Fondip
Merhabalar değerli okurlar,
Bu yazımda son dönemde gündeme gelen borsa ve fon olayını ele alacağım. Küçük yatırımcının parasını kim "fondip" yaptı, bakalım. AK Parti'nin üst düzey isimlerinin, ünlü ekonomistlerin ve büyük portföy yönetim şirketlerinin işin içinde olduğu iddiaları gündemdeyken bu konunun üzerine gidilmeli ve suçlular ortaya çıkana kadar gündemden düşürülmemelidir.
Biz de biraz irdeleyelim.
KAĞIT ÜZERİNDE SERVET
Tartışmanın merkezindeki temel iddia, bazı yatırım fonlarının belirli hisselerde yapay fiyat hareketleri oluşturmak için kullanılmasıdır. Normalde yatırımcı fona para verir, portföy yöneticisi yatırım yapar ve değer artarsa fon büyür. Şüpheli sistemde ise süreç tersine işliyor: Küçük bir grup, fonun başında pozisyon alarak belirli hisselere yoğunlaşıyor. Hissenin piyasadaki miktarı az tutulduğu için küçük alımlar bile fiyatı adeta roket gibi yukarı taşıyor.
Hisse fiyatı 100 liradan 2 bin liraya fırlarken ekranda görünen servet ile gerçek nakit arasındaki uçurum büyüyor.
Fonun geçmiş performansı kâğıt üzerinde yüzde 1.000 gibi inanılmaz getiriler gösterince TEFAS üzerinden yeni yatırımcılar akın ediyor. Yeni para geldikçe fiyatlar daha da şişiyor.
En kritik soru ise şu:
Ekranlarda 2 milyar lira gösteren o portföyü satmaya kalktığınızda, karşınızda o fiyattan alacak gerçek bir alıcı var mı?
Yoksa foncu, "Paramı verin." diyen yatırımcıya sıra geldiğinde eller boş mu kalacak?
LİKİDİTE KRİZİ
Soruşturmaların ardından fonların tasfiye edilmesi, işin en sert yüzüyle karşılaşılan an oluyor. Düşük likiditeli hisseleri aynı anda satmaya kalktığınızda piyasada tam anlamıyla bir çöküş sarmalı başlıyor.
SPK, bu yıkıcı baskıyı hafifletmek amacıyla tasfiye süresini 3 aydan 6 aya çıkardığını açıkladı. Çünkü alıcı bulmak için zamana ihtiyaç var.
SPK art arda önemli önlemler aldı: Nitelikli yatırımcı eşiği 10 milyon liraya çıkarıldı, TEFAS takas yapısı değiştirildi ve borsada işlem gören bazı katılma paylarında borsa fiyatı yerine net aktif değer üzerinden değerleme zorunluluğu getirildi.
Bu hamleler, fonlar üzerinden gerçekleştirilebilecek manipülasyon alanlarını daraltmayı hedefliyor. Ancak iş işten de geçti.
SONUÇ?
Tüm bu yaşananlar bize gösteriyor ki finansal piyasalarda şeffaflık ve denetim mekanizmaları vazgeçilmezdir. Spekülatif hareketlerin ve göz boyayan suni getirilerin ekonomiye verdiği zararı engellemek ancak güçlü kurumsal denetimle mümkündür.
- Şeffaflık şarttır: Yatırımcının korunduğu, verilerin net olduğu bir sistem güvenin temelidir.
- Gerçekçi büyüme: Suni şekilde şişirilen rakamlar yerine üretim odaklı, dengeli bir ekonomi modeli hayati önem taşır.
Hakikate yakın, yalana beri kalın. Hoşça kalın.