor:
“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşacak olan yalnızca sizin takvanızdır.” (Hac Suresi, 37. Ayet)
İşte bütün mesele tam da burada başlıyor. Kurbanın özü gösterişte değil, gönüldedir. Çünkü dinimizde kurban yalnızca bir ibadet değil; paylaşmanın, dayanışmanın ve insan kalabilmenin en derin sembollerinden biridir.
Eski bayram sabahlarında daha fakirdik ama daha samimiydik. Şimdi ise daha tok ama daha yalnızız. Eskiden bir tabak et komşuya giderken içine muhabbet de konulurdu. Şimdi ise sofralar, mesajlarla gönderilen bayram kutlamaları kadar soğuk oldu.
Belki de bu yüzden bayramlar artık çocukluğumuzdaki gibi kokmuyor. Ve insan şunu düşünmeden edemiyor: Bir evin buzluğu ağzına kadar doluyken bir çocuğun sofrası boşsa… O kurban gerçekten Allah rızası için mi kesilmiştir? El âlem için “Bizim de kurbanımız var.” demek adına mı kesilmiştir? Yoksa bir evin bir yıllık et ihtiyacı için mi? Kurban etlerimizi mümkün olduğu kadar ihtiyaç sahipleriyle, komşularımızla ve hayır kurumları ile paylaşmaya özen gösterelim.
“Kurban = Paylaşmak” anlamına gelen bayramlar diliyorum herkese.