Yeni Parti, eski isimler: Neden isimler de yeni değil?
Yeni parti hazırlıklarının en çok konuşulan başlığı, hiç kuşkusuz kurucular listesi oldu. Liste açıklandığında siyaseti yakından takip edenlerin önemli bir bölümü aynı soruyu sordu: "Bu kadar mı?" Çünkü kamuoyunda, partinin kurucuları arasında eski belediye başkanlarından il başkanlarına, akademisyenlerden sivil toplum temsilcilerine kadar çok daha geniş bir kadronun yer alacağı beklentisi oluşmuştu.
Oysa ortaya çıkan tablo, neredeyse tamamen milletvekillerinden oluşan dar bir kurucu kadroya işaret ediyordu. İlk bakışta bu tercih, partinin toplumsal genişleme iddiasıyla çelişiyor gibi göründü. Ancak Ankara kulislerinde konuşulanlar, bu listenin kalıcı bir siyasi tercih değil, hukuki belirsizliğe karşı alınmış geçici bir tedbir olduğu yönünde.
Edindiğim kulis bilgilerine göre, yeni partinin ilk aşamada yalnızca milletvekillerinden oluşmasının temel nedeni, CHP'de devam eden mutlak butlan davasının Yargıtay süreci.
Anlatılanlara göre hesap oldukça basit.
Bugün CHP'nin merkez yönetiminde, parti meclisinde, yüksek disiplin kurulunda ve diğer yetkili organlarında görev yapan birçok isim, aynı zamanda yeni siyasi oluşumun içinde yer alıyor. Ancak bu isimlerin tamamının bugünden yeni partiye geçmesi halinde, CHP'deki hukuki ve siyasi pozisyonlarını da fiilen terk etmiş olacakları değerlendiriliyor.
Oysa Yargıtay'ın vereceği karar henüz bilinmiyor.
Eğer mutlak butlan kararı onanırsa, CHP açısından tamamen yeni bir hukuki ve siyasi tablo ortaya çıkacak. İşte o aşamada yeni partinin kapsamlı bir kongre yapması, yalnızca milletvekillerinden oluşan geçici yapısını genişletmesi ve bugüne kadar bekleyen isimlerin de partiye katılması planlanıyor.
Kulislerde anlatılan senaryoya göre o kongrede sadece mevcut CHP yöneticileri değil, dışarıdan katılmak isteyen birçok isim de partiye dahil edilecek. Böylece bugünkü dar görüntünün yerini çok daha geniş bir kurucu irade alacak.
Peki, neden bugünden bu isimler listeye alınmadı?
Verilen cevap ilginç.
Çünkü herhangi bir isim seçme kriteri oluşturulması istenmemiş.
Eğer milletvekili olmayan bazı isimler kurucu yapılırken bazıları dışarıda bırakılsaydı, "Neden o var da ben yokum?" tartışmasının başlaması kaçınılmaz olacaktı. Bu da daha kuruluş aşamasında parti içinde kırgınlıklar oluşturabilirdi.
Bunun yerine, herkes için objektif görünen tek ölçü tercih edilmiş.
Milletvekilliği.
Böylece milletvekili olmayan herkes aynı kategoride değerlendirilmiş oluyor. Kimsenin şahsen tercih edilmediği ya da dışlanmadığı mesajı verilmeye çalışılıyor.
Ankara'da bunun özellikle vurgulandığı ifade ediliyor.
Çünkü bugün kurucu listesinde bulunmayan birçok ismin, aslında parti yönetiminde önemli görevler üstlenmesi bekleniyor. Ancak bunun zamanlamasının Yargıtay kararından sonraya bırakıldığı konuşuluyor.
İkinci ihtimal ise en az ilki kadar önemli.
Eğer Yargıtay mutlak butlan kararını bozarsa ya da farklı bir hukuki değerlendirme yaparsa, CHP'nin mevcut yetkili organları görevlerine devam edecek.
İşte tam da bu nedenle bugün o organlarda bulunan isimlerin hukuki ve siyasi konumlarını koruması isteniyor.
Başka bir ifadeyle, aynı kişiler iki farklı ihtimale karşı siyasi pozisyonlarını muhafaza ediyor.
Siyasette buna bazen "köprüleri atmamak" denir.
Bu yaklaşım ilk bakışta fazla temkinli görülebilir. Ancak hukuki süreçlerin devam ettiği dönemlerde siyasi partilerin benzer tedbirler aldığı da bilinen bir yöntemdir.
Dolayısıyla bugün görülen tabloyu, partinin gelecekteki kadro tercihleri hakkında kesin bir işaret olarak okumak yanıltıcı olabilir.
Hatta kulislerde özellikle şu cümle kuruluyor:
"Yeni kurulmuş bir partinin bütün yönetim organlarının sadece eski milletvekillerinden oluşması zaten düşünülemez."
Bu nedenle mevcut listeyi nihai kadro olarak değerlendirenlerin aceleci davrandığı ifade ediliyor.
Elbette bütün bunlar şu an için Ankara kulislerinde konuşulan değerlendirmelerden ibaret. Nihai tabloyu belirleyecek olan yine hukuki süreç olacak.
Ancak görünen o ki, kamuoyunda "dar kadro tercihi" olarak yorumlanan listenin arkasında daha çok hukuki hesaplar ve siyasi ihtiyat bulunuyor.
Belki de bu süreç, bize bir kez daha siyasette görünen ile planlanan arasındaki farkı hatırlatıyor.
Çünkü bazen en dikkat çekici liste, aslında eksik olduğu için değil; henüz tamamlanmasının zamanı gelmediği için eksik görünür.
Önümüzdeki dönemde Yargıtay'ın vereceği karar sadece CHP'nin hukuki geleceğini değil, yeni partinin teşkilatlanma modelini, yönetim yapısını ve kadro genişliğini de doğrudan belirleyecek gibi görünüyor.
Bu nedenle bugün açıklanan kurucular listesini, son fotoğraf olarak değil; hukuki belirsizlik sona erene kadar çekilmiş geçici bir kare olarak okumakta fayda var. Eğer kulislerde anlatılan senaryo doğruysa, asıl siyasi fotoğraf Yargıtay kararının ardından yapılacak kongrede ortaya çıkacak. O gün geldiğinde, bugün "Neden bu isim yok?" diye sorulan pek çok kişinin de yeni partinin yönetiminde yer alması sürpriz olmayacaktır.