AVM’de değil, hayatta büyüsün çocuklar
AVM’ler sadece alışveriş yapılan yerler değil; çocuk parkı, restoran, sinema, hatta sözde sosyalleşme alanları olarak, Aileler için pratik, zahmetsiz ve tek duraklık bir çözüm sunuyor. Çocuk sıkılmasın diye oyun alanına bırakılıyor, ebeveynler vitrinden vitrine sürükleniyor. Herkes meşgul ama gerçekte birlikte değil. Aynı mekânda fakat farklı dünyalarda geçirilen saatler, “kaliteli zaman” etiketiyle pazarlanıyor.
Sömestr tatili, çocuğun yalnızca dinlenmesi değil; kendini keşfetmesi, yavaşlaması ve bağ kurması için bir fırsat. AVM’lerde geçirilen günler ise bu fırsatı tüketiyor. Çocuk için eğlenmenin parayla, ödüllendirmenin ise satın almakla mümkün olduğu algısı oluşuyor. Bir parkta koşmayı, makinelere atılan jetonlarla kıyaslıyor ve kolay olanı seçiyot.
Neslimiz maalesef tembelleşiyor. Yerinden kalkmadan her şey önüne gelsin, yorulmasın, hemen elde etsin istiyor. Belki bugün bir araştırma yapılsa, Google’a sorulan sorular arasında “Kolay yoldan nasıl elde ederim?” ilk sırada yer alıyor.
“Bu soğukta ne yapalım?” diyeceksiniz. Oysa Ankara’nın birçok yerinde çocuklarla gidilebilecek alternatifler mevcut. Başkent Millet Bahçesi içinde yer alan Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi, Altınpark’taki Feza Gürsey Bilim Merkezi, MTA bünyesindeki Şehit Cuma Dağ Tabiat Tarihi Müzesi, Mamak’taki Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi, Ulucanlar’daki Anne Müzesi, Kale’deki Rahmi Koç Müzesi, Samanpazarı’ndaki Anadolu Medeniyetler Müzesi ve Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Dijital Hayvanat Bahçesi gezilebilecek güzel yerlerden sadece bazıları.
Çocuklarımızı ne yaptıklarını bile tam anlayamadıkları, havasız ve kalabalık ortamlara tıkıştırmayalım. AVM’ler, kapıdan girer girmez istek sayısının katlandığı, hiç de uygun fiyatlı olmayan mekanlar. Hele ki pandemi vakalarının hiç de azımsanmayacak kadar fazla olduğu bu günlerde, bu alanlar mikrop yuvasından farksız.
Elbette çocukları eve kapatın demiyorum. Evde de yapılabilecek birçok aktivite var. Evi sevdirebilirsiniz, sorumluluk verebilirsiniz, hayatı paylaşmayı öğretebilirsiniz. Birlikte bir şeyler yapabilirsiniz. Mısır patlatıp film izlemek yalnızca sinemaya özgü bir etkinlik değil. Birlikte yapılan keki komşularla paylaşmak güzelduyguları artırmaz mı? Eş dost ziyaretleri aile bağlarını güçlendirmez mi? Beraber yapılan bir market alışverişi hayata dair ipuçları vermez mi?
Paranın nereye harcandığının belli olmadığı, çoğu zaman ihtiyaç dışı alımları tetikleyen bu sıcak, ışıklı, para mıknatısı mekânlar herkese cazip geliyor. Boşa geçirilen zamanlar, balon arkadaşlıklar ve tükenen cüzdanlar kimseye bir şey kazandırmıyor. Bence hem vakit hem de nakit kaybı.
Zaman çok kıymetli ve doğru değerlendirilmesi gerekiyor. Farkında olmadan aile bağlarımızdan uzaklaştırıldığımız bu dönemi lehimize çevirmenin tam zamanı. Evimizi sevmeli, eşimizi, dostumuzu ve akrabalarımızı saygı ve sevgiyle anmalıyız ki çocuklarımız da buna uyum sağlasın.
“Çocuk bizden uzak dursun, ben de kendime zaman ayırayım” diyerek o güzelim anları erteliyoruz. Oysa ne çocuk eskisi gibi küçük kalacak ne de biz eskisi gibi genç olacağız. Bu tatiller, birbirimize zaman ayırmanın ve kıymet vermenin zamanı olmalı.
Herkese, çocuklarıyla birlikte geçireceği bol aktiviteli ve anlamlı tatiller dilerim.