Muhalefet ekonomik olarak ülkeyi toplayabilir mi?
"Ekonomi düzelsin" demek, arabaya binip sadece direksiyonu değiştirmeye benziyor. Motor aynı, yakıt aynı, yol aynıysa direksiyon tek başına nereye kadar?
İşte bugün biraz da bunu konuşalım. Yıllardır hükümeti ekonomi üzerinden eleştiriyoruz; bu son derece doğal. Çünkü icraat makamı hükümettir. Peki aynı soruyu muhalefete de sormayacak mıyız? Eleştirmek tamam... Ama çözüm nerede? Vatandaş artık slogan değil, uygulanabilir bir ekonomik yol haritası görmek istiyor. Çünkü ekonomi alkışla da sloganla da itirazla da düzelmiyor ancak doğru sistemle düzeliyor.
TEMEL MESELE KİŞİLER DEĞİL, SİSTEM
Muhalefet bugün iktidara gelse, mevcut ekonomik yapı değişmeden kısa sürede kalıcı başarı elde etmesi kolay görünmüyor. Çünkü Türkiye'nin meselesi yalnızca enflasyon veya faiz değil; üretim modeli, tasarruf alışkanlığı ve verimlilik sorunudur. Türkiye uzun yıllardır yüksek katma değer üreten sektörlerde istenen seviyeye ulaşamıyor. İhracatın önemli bölümü hâlâ orta ve düşük teknoloji ürünlerinden oluşuyor. Buna karşılık enerji, teknoloji ve ara malında dışa bağımlılık ve bundan sebep cari açık devam ediyor.
Düşünün…
Tükettiğimizden az üretiyoruz.
Biriktirdiğimizden fazla harcıyoruz.
Kazandığımızdan fazlasını dışarıya ödüyoruz.
Böyle bir tabloda sadece yönetici değişikliği, bataklığı kurutmuyor sadece o bataklığın sonucu olan sineklerle uğraşıyoruz.
GÜVEN, ÜRETİM VE TASARRUF BİRLİKTE YÜRÜR
Ekonomide en bilinmeyen ama en önemli şey güvendir. Hukukun öngörülebilir olması, kuralların istikrarlı uygulanması ve yatırımcının geleceği hesaplayabilmesi; politika faizinin kaç olduğu kadar, hatta bazen faizden daha önemlidir. Bunun yanında düşük tasarruf oranı da Türkiye'nin kronik sorunlarından biridir. Yeterli iç tasarruf oluşmayınca yatırımlar dış finansmana bağımlı hale geliyor. Bu da kur dalgalanmalarını ve ekonomik kırılganlığı artırıyor. Ekonominin kalbi sürekli dolarla atar hale geliyor
Bugün yalnızca "faizi indireceğiz" ya da "faizi artıracağız" demek asla yeterli değildir ve zaten yüksek faiz oranına rağmen enflasyonun düşmemesinden siz de anlıyorsunuzdur. Asıl soru şudur: Üretkenliği nasıl artıracağız? Patent sayısını nasıl yükselteceğiz? Sanayiyi daha yüksek teknolojiye nasıl taşıyacağız? Çünkü uzun vadede refahı belirleyen şey para politikasından çok üretim kapasitesidir.
MUHALEFETİN ASIL SINAVI ÇÖZÜM ÜRETMEKTİR
Muhalefetin görevi yalnızca yanlışları göstermek değil, uygulanabilir alternatifler ortaya koymaktır. Aynı sorumluluk iktidar için de geçerlidir. Türkiye artık günlük tartışmalar yerine on yıllık ekonomik vizyonları konuşmalıdır. Eğitim, hukuk, üretim, teknoloji, tasarruf ve verimlilik birbirinden bağımsız değildir; bunlar aynı zincirin halkalarıdır. Bir halkayı güçlendirip diğerlerini ihmal ettiğinizde zincir yine kopar.
Belki de artık sormamız gereken soru "Kim kazanacak?" değil, "Kim daha iyi hazırlanmış bir ekonomik model ortaya koyacak?" olmalıdır. Çünkü güçlü ekonomi; güçlü kurumlar, güçlü üretim ve uzun vadeli bir vizyon ister. Kim bunu başarırsa, milletin desteğini de büyük ihtimalle o kazanacaktır.
Hakikate yakın, yalana beri kalın, hoşça kalın.