Engelli bireylerin şehir içi ulaşım çilesi ne zaman bitecek?

Hasibe Boztepe

Hasibe Boztepe

Yazar
Tüm Yazıları

Değerli okurlarım bugün yazıma Roma İmparatorluğu’nda söylenen bir söz ile başlamak istiyorum. “GİDEMEDİĞİN YER SENİN DEĞİLDİR.” Der roma kralları. Bu nedenle imparatorluğun her yerine yollar yapmışlardır. Bu söze bakarak sizce şehirlerde biz engellilerin bizim diyebileceğimiz ne kadar yerimiz var?

Engellilerin şehir içi ulaşım sorunları, günlük bağımsız hareket etme, işe gitme, eğitim alma ve sosyal hayata katılma haklarını doğrudan kısıtlayan en kritik engellerden biridir. Türkiye'de 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Yönetmeliği, 2030 Engelsiz Türkiye Vizyon Belgesi ve 2023-2025 Ulusal Eylem Planı gibi düzenlemelerle önemli adımlar atılmış olsa da, hâlâ fiziksel, teknik, tutumsal ve uygulama sorunları devam etmektedir.

Güncel Karşılaşılan Başlıca Sorunlar Kaldırım ve yaya altyapısı Bozuk rampalar, aşırı dik veya kaygan rampalar, kaldırım taşlarının yerinden oynaması, direk/tabela/park halindeki araçların rampaları kapatması, çukurlar ve yaya geçitlerindeki kot farkları tekerlekli sandalye ve baston kullanıcıları için en büyük engel olmaya devam ediyor. Özellikle küçük şehirlerde bu sorunlar çok daha yaygındır.

Toplu taşıma araçları erişilebilirliği

Düşük tabanlı otobüs ve tramvay oranı artsa da, özellikle minibüslerde ve özel halk otobüslerinde erişilebilirlik hâlâ çok düşük. Araçların durakta tam yanaşmaması, hidrolik rampaların arızalı olması veya şoför tarafından kullanılmaması en sık şikayet edilen durumlar arasında.

Görme engelliler için sesli anons sistemlerinin çalışmaması veya yanlış bilgi vermesi, sarı çizgilerin eksik/yanlış döşenmesi yaygın sorunlardır.

Metro, tramvay ve istasyonlar

Yeni hatlarda (İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde) erişim nispeten daha iyi olsa da, asansör arızaları sık yaşanıyor. Asansörlerin yanlış konumda olması, bakım eksikliği, yoğun saatlerde kalabalık nedeniyle binememe ve istasyon çevresindeki kot farkları sorun yaratıyor.

Personel ve yolcu tutumu

Şoför ve görevlilerin engelli yolcu prosedürlerini bilmemesi veya uygulamaması, rampayı indirmemesi, yardım etmemesi gibi durumlar hâlâ duyuyoruz. Yoğun saatlerde engelli öncelikli koltukların işgal edilmesi, diğer yolcuların duyarlılık eksikliği ve bazen “kalabalık” gerekçesiyle binmemenin istenmesi günlük hayatı zorlaştırıyor.

Ücretsiz seyahat uygulaması sorunları

Yüzde 40 ve üzeri engellilere şehir içi toplu taşımada (belediye otobüsü, metro, tramvay, vapur vb.) ücretsiz hak tanınıyor. Ancak bazı durumlarda kart okutma sorunları, günlük kullanım sınırı tartışmaları veya özel halk otobüslerinde direnç yaşanabiliyor. 2025-2026’da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın özel halk otobüsü ve deniz ulaşımı araçlarına verdiği gelir desteği artırıldı (Ankara ve İstanbul’da araç başına aylık 4500 TL’ye çıkarıldı); bu, ücretsiz taşıma konusunda işletmeleri teşvik etmeyi amaçlıyor.

Şimdi Büyük Şehirlerdeki Güncel Duruma bir bakalım.

İstanbul → Metro, metrobüs ve tramvayda erişilebilir vagon/asansör oranı artsa da arızalar ve yoğunluk sorunları sürüyor. Engelli İstanbulkart ile ücretsiz sınırsız kullanım hakkı var.

Ankara → EGO otobüslerinde düşük tabanlı araç sayısı artıyor, ancak kaldırım/durak erişimi ve bazı hatlarda rampalı araç eksikliği devam ediyor.

İzmir → Tramvay ve metroda iyi ilerleme kaydedilmiş olsa da, banliyö hatları ve minibüslerde erişim sorunları büyük.

Küçük şehirlerde ise erişilebilir araç neredeyse yok denecek kadar az; sorunlar çok daha derin seviyededir.

Peki tüm bu sorunlar çözülemez mi? Elbette çözülebilir. Bazıları hemen çözülebilecek durudayken bazıları zaman alsa da mutlaka çözülebilecek sorunlar hepsi. Şimdi sizlerle dimağımdan geçen çözüm önerilerimi paylaşmak istiyorum.

Kısa vadede:

Tüm şoför, istasyon görevlisi ve belediye personeline zorunlu erişilebilirlik ve engellilik farkındalığı eğitimi verilmeli. Rampaların çalışır halde tutulması için hızlı müdahale ekipleri ve günlük denetim artırılmalı. Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonlarının şikayetlere daha hızlı yanıt vermesi sağlanmalı.

Yeni alınan tüm toplu taşıma araçlarında düşük tabanlı, rampalı ve sesli/görsel bilgilendirme standartları zorunlu hale getirilmeli. Duraklara sarı çizgi, gerçek zamanlı sesli anons ve bilgi ekranları yaygınlaştırılmalı. “Engelsiz Mobil Uygulama” gibi uygulamalar hayata geçirilmeye başlanmalı. kaldırım bozukluğu, asansör arızası, rampasız durak gibi sorunlar anlık bildirilip takip edilebilmeli.

Uzun vadede

Erişilebilirlik standartlarının ülke genelinde eşit ve zorunlu uygulanması için cezalar caydırıcı seviyeye çıkarılmalı. Belediyeler ve özel sektör arasında daha sıkı koordinasyon sağlanmalı. Toplumsal farkındalık kampanyalarıyla engelli park yerlerinin işgali, rampalara park etme gibi ihlaller azaltılmalı.

Şehir içi ulaşım gerçekten erişilebilir olmadıkça engelli bireylerin istihdam, eğitim ve sosyal hayata katılımı sınırlı kalır. Erişilebilir bir toplu taşıma sistemi sadece engelliler için değil; yaşlılar, hamileler, bebek arabası kullanan aileler, geçici engeli olanlar ve aslında herkes için daha yaşanabilir, eşit ve güvenli kentler anlamına gelir. Yasal haklar kağıt üzerinde kalmamalı; günlük hayatta somut olarak hissedilir hale gelmelidir.