Sigara sağlığa zararlıdır!
Türkiye'de sigara karşıtlığı denildiğinde akla gelen ilk siyasi isimlerden biri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Yıllardır sigaranın zararlarını anlatıyor, vatandaşlarla karşılaştığında ellerindeki sigaraları alıp kırıyor, gençleri bu alışkanlıktan uzak tutmaya çalışıyor. Kamuoyunun önemli bir bölümü de onun sigara konusundaki samimiyetinden kuşku duymuyor.
Fakat bazen rakamlar, niyetlerden bağımsız olarak kendi hikâyesini anlatır.
Tütün ve Tütün Mamulleri Daire Başkanlığı'nın yayımladığı veriler incelendiğinde Türkiye'de sigara tüketiminin uzun vadede çok dikkat çekici bir seyir izlediği görülüyor. Cumhuriyet'in ilk yıllarında birkaç milyar adet seviyesinde olan tüketim, yıllar içinde sürekli yükselmiş. Asıl dikkat çekici olan ise son dönem.
1999 yılında yaklaşık 114 milyar adet seviyesine ulaşan tüketim, sonraki yıllarda bir miktar gerilemiş, hatta 2010'lu yılların başında sigara yasakları ve sağlık kampanyalarının etkisiyle düşüş eğilimi göstermişti. O dönemde birçok kişi Türkiye'nin sigara kullanımında kalıcı bir dönüşüm yaşadığını düşünüyordu.
Ancak son birkaç yılın rakamları farklı bir tablo ortaya koyuyor.
2021 yılında yaklaşık 125 milyar adet olan tüketim, 2022'de geriliyor. Fakat ardından yeniden sert bir yükseliş başlıyor. 2023'te 137 milyar adedi aşan tüketim, 2024'te 150 milyar adedin üzerine çıkıyor. 2025 verisi ise yaklaşık 160 milyar adet seviyesini gösteriyor.
Başka bir ifadeyle Türkiye, tarihinin en yüksek sigara tüketim rakamlarından birine ulaşmış durumda.
Ortada garip bir durum var.
Sigaraya karşı en sert siyasi söylemlerin kurulduğu dönemde, sigara tüketimi de tarihî zirvelerine yaklaşıyor.
Söylenenlerle yaşananlar arasında belirgin bir mesafe oluşuyor.
Üstelik bu tablo yalnızca sağlık politikaları açısından değil, ekonomi açısından da ilginç. Çünkü Türkiye'de sigara üzerindeki vergi yükü yüksek görünse de vatandaşın satın alma davranışı değişmiyor. Fiyat arttıkça tüketimin düşmesi beklenirken son yıllarda rakamlar tam tersini söylüyor.
Belki de mesele sadece fiyat değil.
Belki de insanlar ekonomik sıkıntılar, gelecek kaygıları, şehir yaşamının baskısı ve giderek artan stres altında sigarayı bir keyif ürünü değil, bir kaçış alanı olarak görüyor.
Belki de sigara tüketimindeki yükseliş aslında toplumun ruh haline ilişkin bir veri olarak okunmalı.
Çünkü ekonomik göstergeler kadar sosyal göstergeler de önemlidir. Bir ülkede insanlar daha fazla sigara içmeye başlıyorsa bunun sadece nikotin bağımlılığıyla açıklanması her zaman mümkün olmayabilir.
Tam da bu noktada son günlerde gündeme gelen yeni bir haber dikkat çekiyor.
Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan "Sağlıklı Hayata Katkı Fonu" için hazırlanan taslağa göre şekerli içeceklerden, bazı atıştırmalıklardan ve tütün ürünlerinden ilave katkı payları alınması öngörülüyor. Paketli tütün ürünlerinden ek katkı alınması, şekerli içecekler ve çeşitli işlenmiş gıdaların da kapsama girmesi planlanıyor. Amaç ise sağlık harcamalarına kaynak oluşturmak ve sağlıklı yaşam politikalarını desteklemek.
Kuşkusuz halk sağlığını korumaya yönelik her girişim değerlidir.
Fakat burada da insanların zihninde bazı düşünceler oluşuyor.
Bir taraftan sigara tüketimi sürekli artıyor.
Diğer taraftan devlet sigaradan elde ettiği gelirleri korumaya çalışıyor.
Daha sonra yeni fonlar ve yeni katkı payları gündeme geliyor.
Ardından sigaranın zararları yeniden anlatılıyor.
Bu tabloya dışarıdan bakan sıradan bir vatandaşın kafasında ister istemez bazı çağrışımlar oluşuyor.
Çünkü devletin önünde iki farklı hedef varmış gibi görünüyor.
Birincisi vatandaşın sigara içmemesi.
İkincisi ise sigara içildiği sürece oluşan vergi ve fon gelirlerinin korunması.
Bu iki hedef bazen aynı doğrultuda ilerliyor, bazen de birbirine zıt görüntüler verebiliyor.
Nitekim son dönemde sigara vergilerinde yapılan bazı düzenlemelerde gerekçe olarak kayıt dışılığın azaltılması ve vergi gelirlerinin korunması gösterildi. Maliye yönetimi açısından bakıldığında bu yaklaşımın kendi içinde bir mantığı olduğu söylenebilir. Kaçak ürünlerin cazibesini azaltmak, vergi tahsilatını korumak ve bütçe gelirlerinde ani kayıpları önlemek her maliye bakanının öncelikleri arasında yer alır.
Ancak burada başka bir gerçek daha var.
Kayıt dışılığı ve vergi kayıplarını önlemek amacıyla yapılan düzenlemeler mali açıdan anlamlı bulunabilir. Fakat aynı dönemde sigara tüketimi tarihî zirvelerine çıkıyorsa, toplum sağlığı açısından aynı başarıdan söz etmek kolay görünmüyor.
Sonuçta vatandaş sigarayı daha az tüketmiyorsa, sigarayla mücadelede kullanılan araçların yeniden değerlendirilmesi gerekir.
Tam da bu nedenle son dönemde ortaya çıkan tablo ilginç bir siyasi görüntü veriyor.
Bir tarafta yıllardır sigaraya karşı mücadele eden Cumhurbaşkanı.
Diğer tarafta bütçe dengeleri ve vergi gelirleri üzerinden konuya yaklaşan ekonomi yönetimi.
Ve şimdi de sağlık harcamalarına kaynak oluşturmak amacıyla yeni bir fon önerisi.
İnsan ister istemez, devletin farklı kurumlarının aynı hedefe farklı yönlerden baktığını düşünüyor.
Belki de bu nedenle son yıllardaki sigara rakamları yalnızca bir sağlık verisi değil, aynı zamanda bir kamu yönetimi göstergesi olarak da okunmalı.
Çünkü rakamlar bize insanların daha fazla sigara tükettiğini söylüyor.
Bu insanların önemli bölümü aynı zamanda ekonomik sıkıntılardan şikâyet ediyor.
Gençler gelecek kaygısından söz ediyor.
Çalışanlar hayat pahalılığından yakınıyor.
Emekliler geçim hesabı yapıyor.
Bütün bunların yanında sigara satışları da yükselmeye devam ediyor.
Ve şimdi yeni fonlar, yeni katkı payları, yeni kesintiler konuşuluyor.
BİR ŞEYLER OLUYOR SANKİ...
Belki de mesele sadece sigara değildir.
Belki de sigara rakamları başka bir şeyi anlatıyordur.
Bir yanda insanların sağlığı için kurulan fonlar, diğer yanda her yıl daha fazla satılan sigaralar...
Bir yanda gençlerin sigaradan uzak tutulması hedefi, diğer yanda tarihî tüketim rekorları...
Bir yanda zararlı alışkanlıklarla mücadele söylemi, diğer yanda bu alışkanlıklardan elde edilen gelirlerin korunmasına yönelik düzenlemeler...
Bütün bunlar yan yana konulduğunda ortaya ilginç bir tablo çıkıyor.
İşin ilginç tarafı, tam da sigara tüketiminin rekor kırdığı bir dönemde bu kez Sağlık Bakanlığı öncülüğünde ve Aile Bakanlığı'nın da destek verdiği yeni bir fon modeli gündeme geliyor. Açıkçası sağlık cephesinin hâlâ sigara tüketimini azaltmaya yönelik yeni araçlar arıyor olması sevindirici.
Çünkü son yıllardaki gelişmelere bakıldığında maliye cephesinin önceliği bazen sigarayı azaltmaktan çok, sigaradan elde edilen gelirlerin azalmasını önlemekmiş gibi görünüyor.
Kayıt dışılığı ve vergi kayıplarını önlemek amacıyla yapılan vergi düzenlemeleri belki bütçe açısından anlamlı bulunabilir. Ancak sonuç ortada.
Sigara tüketimi son yıllarda hızla yükselmiş durumda.
Demek ki mali açıdan makul görülen çözüm, toplum sağlığı açısından aynı ölçüde başarılı olmamış.
Bir tarafta sigaradan elde edilen gelirleri koruma çabası...
Diğer tarafta sigaranın yol açtığı sağlık harcamalarını karşılamak için yeni fon arayışları...
İnsan ister istemez düşünüyor:
Devlet önce sigaranın yaygınlaşmasını engelleyemiyor, sonra ortaya çıkan sağlık maliyetlerini karşılamak için yeni kaynaklar oluşturuyor.
Cumhurbaşkanı yıllardır sigarayla mücadeleyi kişisel olarak sahiplenirken, ortaya çıkan tüketim rakamları başka bir hikâye anlatıyor. Bu hikâyede sorun yalnızca sigara değil. İnsanları sigaraya yönelten ekonomik ve sosyal şartlar da var. Ama aynı zamanda kamu politikaları arasındaki öncelik farklılıkları da var.
Çünkü bazen bir kurum sağlığı düşünürken, başka bir kurum bütçeyi düşünür.
Bazen aynı devletin farklı parçaları aynı soruna farklı gözlerle bakar.
Ve ortaya çıkan sonuç, hiçbir tarafın tam olarak istediği sonuç olmaz.
Son yıllardaki sigara rakamları da biraz bunu anlatıyor gibi.
Bir şeyler oluyor sanki.
Ve galiba mesele sadece sigara değil.