Üç yıl sonra 6 Şubat: Bir gazetecinin tanıklığı

Hasan Taşkın

Hasan Taşkın

Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Bugün 6 Şubat 2026.
Saat 04.17’nin üzerinden üç yıl geçti ama o saat, bu ülkede hâlâ duruyor.

Depreme gazeteci olarak bölgede yakalandım. Gaziantep ve Hatay’ı kapsayan bir saha çalışması için oradaydım. Kurumları, toplumsal yapıyı ve deprem riskini yerinde görmek, notlar almak için… O gece Adana’da, dost bir ailenin evinde misafirdim.

Bir gün önce Hatay’da dönemin İl Müftüsü Ömer Faruk Bilgili ile uzun bir görüşme yapmıştım. Depreme hazırlık, camilerin dayanıklılığı, toplumsal dayanışma üzerine konuşmuştuk. Mütevazı, derinlikli bir insandı.

Gece yarısından sonra her şey sarsıldı. Yatak yerinden fırladı, duvarlar inledi. Panikle dışarı çıktık. Sokaklar insan doluydu; çığlıklar, ağlamalar, dualar… Adana’da bile hasar vardı ama asıl yıkım Hatay’da, Maraş’ta, Adıyaman’daydı.

Planlanan saha gezisi bitti. Yollar kapandı, iletişim kesildi, şehirler çöktü. Gazeteci olarak enkaz başlarında bekledim; kurtarılanları gördüm, kaybedilenleri dinledim. Haber yapmakla hayatta kalmak arasındaki o ince çizgideydik.

Ve kişisel bir acı…

Bir gün önce el sıkıştığım Müftü Ömer Faruk Bilgili, ailesiyle birlikte enkaz altında kaldı. 12 yaşındaki oğlu kurtarıldı. Kendisi ağır yaralı çıkarıldı ama kurtarılamadı. Hatay’ın manevi önderlerinden biri, bir gecede yok oldu. Cenazesi memleketi Gediz’de toprağa verildi; acısı ise kaldı.

O gece milyonlar uykuda yakalandı. Enkaz altından gelen yardım çığlıkları, soğuk, kapalı yollar, geciken müdahaleler… Hastaneler çöktü, liman yandı, toprak yer değiştirdi.

Resmî rakamlarla 59 binden fazla can kaybı.
Ama bu sadece rakam değildi.

Ayşe’ydi, Mehmet’ti, Ali’ydi…
Ve benim için, Müftü Bilgili’nin yarım kalan hikâyesiydi.

Unutmamalıyız: denetimsiz binaları, kolon kesenleri, geciken adaleti. Üç yılda yeniden inşa için adımlar atıldı; konutlar yapıldı, şehirler ayağa kaldırılmaya çalışıldı. Ama hâlâ eksikler var. Risk bitmedi, uyarılar masada.

Ben, o gece bir misafirlikte sarsıntıyla uyanan; Hatay’da enkazları gören bir gazeteci olarak bugün aynı cümleyi kuruyorum:

6 Şubat, sadece bir tarih değil.
Bir uyarı.

Kaybettiklerimize rahmet, kalanlara sabır.
Ateş, bir daha her yeri yakmasın diye.