Geliyor gelmekte olan
Bu hafta bazı gelişmeler beni heyecanlandırdı, tam da beklediğim gelişmeler sırayla rss akışına düşünce bunu kaleme almak istedim. Bir yanda gümüş tek seansta neredeyse yüzde 6 sıçradı, diğer yanda kripto varlıklar dünyasının en bilineni Bitcoin 82 bin doları gördü. Altın ise sessiz ama ABD-İran-İsrail savaşının hafiflemesi ve hatta bitme ihtimali ile gülümsemeye başladı. Ve asıl mesele küresel para sisteminin bozulması ve dolar döngülerinin giderek darboğaza girmesi. İşte bence en önemli para sistemi sorunu tam da burada başlıyor. Çünkü artık mesele yalnızca “hangi coin, altın, gümüş ne olur” meselesi değil. Mesele, insanların, devletlerin matbaada bastığı paraya ne kadar güvendiği. Ve görünen o ki dünyada çok büyük bir kesim (özellikle de sermayedarlar) artık klasik düzeni güvenli görmüyor, alternatif arıyor.
SİSTEMİN ÇIĞLIKLARI
Bu hafta piyasalarda birbirinden bağımsız gibi görünen üç olay yaşandı. Ama aslında hepsi aynı olayın farklı yüzleri gibiydi. Ticaret savaşlarından yorulan ABD ile Çin’in 90 günlük tarife indirimi açıklaması sonrası gümüş çok sert şekilde yükseldi. Çünkü gümüş artık yalnızca “güvenli liman” değil; sanayinin damarlarında dolaşan stratejik bir metal. Elektronik sanayi için gümüş çok talep gören bir iletken metali olduğu için zaman geçtikçe değeri daha da artış meylinde. Güneş panelinde, elektrikli araçlarda ve hatta yapay zekâ veri merkezlerinde bile var. Dünya dijitalleştikçe gümüş tüketimi büyüyor.
Üstelik altın/gümüş rasyosu kısa sürede 62’den 55’e düştü. Tarihsel ortalama ise yaklaşık 50 civarında. Bu da piyasaların gümüşü hâlâ tam fiyatlamadığını düşündürüyor. Dahası, gümüş piyasası 6 yıldan fazla zamandır arz açığı veriyor. Yıllık yaklaşık 46 milyon ons eksik üretim var. Yani stoklar tükeniyor.
KURUMSAL PARANIN YENİ ADRESİ
14 Mayıs’ta ABD Senatosu Bankacılık Komitesi’nde geçen Clarity Act ise belki de haftanın en önemli gelişmesiydi. Çünkü bu yasa tasarısı, dijital varlıkların hukuki statüsünü daha da netleştirmeyi hedefliyor. Hangisi menkul kıymet? Hangisi emtia? Yani hangisi güvenilir ve devlet onayı alabilir? Yıllardır büyük fonların önünde duran hukuki sis perdesi ilk kez sağlam şekilde dağıtılıyor.
Dev yatırım fonları ve emeklilik şirketleri çoğu zaman “sevmediği” için değil, hukuki dayanakların zayıf olması yüzünden kriptoya giremiyordu. Bu hukuki düzenlemeler de tam da bu güveni veren altyapıları sağlayacak şekilde sorunu çözme amacı taşıyorlar. ETF’lere bugüne kadar 100 milyar doların üzerinde giriş oldu. Ancak birçok analist, düzenlemelerin netleşmesiyle bunun çok daha büyük bir sermaye akışına dönüşeceğini düşünüyor. Ve tam da o gün Bitcoin’in 82 bin doları görmesi bana göre kripto varlıklar için çekiciliği artırabilecek bir olay. Daha önceden Trump etkisindeki kripto varlık trendi konusunda uyarmıştım. Bitcoin 120 bin dolara kadar tırmanmıştı ama bu son derece temelsiz bir fiyat hareketiydi ve balon patlayınca hedef olarak 70 bin doları işaret etmiştim. Ve dediklerimiz çıkmıştı. Bir süre güç toplayan Bitcoin için de artık bekleme zamanı bitmiş olabilir.
Altcoin tarafı ise farklı bir dünya. Orada hikâye çoğu zaman teknoloji kadar psikolojiyle de yazılıyor. Topluluk etkisi, sosyal medya dalgası, hype kültürü derken bulanık sis bulutları olabiliyor. Yani yüksek potansiyel kadar yüksek risk de var. Bu yüzden Bitcoin, altın ve gümüşü aynı kefeye koyduktan sonra altcoinleri de aynı masaya koymak büyük hata olur. Ancak genelde Bitcoin piyasası boğa hareketine başlayınca hacim sürekliliği nerede azalmaya başlarsa altcoinlerin genelde burada paradan pay almaya başladığını görüyoruz.
SONUÇ OLARAK
Dünya merkez bankaları son üç yıldır yılda bin tonun üzerinde altın topluyor. Gümüşte arz açığı büyüyor. Bitcoin’e kurumsal para yaklaşmaya devam ediyor. Bunlar birbirinden bağımsız haberler değil.
Hepsi aynı endişenin sonucu: Mevcut küresel para sistemine duyulan güven giderek zayıflıyor.
İnsanlar artık yalnızca kazanç aramıyor; korunma da arıyor. Çünkü enflasyon çağında para kazanmak kadar, parayı korumak da mücadeleye dönüştü. İşte bu yüzden “hangi yatırım aracı yükselir?” sorusu bazen saçma kalıyor.
Asıl soru şu: Yeni düzen kurulurken, siz hangi tarafta duruyorsunuz?
Gelecek artık sadece yatırım işi değil; siyaset, güven, strateji ve yön meselesi. Bu dönüşümü doğru okuyanlar güçlenecek.
Sadece günü kovalayanları ise dalgalar vurup batıracak.
Hakikati görenler gemiyi batırmadan ilerleyebilirler.
Hakikate yakın, yalana beri kalın, hoşçakalın