Bütçeye baka kaldık
Öncelikle mübarek üç aylara girişimizi müjdeleyen Regaib kandilinizi tebrik ederim ve yaratandan bu gecenin hatrına dünyalık ve ahiretlik işlerimizi düzeltmesini diliyorum. Şimdi gelelim konumuza.
Bütçe denilen şey, aslında yöneticilerin niyetlerinin aynasıdır. O aynaya baktığınızda sadece rakamları değil, niyetleri, öncelikleri ve ertelenen gerçekleri de görürsünüz. TBMM’den geçen yeni bütçe kanunu da tam olarak böyle bir etki bıraktı: Uzun uzun baktık, ama ne yazık ki gördüklerimiz iç açıcı olmadı, adeta fiyasko. Hani bazen bir vitrine bakarsınız, beğendiğiniz şeyi her ne ise alayım dersiniz ama fiyat etiketi sizi susturur ya; işte bu bütçe de biraz öyle. Şaka gibi: Rakamlar büyüyor ama faize gidiyor refaha gitmiyor.
BÜTÇENİN DİLİ: RAKAMLAR NE SÖYLÜYOR?
2026 yılı bütçesi, 2025’e göre yaklaşık yüzde 28 oranında artırıldı. Kâğıt üzerinde ciddi bir artış gibi duruyor. Ancak bu artışın, enflasyonun ve yeni yılda yapılacak maaş zamlarının bir ön haberi olduğunu görmek zor değil. Nitekim bu yazıyı kaleme alırken asgari ücret 28 bin 75 TL olarak açıklandı; bu da önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 28’lik bir artış anlamına geliyor. Yani bütçe, adeta göz kırparak “zamlar bu civarda olacak” dedi. Memur maaşları için de benzer bir artış ihtimali masada. Ne var ki maaş artışlarını belirleyen süreçler artık şeffaflıktan uzak; sendikalar ya davet edilmiyor ya da davet edilseler bile sürece etkilerinin sınırlı olduğu bir tabloyla karşılaşıyoruz.
FAİZİN AĞIR GÖLGESİ VE ÖTELENEN KRİZLER
Bütçenin asıl çarpıcı noktası ise önceliklerde gizli. Hükümetin mevcut ekonomik yaklaşımı, sorunları kökten çözmekten ziyade krizleri ötelemeye odaklanmış görünüyor. Bunun en net göstergesi faiz ödemeleri. Yeni bütçede yaklaşık 2,7 trilyon lira faiz ödemelerine ayrılmış durumda. Bu rakam, toplam bütçenin yaklaşık beşte birine denk geliyor. Başka bir ifadeyle, ödediğimiz her 5 liralık verginin 1 lirası faize gidiyor. Memura, asgari ücretliye ayrılamayan kaynakların faiz kalemine akması, ister istemez “insaf edin” dedirtiyor.
BU TERSTE BİR İŞLİK VAR : BÜYÜK ÇELİŞKİ
Sayın Cumhurbaşkanı’nın yıllardır “faiz lobisi”ne karşı duruşuyla bilindiği bir ülkede, Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz ödemelerinin yapılması ciddi bir çelişkidir. Bu noktada, “The Ekonomist” Sayın Cumhurbaşkanı ve hükümet yöneticileri, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) “Faizi alan, veren, buna şahitlik eden ve yazan; Allah ve Resûlü’ne savaş açmıştır” hadisini önlerine alıp üzerine düşünmelerini tavsiye ediyorum. Ekonomide sürdürülebilirlik; üretim, adalet ve paylaşım ile mümkündür. Faize dayalı bir bütçe yapısı, kısa vadede nefes aldırsa da uzun vadede toplumsal yükü ağırlaştırır. Çıkarım nettir: Bütçeye bakarak geleceği okumak mümkündür ve bu tablo, önceliklerin yeniden düşünülmesini zorunlu kılmaktadır.
Hakikate yakın, yalana beri kalın, hoşça kalın