Pardon bu gün değilmiş!

İnanç Uysal

İnanç Uysal

Tüm Yazıları

Bugün gazetelere bir bomba düştü: Engin Özkoç tarafından yapılan açıklamaya göre, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) mensuplarının kapalı bir oturumda “Türkiye’yi 24 eyalete bölmek istiyoruz” dedikleri ileri sürülmüş. Kapalı oturumda yapılan bu konuşmanın metni henüz resmi olarak yayımlanmasa da, Özkoç’un o toplantıda aktardığı ifade şöyle: “Biz Türkiye’nin 25 eyalete bölünmesini istiyoruz… Her eyaletin yer altı zenginliği kendisine ait olmalı… Eyaletlerin özerklik hakkı saklı olmalı…” gibi cümleler yer alıyor.

Hal böyleyken, bir yandan da konuşmanın tarihine dikkat çekmek gerekiyor: aslında bu iddianın kökü 2014’e, hatta daha da geriye 2011’e dayanıyor. Ama bugün sanki yepyeni bir gündemmiş gibi geliyor kulağımıza. Ve ne tuhaf: tam bu günlerde, yani bugün, muhatap olarak Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik “Çözüm Süreci'ni yeniden yürüteceğiz” vaadi veren bir yazı kaleme alınmış durumda. Burada, sanki Özkoç’u doğrudan kaynak olarak koymuş bir gazete köşesinde kaleme alınmış: “Muhatap HDP, gelin Türkiye’yi 24 eyalete bölerek sorunu çözelim” tarzı bir söylem. Ve bir kez daha, tarihin tozlu raflarından çıkarılmış bu “eyalet planı” şimdi yeniden servis ediliyor.

Ne var ki, doğruluk payına bakıldığında önemli hususlar var: Bilgi doğrulama platformları, “Türkiye’nin 25 eyalete bölünmesi fikrinin Özkoç’a ait olmadığı; o videoda Özkoç’un aslında o kapalı oturumda bir BDP grup başkanvekilinin sözlerini aktardığını söylediğini” belirtiyor. Yani, bugün manşetlerde olduğu şekilde “Özkoç dedi ki, biz 25 eyalete bölüneceğiz” gibi bir direkt beyan söz konusu değil. Ama işte, siyaset limbolarında her zaman “aktardım”, “dedi ki” gibi söylemler içinde eviriliyor.

Ve bu sabah düşündüm: Ne değişmiş ki? Yıllar önce konuşulan, basına yansıyan ama büyük ölçüde gündem dışında kalan bu formül, bugün “yeni fikir” gibi yeniden sahneye çıkıyor. O zaman bir an durdum ve kendime dedim ki: “Arkadaş, 2021’de konuşmuştuk bunu ama sen duydun mu?” Evet, 2021 Eylül’ünde, Özkoç’un sosyal medya hesabında ya da bir televizyon programında paylaştığı videoda, aynı metnin — “Biz 25 eyalete bölünmeyi istiyoruz” — aktarıldığı iddia edildi. Ardından bir dizi haber çıktı: “HDP Türkiye’yi 25 eyalete bölmek istiyor” başlıklı. Siyasal alanda bunun üzerine ciddi bir tartışma doğdu.

Bugün ise sanki bu “yeni bir iddiaymış”, “yeni bir hazırlıkmış” gibi sunuluyor: “Şimdi uygulanıyor”, “hazırlığı var”, “çözüm süreci sahneye geri dönecek” gibi başlıklarla. Oysa benim de aklımda bir ring sesi çalıyor: “Ding ding ding — 2021 raund bitti, şimdi yeniden başlıyor.” Bir bakıma tarih tekerrür ediyor, ama biz güncelmiş gibi alkışlıyoruz. Her zaman olduğu gibi siyasette zaman bir spiral, aynı temalar farklı giysilerle geri geliyor.

Kılıçdaroğlu’nun “Çözüm Süreci yeniden” çağrısı da bu bağlamda ilginçti. Çünkü o süreç 2013-14 yıllarında başlamış; ama o dönemde “eyalet sistemi” gibi büyük başlıklar kapalı kapılar ardında konuşulmuştu. Bugün yine “yerel yönetimler güçlenecek”, “özerklik tekliflerimiz var” gibi laflar etrafında dönüyor. Ama ben şu soruyu soruyorum: Gerçekten yeni bir şey var mı, yoksa sadece 2021’de karaladığımız bir senaryo yeniden mi bantlanıyor?

Ve bir de espri yapmak gerekirse: Biz 2021’de zaten bu listeyi yapmıştık — “Eyalet farkları çıkacak”, “yer altı kaynakları kendi bölgesine bırakılacak”, “iki kurucu unsur olacak: Türk kurucu unsur, Kürt kurucu unsur” vs. ve ben o zaman yanında “Not: Bu listede kod 24 yerine kod 25 geçiyor, ileri seviye politiğe göre her zaman +1 hatası çıkar” diye not düşmüştüm. Bugün bakıyorum, yine aynı liste. Tek fark: Başlıkta “24 eyalet” yazıyor, ama videoda “25 eyalet” demiş işte. Saçma mı? Siyaset her zaman biraz böyle: sayı değişir, kılıf aynı kalır.

Ama asıl komik olan şu: O dönem bu cümlelere en sert tepkiyi veren, “Asla kabul edilemez! Vatan bölünmez! Eyalet diyen vatan hainidir!” diye kürsüleri inletenler… Bugün aynı masa etrafında “Yeni bir süreç başlatıyoruz, toplumsal barış, yerinden yönetim, kardeşlik hukuku” diyorlar. Dün “ihanet masası” dedikleri şeye bugün “Yeni Türkiye vizyonu” adını veriyorlar. Elbette kimse şaşırmasın, çünkü bu ülkede her yeni dönem, eski kelimelerin sadece cilalanmış hâlidir.

Ve biz de doğal olarak içimizi rahatlatıyoruz: Cumhur İttifakı elbette buna asla izin vermez(!)
Öyle ya, onlar olmasa kim dur diyecek bu yeniden ısıtılmış eyalet menüsüne? Kim hatırlatacak bize “tek vatan, tek bayrak” sloganını, her “yerinden yönetim” cümlesinin hemen ardından gelen derin sessizlikte?

Ama neyse, fazla ciddiye almayalım. Çünkü aslında tüm bu tartışmalar, baştan sona déjà vu. Kısacası sevgili okur, bu başlıklar, bu “yeni süreçler”, bu “asla izin verilmeyecek planlar”... hepsi çok tanıdık.
Yani, evet — bunlar aslında 2021’de konuştuğumuz şeylerdi.