Emeklilik mi? Kolay gelsin
Emeklilik deyince olması gereken sükunet ve rahatlama ama emeklilik sistemi böyle değil! Hatta bazen insanın aklına şu soru geliyor: Acaba emeklilik mi bizi bekliyor, yoksa biz mi emekliliği bekliyoruz? Yoksa mezarda mı emekli olacağız? Eğer gençseniz ve üstünüze alınmıyorsanız tam tersine lafım tam da sizleredir. Önünde daha 20-30 yıl bulunan gençler için bugün yapılan planların yarın aynı şekilde işleyeceğinin hiçbir garantisi yok. İşte tam da bu yüzden, belki de emeklilik meselesini yeniden düşünmenin vakti geldi!
HAVUZ KÜÇÜLDÜ YÜK ARTTI
Türkiye'de olduğu gibi dünyanın birçok ülkesinde emeklilik sistemi, çalışanlardan yapılan kesintilerle emekli maaşlarının ödendiği bir havuz mantığı üzerine kurulu. Fakat bu havuzun gelir-gider dengesi giderek bozuldu ve hala daha bozuluyor.
- Doğurganlık oranları düşüyor.
- Genç nüfus oranı azalıyor.
- Ortalama yaşam süresi uzuyor.
- Yaşlı nüfus oranı giderek artıyor.
Bugün birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi Türkiye'de de çalışan başına düşen emekli sayısı yükseliyor. Bu eğilim devam ettikçe sistem üzerindeki baskı daha da artacak.
Türkiye ve diğer devletler elbette çözüm arıyor. BES, yeni gündeme gelen TES ve benzeri tamamlayıcı sistemler bunun birer örneği. Ancak bunlar, mevcut yapıyı destekleseler de tek başlarına kalıcı bir çözüm üretmekte zorlanacaklar.
ENFLASYON VE EMEKLİLİK
Bir başka mesele ise paranın ta kendisi…
İtibari para ile yapılan uzun vadeli birikimler, enflasyon karşısında zamanla değer kaybetmeye meyilli oluyor. Kırk yıl boyunca biriktirilen paranın satın alma gücü, aynı hızla korunamayabiliyor.
Düşünün bir kez…
Bir çiftçi bütün ömrü boyunca ambarına buğday koysa, yıllar sonra yine elinde ürün olur. Ama aynı çiftçi ambarını sadece kâğıt parayla doldursa, yıllar sonra aynı alım gücünü bulamayabilir.
Bu nedenle özellikle 35 yaşın altındaki kişilerin yalnızca klasik emeklilik sistemlerine güvenmek yerine;
- Ek yatırımları,
- Üretime ortak olmayı,
- Uzun vadeli tasarruf araçlarını,
- Gelir getiren varlıkları
değerlendirmeleri artık bir tercih değil, bir ihtiyaç haline geliyor.
EMEKLİLİĞİN GELECEĞİ ORTAKLIKTA MI?
Belki de geleceğin emeklilik sistemi, yalnızca maaş alan insanlardan değil, üretime ortak olan insanlardan oluşacak.
Bir fabrikanın çalışanı, yıllar boyunca aynı fabrikanın büyümesine ortak olsa…
Bir teknoloji şirketinin personeli, kendi şirketinin hisseleriyle desteklenen bir fon içerisinde birikim yapsa…
Emekli olduğunda da maaşını yalnızca yeni çalışanların ödediği primlerden değil, oluşan yatırım gelirlerinden ve temettülerden alsa…
İşte bu yaklaşım, emekliliği bir yardım mekanizmasından ziyade bir mülkiyet ve üretim ortaklığına dönüştürebilir.
Elbette bunun nasıl uygulanacağı ayrı bir tartışma konusudur. Ancak görünen gerçek şudur: "21. yüzyılda emeklilik, yalnızca çalışmayı bırakmak değil; yıllar boyunca biriktirilen üretim ortaklığının meyvesini toplamaktır."
Belki de önümüzdeki yıllarda en önemli soru, "Ne zaman emekli olacağım?" değil;
"Emekli olduğumda beni hangi varlıklar ayakta tutacak?" sorusu olacak.
Çünkü değişen dünyada, sadece bugünün maaşını değil, yarının gelir kaynaklarını da düşünmek gerekiyor.
Hakikate yakın, yalana beri kalın, hoşça kalın.