Bakımın hesabı mı, vicdanın tartısı mı?

Hasibe Boztepe

Hasibe Boztepe

Yazar
Tüm Yazıları

Evde bakım yönetmeliği değişikliği engelliyi koruyor mu, zorluyor mu?

Evde bakım yardımı, engelli bireylerin ve ailelerinin hayata tutunmasını sağlayan en kritik sosyal desteklerden biridir. Bu nedenle yönetmelikte yapılan her değişiklik, yalnızca teknik bir düzenleme değil; binlerce hanenin sofrasını, bakımını ve onurunu doğrudan etkileyen bir karardır. Son yapılan Evde Bakım Yönetmeliği değişikliği, bazı yönleriyle uzun süredir dile getirilen adaletsizlikleri gidermeye adayken, bazı yönleriyle de yeni mağduriyet alanları üretme potansiyeli taşımaktadır.

Önce olumlu adımları teslim etmek gerekir. Eski yönetmelikte engelliye ait araçlar, değeri ne olursa olsun gelir hesabına dâhil ediliyor; bu da çoğu zaman “lüks” olmayan, tamamen ihtiyaç için kullanılan araçların bile bakım yardımının kesilmesine gerekçe yapılmasına yol açıyordu. Yeni düzenlemeyle bu anlayış terk edildi. Artık engelli araçlarının 2.873.000 TL’yi aşan kısmı gelir hesabına katılacak. Bu, hem hakkaniyetli hem de sahadaki gerçeklerle uyumlu bir düzenlemedir. Engelli birey için araç bir konfor değil, çoğu zaman tedaviye, rehabilitasyona ve hayata erişimin tek yoludur.

Benzer şekilde, sosyal destek ödemelerinin gelir hesabı dışında bırakılması da önemli bir kazanımdır. Doğum yardımı, staj yardımı ve benzeri sosyal desteklerin hane gelirine eklenmesi, “destekle destekten mahrum bırakma” gibi çelişkili bir tablo yaratıyordu. Yeni düzenleme, sosyal devlet ilkesine daha uygun bir yaklaşım sergileyerek bu ödemeleri kapsam dışına almıştır.

Konut, işyeri ve ticari gelirler konusunda getirilen sadeleştirme de uygulamada yaşanan karmaşayı azaltabilecek niteliktedir. Eski yönetmelikte rayiç bedel, kira geliri ve beyanın birlikte esas alınması, çoğu zaman çifte değerlendirmelere ve keyfi yorumlara neden oluyordu. Yeni düzenlemeyle kira sözleşmesi varsa sözleşme, yoksa rayiç bedel esas alınacak. Aynı yaklaşım ticari gelirler için de uygulanacak. Bu, uygulamada birlik sağlayabilecek olumlu bir adımdır.

Ancak madalyonun bir de karanlık yüzü var.

Yeni düzenlemede dikkatle takip edilmesi gereken iki temel husus bulunuyor. Bunlardan ilki, son engelli raporunun esas alınması meselesidir. Türkiye’de sağlık kurulu raporlarının alınma sürecinin ne kadar zor, ne kadar uzun ve ne kadar değişken olduğu biliniyor. Oranlardaki küçük oynamalar, engellilik hâlinin fiilen değişmediği durumlarda bile bakım yardımının kesilmesine yol açabilir. Bu durum, zaten ciddi maddi sıkıntılarla boğuşan aileler için ağır bir mağduriyet riski doğurmaktadır.

İkinci ve belki de en sorunlu düzenleme ise aynı evde yaşayan engellilerin birbirine bakımının kapsam dışı bırakılmasıdır. Bu yaklaşım, sahadaki gerçekliği göz ardı etmektedir. Türkiye’de engelli bireylerin önemli bir kısmı yine engelli bir yakınıyla aynı hanede yaşamaktadır. “Engelli, engelliye bakamaz” şeklindeki toptancı yaklaşım; dayanışmayı, aile içi emeği ve fiili bakım yükünü yok saymaktadır. Oysa bakım, yalnızca fiziksel güç değil; zaman, emek, sabır ve fedakârlık gerektirir. Bu fedakârlığın görmezden gelinmesi sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

Bir diğer tartışmalı değişiklik ise sosyal incelemenin artık tek bir meslek elemanı yerine bir heyet tarafından yapılacak olmasıdır. Teorik olarak bu durum daha objektif bir değerlendirme sağlayabilir. Ancak uygulamada heyetlerin iş yükü, sahaya ayıracağı zaman ve kararların ne kadar hızlı alınacağı ciddi bir soru işaretidir. Geciken her inceleme, engelli bireyin ve ailesinin yaşamında telafisi zor boşluklar yaratır.

Unutulmamalıdır ki engelli bireylerin ihtiyaçları sıradan değildir. Medikal malzemeler, özel beslenme, bakım ürünleri, ulaşım, fizik tedavi ve sürekli refakat gereksinimi ciddi bir mali yük doğurur. Evde bakım yardımı çoğu hane için “ek gelir” değil, hayatta kalma aracıdır.

Sonuç olarak yeni Evde Bakım Yönetmeliği; bir yandan daha adil bir gelir hesabı vaadi sunarken, diğer yandan uygulamada yeni eşitsizlikler üretme riski taşımaktadır. Asıl mesele, rakamların ve maddelerin ötesinde, insanı merkeze alan bir uygulama iradesinin gösterilip gösterilmeyeceğidir. Bakımın hesabı yapılırken, vicdanın terazisi de unutulmamalıdır.

Belki bir daha ki yönetmelik değişikliğinde birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi gelir kriteri tamamen kalkar ve hem engelli maaşında, hem de evde bakım ücretinde hane halkı geliri hesaplanmaksızın kişinin engeli bu ücretleri almaya yeterliyse, hiç koşulsuz ödenir.