Zamanın maliyeti

Mustafa Özver

Mustafa Özver

Yazar
Tüm Yazıları

Marketten pazardan bir şey alırken ilk baktığımız şey etikettir. “Kaça aldım, kaça sattım?” diye hesap yaparız. Fakat çoğu insanın fark etmediği başka bir maliyet daha vardır. Üstelik öyle sinsi çalışır ki bazen milyonluk işleri daha başlamadan batırır! En tecrübeli yöneticiler bile bazen zamanın faturasını göremez. Çünkü zaman kasadan para çıkarken değil, para orada beklerken yer. Zaman sinsi, acımasız bir kemirgen gibidir.

Ben bunu yıllar önce kendi hayatımda gördüm. Babadan kalan iki tarlayı satıp araba aldığımda birçok kişi “İleride çok değerlenirdi” dedi. Belki haklı olabilirlerdi. Fakat o gün benim yatırım yapacak gücüm yoktu, ihtiyacım vardı. Araba sayesinde ulaşım, iş ve günlük giderlerde ciddi rahatlama yaşadım. Yıllar sonra dönüp baktığımda ise tarlaların dolar bazında düşündüğüm kadar büyümediğini gördüm. Bazen mesele sadece “değer artışı” değildir; mesele bugünkü ihtiyacın yarını nasıl şekillendirdiğidir. Yani bugünün kuru ekmeği yarının pirzolasından daha değerli olabilir.

BEKLEYİŞİN FATURASI

Bir yakınım yıllar önce evini satmak istedi. Piyasanın biraz üzerinde fiyat istedi. “Nasıl olsa satılır” dedi. Fakat aylar geçti, sonra yıllar… Ev satılmadı. Bu süreçte yeni borçlar oluştu, giderler arttı. Sonunda ortaya çok çarpıcı bir tablo çıktı: Yarım milyon fazla kazanmak isterken birkaç milyon lira zarar oluştu.

Çünkü hesaplanan şey fiyat oldu, hesaplanmayan şey ise zamandı.

Bugün birçok işletme de aynı hatayı yapıyor. Dükkân açılıyor ama müşteri bekleniyor. Fabrika kuruluyor ama üretim erteleniyor. Yatırımcı “biraz daha artsın” diye bekliyor.

Ama o sırada ise hayat durmuyor:

  • Kiralar işlemeye devam ediyor.
  • Elektrik ve doğal gaz faturaları geliyor.
  • Telefon faturaları geliyor.
  • Arabalar eskiyor.
  • Telefonlar demode oluyor.
  • Paranın alım gücü eriyor.
  • Ve daha birçok kalem maliyet paranıza göz dikiyor.

Siz bekleyebilirsiniz; ama borçlar sizi asla beklemez!

EKONOMİDE SORULMAYANLAR

Ekonomide sadece kâr hesabı yapmak yetmez. Bir işin ne kadar sürede sonuç verdiği de en az kâr kadar önemlidir. Dünyanın en büyük şirketleri bile artık “zaman verimliliği” üzerinden yarışıyor. Çünkü modern ekonomide hız, bazen sermayeden daha değerlidir.

Bakın bugün dünyanın en büyük lojistik firmaları neden milyarlar harcıyor? Çünkü bir ürünün müşteriye bir gün erken ulaşması bile devasa ekonomik fark oluşturuyor. Marketler neden depolarını şehir merkezlerine yaklaştırıyor? Çünkü zaman artık paranın önüne geçmiş durumda.

İşte bu yüzden bazı insanlar yıllarca çalışıp yerinde sayarken, bazıları daha az sermaye ile büyüyebiliyor. Aradaki fark çoğu zaman şudur: Zamanı doğru okumak.

Yanlış zamanda en doğru kararlar bile zarar ettirebilir.”

ZAMANI KORUMAK

Toplum olarak tasarrufu konuşuyoruz, faizi konuşuyoruz, enflasyonu konuşuyoruz. Fakat zaman maliyetini yeterince konuşmuyoruz. Oysa geciken adımlar; aile bütçesinden devlet ekonomisine kadar her alanı etkiliyor. Bir fabrikanın geç açılması, bir yatırımın ertelenmesi, bir kararın sürüncemede kalması bazen doğrudan ekonomik küçülme anlamına geliyor.

Bu yüzden güçlü ekonomi sadece para yönetimi değildir; aynı zamanda doğru zaman yönetimidir.

İnsan bazen şunu kabul etmeli: Her fırsat sonsuza kadar beklemez. Hayat da piyasa da boşluğu sevmez. Geç kalanların önünden çoğu zaman daha cesur olanlar geçer.

Ekonomide bazen yanlış olan şey neye yatırım yaptığınız değil, geciken kararlardır!

Vakti doğru kullanan milletler büyür. Beklemeyi alışkanlık haline getiren toplumlar ise sürekli “neden geride kaldık?” sorusunu sorar durur.

Çok beklemeyin, gecikmeyin.

Hakikate yakın, yalana beri kalın, hoşça kalın.