Sınıflar onları bekliyor: Atanamayan engelli öğretmenlerin sessiz çığlığı

Hasibe Boztepe

Hasibe Boztepe

Yazar
Tüm Yazıları

Her bireyin temel hakkıdır, çalışmak ve üreterek topluma katkı sunmak. Ancak bazı haklar, bazı bireyler için sadece kâğıt üzerinde kalıyor. Tıpkı atama bekleyen binlerce engelli öğretmen adayı gibi… Fakültelerini başarıyla tamamlamış, E-KPSS'den yeterli puan almış, yıllardır atanma umuduyla yaşayan bu öğretmenler, hâlâ sınıflarına kavuşmayı bekliyor.

Engelli öğretmenlerin yaşadığı sorun yalnızca bir istihdam meselesi değildir. Bu aynı zamanda sosyal devlet ilkesinin, fırsat eşitliğinin ve Anayasa’nın engellilere tanıdığı pozitif ayrımcılık ilkesinin bir sınavıdır. Engelli bireylerin kamu hizmetlerinde yer alması bir lütuf değil; hak edilmiş, anayasal ve insani bir haktır.

Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin, televizyon programlarında yaptığı açıklamalarda, “Engelli öğretmen ataması çok yakında olacak” şeklinde sözler verdi. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen, bu sözler henüz somut bir adıma dönüşmedi. Bekleyen binlerce engelli öğretmen adayı her yeni açıklamada umutlanıyor, her geçen gün bu umut biraz daha zayıflıyor. Oysa bu bireyler yalnızca atanmayı değil, mesleklerinin hakkını vererek sınıflarda öğrencileriyle buluşmayı, topluma katkı sunmayı istiyor. Üstelik bu öğretmenler, engelli bireyler olarak yaşamın her alanında fazladan çaba sarf eden, birçok engeli aşarak buraya gelen kişiler. Mücadeleleri yalnızca sınav kazanmakla sınırlı değil. Günlük yaşamlarında da sağlık sorunları, ulaşım engelleri, ekonomik güçlükler gibi pek çok zorlukla mücadele ediyorlar. Ve tüm bunların üzerine bir de mesleklerini yapamamak eklenince, bu sessiz bekleyiş bir çığlığa dönüşüyor.

Ekonomik boyutu da oldukça ciddi. Engelli öğretmen adaylarının büyük kısmı, çeşitli sağlık harcamaları nedeniyle maddi olarak sıkıntı içinde. Kronik rahatsızlıkları ya da fiziksel kısıtlılıkları sebebiyle özel sektörde istihdam edilmeleri de oldukça zor. Kamuya atanmak bu yüzden yalnızca bir kariyer hedefi değil; aynı zamanda yaşamlarını sürdürebilmenin de temel şartı.

Farklı engel gruplarına mensup bireylerin yaşadığı zorluklar ise çok daha derin. Görme, işitme, ortopedik ya da zihinsel engelli bireyler ya da onların bakımından sorumlu aile fertleri, çok yönlü destek olmadan yaşamlarını sürdürmekte zorlanıyor. Kamu istihdamı bu noktada hem bireysel yaşam hem de toplumsal bütünleşme için kritik bir rol taşıyor. Tüm bu tabloya rağmen umutlarını yitirmeyen engelli öğretmen adayları, atandıklarında yalnızca ders anlatmayacaklar. Onlar sınıflarda empatiyi, kapsayıcılığı, direnci ve toplumsal farkındalığı da temsil edecekler. Öğrencilere sadece akademik bilgi değil; hayat dersi de verecekler.

Devletin, sınavlarına aldığı ve yeterli bulduğu bu bireyleri sistemin dışında tutması kabul edilemez. Engelli öğretmen adaylarının talepleri açık: Sayın Bakan’ın verdiği sözler artık takvimle desteklenmeli, sayı açıklanmalı ve sürece dair şeffaflık sağlanmalıdır.

Unutulmamalı ki engellilere verilen her hak, topluma atılmış güçlü bir adımdır. Ataması yapılmayan engelli öğretmenler yalnız değildir. Duyarlı kamuoyu, sendikalar ve sivil toplum bu sürecin takipçisidir.

Artık sözün değil, icraatın zamanıdır. Sınıflar öğretmenlerini bekliyor. Öğretmenler ise sadece hak ettikleri yer olan kürsüde olmayı…