Manşetlerde yoklar, madalyalarda varlar

Hasibe Boztepe

Hasibe Boztepe

Yazar
Tüm Yazıları

Engelli sporcuların başarıları neden hâlâ görülmez?

2025 yılının son gününde, geride bıraktığımız 12 ayı düşünürken aklıma takılan tek bir soru var: Bu yıl kimleri alkışladık, kimleri görmezden geldik? Sporun birleştirici gücünü, zaferlerin coşkusunu, ekranlara taşan sevinçleri hep birlikte yaşadık. Ama ya görünmeyen zaferler? Ya alkışsız kalan kahramanlıklar? İşte bu yazıyı, yılın son gününde, gözden kaçan o büyük başarıları hatırlatmak için kaleme alıyorum.

Bir görme engelli atletin 100 metreyi 11 saniyede koştuğunu düşünün. Ya da tekerlekli sandalyesiyle Avrupa şampiyonasında pota altını domine eden bir basketbolcuyu. Bu cümleleri okurken gözünüzde bir sahne canlandı mı? Büyük ihtimalle hayır. Çünkü bu başarılar ekranlarımızda yer bulmuyor. Manşetlerde yoklar. Spor bültenlerinde yoklar. Ama madalyalarda, rekorlarda, terde, emekte varlar. Engelli sporcular, yıllardır sessizce tarih yazıyor; bizse bu tarihi çoğu zaman ıskalıyoruz.

Türkiye’de engelli bireylerin spora katılımı artıyor, başarıları uluslararası arenada yankı buluyor. Ancak bu yankı, medyada çoğu zaman sessizliğe dönüşüyor. Oysa medya, yalnızca haber aktaran bir araç değil; aynı zamanda görünürlük sağlayan, toplumsal algıyı şekillendiren güçlü bir platform. Ve bu platform, engelli sporcular söz konusu olduğunda ne yazık ki görevini yeterince yerine getirmiyor.

Görme engelli bir atletin, rehber eşliğinde piste çıkıp saniyelerle yarıştığı bir yarışı düşünün. Bu, yalnızca fiziksel bir başarı değil; aynı zamanda azmin, disiplinin ve inancın zaferidir. Ancak bu zafer, çoğu zaman birkaç satırlık haberle geçiştirilir. Aynı performansı gösteren bir olimpik atlet günlerce ekranlarda yer bulurken, bu sporcuların isimleri bile anılmaz. Bu çifte standart, yalnızca bir bireyin emeğini gölgelemekle kalmaz; aynı zamanda toplumun engelli bireylere bakışını da şekillendirir.

Tekerlekli Sandalyede ortopedik engelli bir basketbolcunun, tekerlekli sandalyesiyle sahada adeta dans ettiğini, takımını sırtlayarak şampiyonluğa taşıdığını hayal edin. Bu sadece bir spor başarısı değil, aynı zamanda önyargılara karşı verilen bir mücadeledir. Ancak bu mücadele, çoğu zaman yerel gazetelerin alt köşelerinde sıkışıp kalır. Oysa bu hikâyeler, genç kızlara ve erkeklere ilham verecek, engelli bireylerin potansiyelini gözler önüne serecek örneklerdir.

MEDYA SESSİZ KALIRSA, TOPLUM DA GÖRMEZ

Medya, toplumun aynasıdır deriz. Ancak bu aynada engelli sporcuların yansıması çoğu zaman silik, bulanık ya da hiç yoktur. Bu görünmezlik, yalnızca bugünün değil, yarının da kaybıdır. Çünkü bir çocuk, televizyonda kendisine benzeyen bir sporcuyu görmediğinde, “Ben de yapabilirim” duygusunu geliştiremez. Oysa görünürlük, ilhamın ilk adımıdır.

Engelli sporcuların başarıları, yalnızca spor dünyası için değil; toplumsal eşitlik, kapsayıcılık ve farkındalık için de büyük bir anlam taşır. Onların görünür olması, toplumun her kesiminde engelli bireylerin hak ettiği saygıyı ve fırsatı bulmasının önünü açar. Medya, bu görünürlüğün en güçlü aracıdır. Ve bu gücü sorumlulukla kullanmak, yalnızca etik değil, insani bir zorunluluktur.

Engelli sporcular, yalnızca alkışlanacak değil; anlatılacak, paylaşılacak, örnek alınacak hikâyelerdir. Onları görmezden gelmek, yalnızca bir sporcuyu değil, bir topluluğun umutlarını da gölgelemektir. Artık bu sessizliğe son vermenin, görünmeyen kahramanları hak ettikleri yere taşımanın zamanı geldi. Çünkü onlar manşetlerde yoklar belki ama madalyalarda, mücadelede, ilhamda hep varlar.