Türkiye'nin organ naklindeki sessiz devrimi
Geçenlerde Prof. Dr. Mehmet Haberal ile sohbet ediyoruz.
Anlatıyor...
Ben dinliyorum.
Aradan yıllar geçmiş ama bazı hatıralar dün gibi aklında.
Bir ara duruyor.
"Bak" diyor...
"1984 yılıydı."
Ve başlıyor anlatmaya...
"O gün bir telefon geldi."
Kısa bir görüşme.
Karşı taraf Amerika'dan.
New York Üniversitesi Hastanesi.
"Beş böbrek gönderiyoruz" diyorlar.
Haberal Hoca gülümsüyor.
"Telefonu kapattım" diyor.
"Karşımda bir hasta vardı. Ona döndüm ve dedim ki:
— Amerika'dan beş böbrek geliyor. Belki size de uyabilir."
İşte umut bazen tek bir cümleyle başlıyor.
Sonrası tam bir zaman yarışı.
Amerika'dan çıkan böbrekler Almanya üzerinden Ankara'ya gelecek.
Haberal Hoca anlatıyor:
"Arabaya atladım, Esenboğa'ya gittim."
Uçak iniyor.
Gümrük memurları...
Polisler...
Kargo görevlileri...
Herkes seferber.
Çünkü kutuların içinde sadece organ yok.
Hayat var.
Kutuları teslim alınca ilk yaptığı şey saate bakmak olmuş.
Sonra da organların alınış saatine.
"Henüz 72 saat olmuştu" diyor.
"Rahatladım."
Çünkü o yıllarda dünyada kabul edilen süreler çok daha sınırlıydı.
Ama Haberal'ın geliştirdiği koruma yöntemleri sayesinde böbrekler daha uzun süre yaşayabiliyordu.
Bu da birçok insanın hayata tutunması demekti.
Hastaneye dönüyorlar.
Koridorlar dolu.
Bekleyen insanlar...
Endişeli aileler...
Umutla açılan gözler...
Haberal Hoca anlatıyor:
"Kan gruplarına baktık. Laboratuvar çalışmaları yaptık. Bekleyen yaklaşık kırk hasta vardı."
Ve sonunda beş kişi belirleniyor.
O gece onların gecesi olacak.
Saat 20.00.
Ameliyathanenin kapısı kapanıyor.
İlk hasta Konya'dan gelen 21 yaşındaki Mehri Tutar.
Saatler süren operasyon.
Başarıyla tamamlanıyor.
Ama dinlenmek yok.
İkinci ameliyat başlıyor.
Sonra üçüncü.
Dördüncü.
Beşinci...
Haberal Hoca anlatırken bile insan yoruluyor.
Tam 25 saat.
Aralıksız.
Kesintisiz.
Beş ameliyat.
Beş yeni hayat.

Sohbet ilerledikçe konu daha da gerilere gidiyor.
1975 yılına...
Türkiye'nin ilk başarılı böbrek nakline...
Sonra organ nakli yasasına...
Meclis koridorlarında geçen günlere...
Milletvekillerine yapılan anlatımlara...
Diyanet ile yürütülen görüşmelere...
"Organ nakli yalnızca ameliyat değildir" diyor.
"Toplumu da hazırlamanız gerekir."
Haklı.
Bugün çok doğal karşıladığımız pek çok şeyin arkasında yılların mücadelesi var.
Haberal Hoca anlatıyor.
Ben dinliyorum.
Aklımdan şu geçiyor:
Bazı insanlar bir hastayı kurtarır.
Bazıları bir sistemi değiştirir.
Bazıları ise bir ülkenin önünü açar.
Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın hikâyesi biraz da böyle.
Yarım asırdır neşter tutan bir el...
Ama sadece ameliyat yapmıyor.
Bilim üretiyor.
Yol açıyor.
Kanun çıkartıyor.
İnsan yetiştiriyor.
Ve geriye dönüp baktığında binlerce insanın hayatında iz bırakıyor.
Sohbetin sonunda bir kez daha anlıyorum:
Bugün Türkiye organ naklinde dünyanın sayılı ülkeleri arasındaysa, bunun temelinde yıllar önce kurulan bir hayal ve o hayalin peşinden yorulmadan yürüyen bir isim var.
Prof. Dr. Mehmet Haberal...