İYİ PARTİ kongresine doğru: Kulislerde neler konuşuluyor

İnanç Uysal

İnanç Uysal

Yazar
Tüm Yazıları

İYİ Parti’nin 18 Ocak’ta yapılacak kongresi yaklaşırken, Ankara kulislerinde dolaşan bilgiler bu toplantının sıradan bir parti içi rutin olmaktan biraz daha fazlasına işaret ettiğini gösteriyor. Kongre öncesi konuşulanlar, büyük kopuşlardan ya da sert hesaplaşmalardan çok, dikkatle ayarlanmış bir değişim arayışını anlatıyor. Belki de bu yüzden kulislerde en sık duyulan kelime “denge”.

Son günlerde en çok konuşulan başlıklardan biri, Burak Dalgın, Bilge Yılmaz ve Selim Temurci’nin İYİ Parti’ye katılacağı iddiası. Bu isimlerin her biri, Türkiye siyasetinin farklı damarlarından geliyor. Dolayısıyla söz konusu katılımlar gerçekleşirse, bunun yalnızca sayı artıran bir genişleme değil, partiye farklı siyasal ve entelektüel deneyimlerin eklenmesi anlamına geleceği söylenebilir. Ancak parti yönetimine yakın çevrelerde, bu ihtimalin özellikle abartılı bir “transfer şovu” havasına sokulmak istenmediği açıkça dile getiriliyor.

İYİ Parti’nin son yıllarda yaşadığı en büyük sorunlardan biri, attığı her adımın ya “eski ittifakların devamı” ya da “yeni bir yönlendirme girişimi” olarak okunmasıydı. Bu nedenle kongre sürecinde, dışarıdan müdahale algısına kapı aralayacak her görüntüden özellikle kaçınıldığı anlaşılıyor. Olası katılımlar, parti içinde yeni bir güç merkezi oluşturma iddiasıyla değil, bireysel tercihler ve katkılar çerçevesinde sunulmak isteniyor.

Kongre kulislerinde konuşulan bir diğer önemli başlık ise Divan ve Genel İdare Kurulu’nda yaşanabileceği iddia edilen değişiklikler. Burada da tablo oldukça net: Parti yönetimi, köklü bir tasfiye ya da radikal bir yenilenme görüntüsü vermek istemiyor. Daha çok, işlevini yitirmiş ya da kamuoyu karşılığı zayıflamış bazı pozisyonlarda sınırlı ama sembolik değişiklikler yapılması ihtimali öne çıkıyor. Bu yaklaşım, “değişelim ama kırıp dökmeden” anlayışının bir yansıması olarak okunabilir.

Aslında bu temkinli tavır, İYİ Parti’nin içinde bulunduğu siyasal sıkışmışlığın da bir sonucu. Parti, bir yandan kendi kimliğini daha net çizmek isterken, diğer yandan toplumsal karşılığını genişletme ihtiyacıyla karşı karşıya. Kongre, bu iki ihtiyacın arasında ince bir çizgide ilerlemek zorunda. Ne mevcut kadroları ve teşkilatları küstürecek bir hamle, ne de “hiçbir şey değişmiyor” duygusunu pekiştirecek bir durağanlık isteniyor.

Burak Dalgın ve Bilge Yılmaz isimleri özellikle ekonomi politikaları bağlamında anılıyor. Eğer bu katılımlar gerçekleşirse, İYİ Parti’nin ekonomi söyleminde daha teknik, daha rasyonel ve daha uzun vadeli bir çerçeve kurma arayışının güçleneceği söylenebilir. Selim Temurci’nin adı ise daha çok muhafazakâr seçmenle temas ve bu alandaki dilin yeniden inşası bağlamında değerlendiriliyor. Ancak parti içinden gelen mesajlar, bu isimlerin herhangi bir “kanat” ya da “ekip” temsilcisi olarak değil, ortak bir siyasal hatta katkı sunacak bireyler olarak konumlandırılacağı yönünde.

Kulislerde sıkça dile getirilen bir başka hassasiyet de “kimseyi küstürmemek” meselesi. İYİ Parti, kuruluşundan bu yana farklı siyasal geçmişlerden gelen isimleri bir arada tutmaya çalışan bir yapı. Bu çeşitlilik, zaman zaman bir avantaj, zaman zaman da ciddi bir yönetim zorluğu olarak karşısına çıktı. Kongre sürecinde yapılacak her değişiklik, bu kırılgan dengeyi gözetmek zorunda. Bu nedenle, yönetim kadrolarında yaşanabilecek revizyonların, kişisel tercihlerden çok parti bütünlüğü üzerinden gerekçelendirilmesi bekleniyor.

Öte yandan, parti yönetiminin kongreyi bir “yeni başlangıç” ilanına dönüştürmekten özellikle kaçındığı da kulislerde konuşuluyor. Bunun yerine, daha sessiz ama daha kontrollü bir yeniden yapılanma tercih ediliyor. Bu tutum, kamuoyunda büyük başlıklar üretmeyebilir; ancak parti içi istikrar açısından bilinçli bir tercih olarak görülüyor. Zira son dönemde yaşanan her sarsıntının ardından, İYİ Parti tabanında en çok dillendirilen talep, ani yön değişikliklerinden ziyade tutarlılık oldu.

Sonuçta 18 Ocak kongresi, İYİ Parti için bir “kırılma anı” olmaktan çok, bir yol ayarlaması olarak okunmalı. Kulislerde konuşulan katılımlar ve yönetim değişiklikleri gerçekleşse de gerçekleşmese de, asıl önemli olan partinin bu süreci nasıl yöneteceği. Verilecek mesaj net: Değişim var, ama aceleyle değil; yenilenme var, ama kimseyi dışarıda bırakarak değil. İYİ Parti’nin kongreden çıkacak en güçlü sonucu da belki tam olarak bu dengeyi kurup kuramadığı gösterecek