Son zamanlarda dikkatinizi çekti mi? Etrafımızdaki herkes, her konuda dünyanın en bilgini edasıyla konuşuyor. Kahve masalarından sokak röportajlarına, meclislerden en şık semtlerdeki lüks restoranların masalarına kadar her yerde kesintisiz bir fikir beyan etme yarışı var. Ekonomi, siyaset, tarih, sosyoloji, uluslararası ilişkiler... Kimsenin "Bilmiyorum, bu benim alanım değil" dediğini duyamazsınız. Herkesin cebinde, her kilidi açacağını sandığı hazır cümleler, parıltılı kalıplar var.
Peki, bu kadar çok şey bilinen, bu kadar çok konuşulan bir dünyada, neden niyetler bu kadar sığ, neden adalet bu kadar cılız ve neden insan insana bu kadar yabancı?
Çünkü modern dünya bize bir şeyi feci şekilde yutturdu: Bilgi sahibi olmayı, bilge olmakla karıştırdık. Her şeyi ezbere biliyoruz ama hiçbir şeyin ruhuna, derinliğine ve o harbi gerçeğine dokunamıyoruz. Entelektüel birer obez haline geldik; durmadan tüketiyoruz ama hiçbirini hazmedemiyoruz.