Şehitlerin emanetiyle Genel Kurul’da...
Ankara’da cuma gecesi…
Meclis’te saatler ilerliyor.
Salon boşalmıyor.
Koridorlar hareketli.
Milletvekilleri bir giriyor, bir çıkıyor.
Kimi kuliste telefon görüşmesi yapıyor.
Kimi grup yönetimiyle konuşuyor.
Kimi salona dönüyor.
Saat ilerliyor.
Gece oluyor.
Sabah oluyor.
Ve Meclis’in Adalet Komisyonu’nda tarihi bir maraton tamamlanıyor.
17,5-18 saatlik kesintisiz görüşme.
Cuma günü saat 15.30’da başlayan toplantı, kısa molalar dışında sabaha kadar sürüyordu.
Cumartesi sabahı…
Saat 08.54 civarı.
Teklif komisyondan geçiyor.
Şimdi sıra Genel Kurul’da.
Bugün…
10 Ağustos Pazartesi.
“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” Genel Kurul’un gündeminde.
Kamuoyunun bildiği adıyla:
Çerçeve yasa.
40 yılı aşan yaranın eşiğinde
Türkiye’nin terörle mücadelesi 40 yılı aşkın bir geçmişe sahip.
Binlerce insan hayatını kaybetti.
Asker…
Polis…
Korucu…
Sivil…
Ve geride binlerce acılı aile kaldı.
Bugün Meclis’te görüşülecek düzenlemenin ağırlığı biraz da buradan geliyor.
Çünkü bu sadece 12 maddelik bir kanun teklifi değil.
Bir devlet politikası açısından bakıldığında, terörün sona erdirilmesi için yeni bir hukuki çerçeve oluşturulmaya çalışılıyor.
Adı da belli:
Terörsüz Türkiye.
Komisyon gecesi
Teklif 5 Ağustos’ta Meclis Başkanlığı’na sunuldu.
360’tan fazla milletvekilinin imzası var.
Ardından Adalet Komisyonu’na sevk edildi.
Ve cuma günü komisyon toplandı.
Saat 15.30.
Kimse bu toplantının sabaha kadar süreceğini belki de ilk anda tahmin etmiyordu.
Ama öyle oldu.
Tartışmalar…
Önergeler…
İtirazlar…
Usul tartışmaları…
Zaman zaman yükselen tansiyon…
İYİ Parti kategorik olarak karşı çıktı.
Anayasa’ya aykırılık önergeleri verdi.
Canlı yayın talebinde bulundu.
Salonda zaman zaman gergin anlar yaşandı.
Milletvekilleri arasında karşılıklı yürümeler oldu.
Ama komisyon çalışmaya devam etti.
Ve sabaha karşı karar çıktı.
Teklif komisyondan geçti.
Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel’in ifadesiyle:
“Tarihi bir eşik.”
Şimdi o eşik Genel Kurul’un önünde.
Hız neden?
Ankara’da bu sorunun cevabı belli:
Terörsüz Türkiye hedefi.
Siyasi irade sürecin daha fazla uzamasını istemiyor.
Ama hız başka…
Hukuki güvence başka…
Toplumsal kabul ise bambaşka.
İşte Genel Kurul görüşmelerinin asıl önemi burada.
Çünkü komisyonda kabul edilen metin, şimdi bütün milletvekillerinin önünde tartışılacak.
Ve gözler özellikle şu noktada olacak:
Şehitler ve gaziler.
Kırmızı çizgi
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklaması bu nedenle önemli.
Bakan açıkça söylüyor:
Terör saldırısı talimatı verenler ile güvenlik güçlerini şehit edenlere ilişkin düzenleme yok.
Şehit ailelerinin ve gazilerin hassasiyetleri sürecin temel ölçüsü olacak.
Bu cümlelerin altını çizmek gerekir.
Çünkü terörün bitmesini istemek başka bir şeydir.
Şehitlerin hukuk önündeki hatırasını korumak başka bir şey.
Türkiye ikisini aynı anda yapmak zorunda.
Hem terörü bitirecek…
Hem şehitlerin emanetini koruyacak.
“Af” mı?
Ankara’da en çok sorulan sorulardan biri bu.
Cevap:
Resmî açıklamalara göre hayır.
Düzenleme koşullu.
Denetimli.
Ve belirli şartlara bağlı.
Terör örgütü PKK/KCK ve bağlantılı oluşumların fiilî varlığının sona ermesi…
Silah ve mühimmatın tamamen teslim edilmesi…
Bunun güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi…
Milli Güvenlik Kurulu kararı…
Ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanması…
Bundan sonra belirli suçlar bakımından soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi öngörülüyor.
5 yıl…
Bazı durumlarda 10 yıl.
Fakat önemli istisnalar var.
Kasten öldürme suçu kapsam dışında.
1 Haziran 2005 öncesi müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar da kapsam dışında tutuluyor.
Bunlar teknik ayrıntı gibi görülebilir.
Değil.
Bunlar işin vicdan tarafıyla doğrudan ilgili.
Bir başka mesaj: Haklar paketi
Tam da bu tartışmaların yaşandığı günlerde Meclis’ten başka bir düzenleme daha geçti.
Şehit yakınları ve gazilerin haklarını genişleten paket.
Anne ve babalara bağlanan aylıklara net asgari ücret güvencesi.
Bakıma muhtaç gazi ve malullere yapılan ödemenin artırılması.
Malul sayılmayan bazı yaralılara aylık bağlanması.
15 Temmuz’da yaralanıp gazi unvanı alamayanlara sosyal haklar.
Er ve erbaşların yeniden muayene yaş haddinin 41’den 55’e çıkarılması.
Ve başka düzenlemeler…
Yaklaşık 50 bine yakın şehit ailesi ve gaziyi ilgilendiren bir paket.
Bence bunun zamanlaması da önemli.
Bir tarafta terörü sona erdirmek için hukuki çerçeve.
Diğer tarafta şehit yakınları ve gazilerin haklarında iyileştirme.
Mesaj açık:
Terörsüz Türkiye konuşulurken şehitler ve gaziler unutulmayacak.
Genel Kurul daha zor
Komisyon başka.
Genel Kurul başka.
Komisyonda saatler süren görüşmeler yapıldı.
Ama Genel Kurul’da siyasi tartışmanın daha da büyümesi mümkün.
Muhalefetin eleştirileri dinlenecek.
Önergeler verilecek.
Milletvekilleri kürsüye çıkacak.
Ve Türkiye bütün bunları izleyecek.
Burada iktidarın da muhalefetin de sorumluluğu büyük.
Çünkü mesele sıradan bir siyasi polemik konusu değil.
Türkiye’nin geleceği konuşuluyor.
Ama geçmişi de unutulmadan.
Bir annenin cümlesi
Şehit ailelerinden gelen bir cümle var:
“Bizi ağlatırsanız hakkımızı helal etmeyiz.”
Bu cümleyi Ankara’da herhangi bir siyasi slogan gibi görmemek gerekir.
Bu bir annenin feryadı olabilir.
Bir babanın itirazı olabilir.
Bir eşin yarası olabilir.
Bir çocuğun hayatı olabilir.
Dolayısıyla bugün Genel Kurul’da yapılacak tartışmanın bir tarafında hukuk varsa, diğer tarafında vicdan var.
İkisinin arasındaki denge korunmalı.
Terörsüz Türkiye…
Silahların susması…
Bir daha şehit haberi gelmemesi…
Annelerin telefon başında korkuyla beklememesi…
Askerin, polisin, korucunun terör saldırısıyla hayatını kaybetmemesi…
Bundan daha büyük bir hedef olabilir mi?
Ama bu hedefe giderken şehitlerin hatırasını incitmek de kabul edilemez.
Türkiye’nin önündeki sınav tam olarak budur.
Terörü bitirmek.
Ama bunu şehitlerin emanetine sahip çıkarak yapmak.
Bugün Genel Kurul’da bir yasa görüşülecek.
Fakat aslında daha büyük bir mesele görüşülecek:
Türkiye, 40 yılı aşan bir acıyı geride bırakırken bunu nasıl yapacak?
Cevabı sadece Meclis tutanaklarında aramamak lazım.
Şehit ailelerinin gözlerinde de aramak lazım.
Gazilerin sözlerinde de.
Milletin vicdanında da.
Çünkü kanun çıkar.
Uygulama başlar.
Ama toplumsal kabul olmadan hiçbir süreç gerçek anlamda tamamlanmış sayılmaz.
Bugün Meclis’te tarihi bir eşik daha aşılabilir.
Dileğimiz belli:
Silahlar sussun.
Terör bitsin.
Türkiye bir daha evlatlarını kaybetmesin.
Ve bütün bunlar yapılırken…
Şehitlerin emaneti bir an bile unutulmasın.