Sıhhiye durağında bir gece...Çubuk Ankara’nın ilçesi değil mi?

Hasan Taşkın

Hasan Taşkın

Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Ankara’da saat 21.30...

Şehir sakinleşiyor.
Ama Sıhhiye’de bir durakta öfke büyüyor.

Durak: Çubuk-Sıhhiye hattının kalkış noktası.

Bekleyenler sıradan yolcu değil...
Mesaisi biten çalışanlar...
Günlük yorgunluğunu omuzlayan emekçiler...
Evine dönmek isteyen öğrenciler...
Ailesine kavuşmak isteyen insanlar...

Herkesin gözü telefonda.

EGO Cepte açılıyor.

Yazıyor:

Otobüsün gelmesine 28 dakika var.

Bekleniyor...

Ve ilginçtir...
Tam 28 dakika sonra otobüs geliyor.

Demek ki sistem çalışıyor.

Ama hikâye burada bitmiyor.

Otobüs yanaşıyor.

Tabelada tek cümle:

SERVİS DIŞI

Ve gidiyor.

Vatandaşın yüzüne bakıp gidiyor adeta.

Bekleyiş Bitmiyor

Hemen yeniden telefona bakılıyor.

Bu kez yazıyor:

37 dakika.

Bekleyiş yeniden başlıyor.

Dakikalar geçiyor.
Yaklaşık 35 dakika sonra ikinci araç geliyor.

Bir umut daha...

Ama sonuç aynı:

SERVİS DIŞI

Şimdi soralım...

Madem araç geliyor...
Madem sistem dakikasını biliyor...
Madem durağa kadar geliyor...

Neden yolcu almıyor?

Bu araçlar neden sefere çıkmıyor?
Neden vatandaş önceden bilgilendirilmiyor?

Kuyruk 100 Metre

Durakta kuyruk uzuyor.

10 metre...
30 metre...
50 metre...
Derken 100 metre...

Ankara’nın göbeğinde, başkentin merkezinde insanlar evine gitmek için sıra bekliyor.

Sonra peşinden bir özel halk otobüsü geliyor.

Ne oluyor?

Kapılar doluyor.
Koridor doluyor.
Ayakta yolcu doluyor.

Araç adeta nefes alınmaz hale geliyor.

Yol güzergâhındaki duraklarda bekleyenler ise binmekte zorlanıyor.

Bazısı kapıda kalıyor.
Bazısı şoföre yalvarıyor.
Bazısı bir sonraki sefere razı oluyor.

Bu mudur toplu taşıma?

Çubuk Ankara’nın İlçesi değil mi?

Şimdi asıl soru bu.

Çubuk Ankara’nın ilçesi değil mi?

Nüfusu artmıyor mu?
Yeni yerleşimler oluşmuyor mu?
İnsan hareketliliği büyümüyor mu?

Öyleyse sefer planı neden eski düzende?

Yarım saatte bir araç...
Gelen aracın servis dışı olması...
Sonra insanları istifleyerek taşıma...

Bu tablo, gelişen Ankara’ya yakışıyor mu?

EGO Genel Müdürü haberdar mı?

Merak ediyorum...

EGO Genel Müdürü bu manzarayı biliyor mu?

Saat 21.30’da Sıhhiye durağına hiç geldi mi?
487 hattı kuyruğunu gördü mü?
Vatandaşın yüzündeki bıkkınlığı izledi mi?

Yapay zekâ çağındayız.

Araç takip sistemi var.
Yoğunluk verisi var.
Dijital ekran var.
Mobil uygulama var.

Peki yönetim refleksi var mı?

Teknoloji kurmak başka...
Onu vatandaşa hizmet ettirmek başka...

Diğer Hatlarda da Aynı mı?

Ankara’da konuşulan şikâyetler benzer:

Araç yetersizliği...
Uzun bekleme süreleri...
Doluluk...
Gece saatlerinde azalan seferler...
Plansız aktarmalar...

Yani mesele sadece Çubuk olmayabilir.

Son Söz

Ben EGO Genel Müdürü olsam...

Ankaralıların rahat yolculuk ettiğinden emin olmadan rahat uyuyamazdım.

Çünkü makam odasında başarı sunumu yapmak kolaydır.

Zor olan, gece 21.30’da durakta bekleyen vatandaşı evine ulaştırmaktır.

Toplu taşıma; otobüs saymak değil, insan taşımaktır.

Ve insanı istifleyerek taşımak, görev sorumluluğuyla bağdaşmaz.