Hedef 2030 tamam
O şarkı olmaz yeterli değil bizim aslanlarımızı anlatmaya, en iyisi Tarkan’ın şarkısıydı onu kullanalım bence. Sokaklara dev ekranlar kuralım oralarda destek verelim çocuklarımıza. Çok erken saatlerde de olsa bu çocuklar hak ediyor bu desteği. Kalkıp gidelim hep beraber marşlarla dev ekranlardan seyredip destekleyelim çocuklarımızı.
Zaten lokum gibi kura çektik, bu gruptan çıkmamak olmaz da 2. çıkmak bile büyük sürpriz olur. Neticede biz bir futbol ülkesiyiz. ABD de mesela futbol neredeyse son 20 yılda var, hem de basketbol ve kendi futbollarının yanında esamesi okunmayan bir spor. Paraguay zaten Güney Amerika’nın futbol ülkeleri arasında anılmayan neticede 7 milyon nüfuslu bir yer. Yani onların da bize rakip olmaları olası değil. Avusturalya dünyanın en büyük ada kıtası ama dünyanın geri kalanına fiziksel uzaklığı gibi futbola da uzaklar.

Yani böyle bir grup bizim için biçilmiş kaftan. Biz 80 milyon üzerinde nüfusa sahip bir futbol ülkesiyiz. Hatta bırakın bütün ülkeyi sadece İstanbul rakiplerimizin futbol ile ilişkilerinden daha fazla futbol endüstrisi barındırıyor. Bu gruptan çıkmazsak bir daha sokağa da çıkmamalıyız.
Ama bence hala Tarkan’ın arar bulurum marşı en iyisi, yeniler de çok iyi oldu ama daha iyisi olabilirdi. Bunun için yüksek bedelli bir yarışma düzenlendi mi bilmiyorum ama düzenlese de yarışmayı kazananlar bu gururun karşılığında ödülü almazlardı kesin.
Ülkemizdeki bu büyük endüstri için kendisini paralayan çocuklarımız milli şuurlarını bize aten defalarca ispat ettiler, kazandıkları üç kuruş parayla da arada bir saçlarını yaptırıyorlar onu bile eleştirenler oluyor. Bir kısmı siyasi sembollerle mesaj veriyor ona bile tahammül edemiyoruz.
Bizim gibi bir futbol ülkesinde yetişen bu çocuklar bir de gurbetteki çocuklarımızla destekleniyor. Dünyanın en önemli futbol ülkelerinde doğup yetişen bazı çocuklarımıza kendi anavatanlarını seçiyor. Ne saadet, bir kısmı seçmiyor belki ama onlar da bizim gururumuz olarak futbolumuza hizmet yolunda çabalıyor, hatta içlerinden birinin yeni federasyon başkanımız olmak üzere fedakarlık yapmaya hazırlandığı söyleniyor.
Buraya kadar yazdıklarım turnuvadan önce yazabileceklerimdi aslında. Gerçekten bunları yazar mıydım bilmiyorum. Ama yazsam kimse itiraz etmezdi. Bu çocuklarla gurur duyuyorduk ya biz o bakımdan. Zannedersiniz bizim için büyük fedakarlıklar yapan çocuklardı bunlar. Kendi aramızda kazandığımız ya da kaybettiğimiz müsabakaların her gün tartışmasını yapıp korkunç bütçeler ayırdığımız futbolumuzun böylesi kolay bir gruptan puansız ve son sırada döneceğine kimse inanmazdı.
Bugün yeniden kendi içimize döneceğiz ama neticede testi kırıldı şimdi bir sürü yol gösteren olacak ama uzun sürmeyecek, hemen kendi ligimizdeki şampiyonluk mücadelesinin içine döneceğiz. Transferleri konuşacağız. Dünyanın birçok yerinden milyonlarca dolar harcayarak futbolcular getireceğiz. Gençlerimiz o futbolcular adına sloganlar üretecek, alt yapılarında neden kendilerinin yetiştirilip o takımlarda neden kendilerinin oynamadığını sormayacaklar.
Harcanan paraların neden sadece ülke içinde bir mücadele için harcandığını sormayacaklar. Hava alanlarında dünyanın dört bir yanından gelen 30 yaş üstü futbolcuları karşılayacağız. Harcanan bütçelerin hesabını da sormayacağız o bütçelerle neden kendi çocuklarımıza yatırım yapmadığımızı da. Sorsak ve mantıklı cevaplar alsak da o cevaplar için gereken sabır ve mücadeleye razı olmayacağız.
85 milyonluk bir ülkede bu kadar önemsenen bir konuda sermayesi insan olan bir sektörde neden bu kadar geri kaldığımızla ilgilenmek yerine bir hoca bir başkan değiştirip yolumuza bakacağız. Genetik bir sorunumuz olmadığı da kesin oysa, öyle olsa gurbette yaşayan çocuklarımızdan bu kadar yıldız çıkmaz değil mi? O çocuklarımızın neden Türk Milli takımını seçmek konusunda istekli olmadıkları da ayrı bir mesele tabi.
Korkunç bütçelerle 24 yılın ardından gidebildiğimiz dünya şampiyonası için seviniyoruz. Şimdi de orada belki de çekilebilecek en iyi kurayı çekmemize rağmen sıfır çekerek geri dönüşümüze üzüleceğiz. Ama yukarıda da yazdığım gibi uzun sürmeyecek süratle geri döneceğiz kendi içimize.
Aslında en büyük diğer sektör basketbolda da durum farklı değil ama başarı biraz daha yüksek şimdilik. Kendi çocuklarımızı değil, göçmen çocukları ön plana çıkararak milli başarılar elde ediyoruz orada da. Tam kendi çocuklarımızı yetiştirmek üzere elini taşına altına koyan projeler üretiyor birileri kısa sürede pişman ediliyorlar. Banvit’i ve Altınordu’yu hatırlayın.
Bütün bunları yazıp söylememin kimseye ve hiçbir şeye hiçbir faydası olamayacak biliyorum. Hiçbir şey değişmeyecek düzelmeyecek onu da biliyorum. Ama belki en azından o büyük paraların harcanmasına ses çıkarmayan, hatta harcanması için baskı yapan taraftarlar Avusturalya maçında sembol olan o çocuğumuzun göz yaşlarından utanırlar diye küçük bir umut besliyorum.