Batı neden bizden müreffeh?
Geçenlerde bir okurumuz mektubunda can alıcı bir soru yöneltmiş: "Mustafa Bey, madem mevcut küresel ekonomik sistem bu denli kötü, o halde neden Avrupa ve ABD bu çarkı döndürdüğü halde refah içindeler?" Ne şahane bir sual!
Cevap tek bir şifrede gizli değil; hem baktığınız pencereye göre değişiyor hem de tarihin tozlu sayfalarında devasa yapısal farklar barındırıyor. Şunu peşinen anlayalım: Bizler Avrupa’nın sanayileştiği dönemde, ne yazık ki kaybedilen savaşların ağır yaralarıyla uğraştık! Osmanlı’nın son 150-200 yılını incelerseniz, çözülemeyen kronik iktisadi mirasın tortularını bugün bile sırtımızda taşıdığımızı görürsünüz.
Hiç abartmıyorum; tam 250 yıla yaklaşan hatalı bir ekonomik yaklaşım genetiğine sahibiz!
DERİNDEN GELEN ANLAYIŞ YANLIŞLARIMIZ
Örneğin, borçlanma mevzusunu milletçe çok yanlış anlıyoruz. Bakınız; Osmanlı ilk dış borcunu İngiltere’den, Rusya ile yapılan savaşın ağır kayıplarını telafi etmek amacıyla adeta rica minnet ve yüksek faizle aldı.
Oysa aynı dönemde İngiltere de dış borçlanma yapıyordu; fakat bunu hiçbir tehlike yokken diplomatik bağları kuvvetlendirmek adına yapıyordu! Böylece borç veren küresel aktörler, İngiltere’nin ayakta kalmasını kendi çıkarları için istediler; aksi halde paralarını kimden tahsil edeceklerdi ki?
Bizim tarafta ise alacaklılar Osmanlı’nın daha da zora düşmesini gözlediler. Çünkü devlet ne kadar köşeye sıkışırsa, o kadar yüksek faize ikna oluyordu! İşte bu, asırlardır aşamadığımız bir borçlanma yönetimi ve zihniyet sorunudur.
KAPİTALİST VİTRİNİN ARKA ODASI
Diğer taraftan, Batı dünyasının o imrenilen refahının arkasında vahşi bir kapitalist çark dönüyor. Evet, ekonomileri büyük görünüyor fakat gelir dağılımı zerre kadar adaletli değil! Geliri ortalamanın üzerinde olan azınlık için bu memleketler tam bir konfor alanı iken, alt gelir grubundaki geniş kitleler için durum tam bir kabus.
Amerika sokaklarında kaldırımları mesken tutmuş binlerce evsiz ve en temel tedaviye muhtaç hastalar çaresizce çırpınıyor. Düşünün ki, sırf acil servis faturası yüzünden bir ambulans çağırmaya bile korkan insanların yaşadığı bir yerdir o parıltılı Amerika! Sosyal devletin çöktüğü bu düzende, insani refah sadece parası olanın alabildiği bir lükstür.
KAĞIT EKONOMİSİ
Nihayetinde, mevcut küresel finansal nizam tasarlanırken, bu sistemin insanların ortak refahını öncelemesi asla düşünülmedi. Dünün sömürgeci güçleri ve bugünün kapitalist devletleri; önce Amerika, Afrika, Çin ve Hindistan’ı sömürerek semirdiler. Sonrasında ise elde ettikleri bu zenginliği korumak adına; faize dayalı, arkasında somut varlık barındırmayan, kurallarını kendilerinin koyduğu kağıttan bir parasal sistem inşa ettiler. Şişirilmiş hisse senetleri, kaydi bono ve tahviller ile balonlaşan ETF varlıkları üzerinden tüm dünyayı kendi oyun alanlarına çevirdiler.
Ancak unutmayalım ki, bu suni çark artık her yerinden çatırdıyor!
- Sistemik Çöküş: Art arda yaşanan küresel finansal krizler sistemin genetik hatasını ele veriyor.
- Tıkanan Damarlar: Merkez bankalarının yönetemediği kontrolsüz parasal genişlemeler denizini tüketti.
- Büyük Dönüşüm: Uzak olmayan bir vadede, kaçınılmaz bir hiperenflasyon ve küresel dedolarizasyon dalgasıyla bu haksız nizamın tamamen dağılacağını göreceğiz.
İşte tam da bu yüzden, hem ticari hem de iktisadi olarak ayakları yere basan, ahlaki ve insani değerleri merkeze alan, sömürüden uzak yeni bir dengeli ekonomi modelini inşa etmek bizim en büyük ödevimizdir.
Eğer daha detaylı ve akademik olarak incelemek isterseniz: https://www.mustafaozver.net.tr/r/yeniankaracomtr
Hakikate yakın, yalana beri kalın, hoşça kalın.