Söz konusu engellilik olunca paranın bile yüzü soğuyor
İnsanoğlunun tarih boyunca gerçekleştirdiği ne kadar büyük coğrafi keşif, bilimsel gelişme, sanatsal üretim varsa bunların her birinin temelinde ekonomik kaygıların, bireysel ya da toplumsal çıkarların olduğu görülmüştür. Bu durum coğrafi keşiflerden tutun da devletlerin uzaydaki yarışlarına kadar, tıptaki ilerlemeden tutun da teknolojik gelişmelere kadar hep aynı temellidir. Para, para, para...
Üretim ve tüketim arasındaki ilişki her alanda olduğu gibi ticarette de bir standarda bağlanmaya çalışılmıştır. Üretimde standarda/ortalamaya ulaşmak kolaydır. Zor görünen, fakat olması gereken, tüketicideki bireysel farklılıklara uygun davranmaktır. Tam bu noktada tüketiciler arasında önemli bir paya sahip olan engellilerin durumu göz önüne çıkmaktadır.
Bir ortopedik engellinin bir alışveriş merkezine, markete veya pazara ulaşması için zaten evin tüm engellerini aşması gerekiyor. Hadi aştı diyelim. Markette ya da alışveriş merkezinde bir rampa yok ise, pazar yerinde tezgâhlar uygun yükseklikte değilse, o kişinin cebindeki paranın o anda bir kâğıt parçasından farkı kalmıyor.
Bir görme engelli, şehrin erişilebilirlikten uzak tüm sokaklarını aşıp bir pazar yerine, alışveriş merkezine, markete ya da mağazaya girdiğinde; orada yerde kılavuz çizgi, Braille (kabartma) tabelalarla yönlendirme, uygulamaya yüklenebilen mekânsal navigasyon yoksa ya da ürünlerin fiyatlı etiketleri Braille değilse yalnız başına alışveriş yapması yine imkânsız hâle geliyor. Haydi diyelim ki buralarda muvaffak olamadığı birçok ihtiyacını değişik e-ticaret siteleri/uygulamaları üzerinden karşılamaya çalışsın. Bu sefer de bu uygulamaların veya sitelerin ekran okuyucu programlarına uygun olarak hazırlanmadığı için yine cebindeki paranın üzerinde yazan rakamlar sıfıra eşitleniyor.
Şimdi bir düşünelim: Bir işitme engelli alışverişin en temel parçalarından biri olan pazarlığı kaç esnafla yapabiliyordur? Kaç esnaf işaret dili diye bir şeyin varlığından haberdardır? Peki kaç işitme engelli birey ne istediğini anlatabiliyor, alacak olduğu malın ne özelliklere sahip olduğunu öğrenebiliyordur? Sonuç olarak cepteki para ünlülerin resminin basılı olduğu bir kâğıt parçasından başka bir şey olmuyor.
Yukarıda birçok engel grubuna göre belirtilen sorunları aşmak o kadar kolay ki. Yapılması gereken: sadece bireysel farklılıkların olabileceğini ve farklılıklara saygının insanlık onuruna yakışan en erdemli davranış olabileceğini unutmamak olmalı.
Herkes için erişilebilir bir ticaret hayal değil, hayatın bir parçası olduğunda para gerçek değerine, engelli bireyler ise alışveriş özgürlüğüne kavuşacaktır.