Türkiye savunmada yeni bir ligde.. Mehmet Ali Çelebi anlatıyor...
TBMM'de sohbet...
AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi anlatıyor.
Masada rakamlar var.
Projeler var.
Bir de hafızalar...
"Bir zamanlar piyade tüfeğini bile dışarıdan alan Türkiye vardı" diyor.
Sonra ekliyor:
"Bugün ise kendi savaş gemisini, helikopterini, İHA'sını, SİHA'sını, füzesini ve milli savaş uçağını geliştiren bir Türkiye var."
Durup düşünmemek mümkün değil.
Türkiye'nin savunma sanayisinde yaşadığı dönüşüm, sadece birkaç fabrikanın üretim kapasitesinin artması değil.
Bir zihniyet değişimi...
Bir özgüven inşası...
Çelebi'nin özellikle üzerinde durduğu nokta dikkat çekici.
Yerlilik oranı...
Bir dönem yüzde 20'lerdeydi.
Bugün yüzde 80'in üzerine çıktı.
Bu, yalnızca istatistik değil.
Bağımsızlığın rakamlara yansıyan karşılığı.
Savunma sanayisinde asıl mesele, silah satın almak değildir.
İhtiyaç duyduğunuz anda kimsenin kapısını çalmamaktır.
Türkiye bunu uzun yıllar acı tecrübelerle öğrendi.
Ambargolar...
Geciken teslimatlar...
Verilmeyen parçalar...
İzin bekleyen operasyonlar...
Çelebi, "Her ambargo bizi daha güçlü hale getirdi." diyor.
Kanada'nın kamera ambargosundan sonra geliştirilen yerli sistemler bunun en somut örneklerinden biri.
Demek ki bazen engeller, yeni kapılar açıyor.
Bugün gökyüzüne baktığımızda sadece uçak görmüyoruz.
Bir vizyon görüyoruz.
Bayraktar TB2...
ANKA...
AKINCI...
AKSUNGUR...
Şimdi bunlara KAAN, HÜRJET, KIZILELMA ve ANKA-3 ekleniyor.
Çelebi'ye göre bu platformlar yalnızca Türkiye'nin envanterini güçlendirmedi.
Dünyadaki askeri doktrinlerin de yeniden tartışılmasına neden oldu.
Karabağ'da...
Libya'da...
Suriye'de...
Farklı coğrafyalarda sahaya yansıyan sonuçlar bunu gösterdi.
Bir başka önemli başlık ise operasyonel bağımsızlık.
Eskiden sınır ötesi harekâtlar öncesinde "Acaba izin çıkar mı?" sorusu konuşulurdu.
Bugün ise yerli mühimmat, yerli elektronik sistemler ve yerli platformlarla Türkiye kendi kararını kendi veriyor.
Çelebi, bunun sadece askeri değil, siyasi bağımsızlığın da temel şartı olduğunu ifade ediyor.
İşin ekonomik boyutu da küçümsenecek gibi değil.
Türkiye artık yalnızca savunma ürünü satın alan bir ülke değil.
Savunma teknolojisi ihraç eden ülkeler liginde.
Dost ve müttefik birçok ülke, Türk savunma sanayisinin ürünlerine ilgi gösteriyor.
Milyarlarca dolarlık ihracat...
Genişleyen pazarlar...
Artan uluslararası rekabet gücü...
Bunların her biri, teknoloji yatırımlarının karşılığı.
Son söz...
Mehmet Ali Çelebi'nin anlattıkları, sadece bugünün fotoğrafını değil, son yirmi yılın hikâyesini de özetliyor.
Savunma sanayisinde yerlileşme; sadece tank, uçak ya da füze üretmek değildir.
Kendi kararını verebilen...
Kendi teknolojisini geliştirebilen...
Kendi güvenliğini kendi imkânlarıyla sağlayabilen güçlü bir Türkiye inşa etmektir.
Dün kapısında beklediğimiz ülkeler vardı.
Bugün ise Türk savunma sanayisinin ürettiği teknolojileri yakından takip eden, iş birliği yapmak isteyen ülkeler var.
İşte değişimin en net göstergesi de belki budur.