Rize’nin türküsü, Karadeniz’in birliği

Hasan Taşkın

Hasan Taşkın

Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Ankara…

Başkentte bazen öyle anlar olur ki…
Bir türkü söylenir, mesele sadece türkü olmaktan çıkar.
Bir atkı sallanır, konu sporun dışına taşar.
Ve sosyal medya dediğimiz o büyük mahkeme…
Bir anda hükmünü verir.

Geçtiğimiz günlerde olan tam da buydu.

Karadeniz müziğinin güçlü sesi İsmail Türüt, o gün Ankara’daki Trabzon Günleri’nde sahnedeydi. Horon vardı, kalabalık vardı, coşku vardı. Derken bir seyirci, Çaykur Rizespor atkısını uzattı.

Bir anlık refleks…

Ve ardından günler süren tartışma.

“Rize’ye küstü”…
“Trabzon tarafını seçti”…
“Memleketini unuttu”…

Türkiye artık biraz böyle.
Önce dinlemiyor.
Önce anlamıyor.
Önce hüküm veriyor.

Oysa İsmail Türüt’ü bilen bilir.

Rize’nin Ambarlık köyünden çıkmış bir Karadeniz çocuğu o.
Türkülerinde sadece bir şehri değil, bütün bölgeyi anlatır.
Kemençeyi de taşır, tulumu da…
Trabzon’u da söyler, Rize’yi de…
Ama en çok kardeşliği anlatır.

Ben de daha önce yazmıştım.
Bir atkı üzerinden insanın memleket sevgisi ölçülmez diye…

Çünkü sahne başka bir şeydir.
Sanatçı bazen türküye öyle dalar ki…
Kalabalığı duymaz.
Eli uzanan nesneyi seçemez.
Anlık tepki verir.

Nitekim İsmail Türüt de bunu söyledi.
“Yanlış anlaşıldım” dedi.

Ve ardından…

8 Mayıs’ta bir klip yayınlandı.

Adı: “Rize”.

İşte asıl cevap buydu.

Ne tartışma…
Ne polemik…
Ne sert açıklama…

Türküyle cevap verdi.

Karadeniz insanı böyledir zaten.
İçindeki kırgınlığı bile ezgiyle anlatır.

“Her bölgenin her ilin / Bildiği yerdir Rize” diyor türküde.

Sonra çocukluğuna gidiyor.

“İsmail’in dünyaya / Geldiği yerdir Rize…”

Bir insan memleketini bundan daha sade, bundan daha içten nasıl anlatır?

Klipte Ayder var…
Yeşil var…
Sis var…
Çay bahçeleri var…
Anzer’in adı geçiyor…
Tulumun sesi dağlara çarpıyor.

Ve bir ayrıntı dikkat çekiyor:

“Türüt der yanık yanık / Ambarlık buna tanık…”

İnsan bazen doğduğu yere türküyle döner.
Bu klip biraz da öyle olmuş.

Bugün sosyal medyada herkes konuşuyor.
Ama Karadeniz’i gerçekten bilenler başka bir şeyi görüyor:

Rize ile Trabzon’un kavgası olmaz.

Rekabet olur.
Takım tutulur.
Atışma olur.
Ama günün sonunda aynı denizin çocuklarıdır onlar.

Aynı yağmurun altında büyürler.
Aynı hamsiyi yerler.
Aynı kemençede oynarlar.

İsmail Türüt’ün yıllardır yaptığı da budur zaten.
Ayırmak değil…
Birleştirmek.

“Rize” klibi o yüzden sıradan bir çalışma değil.
Bir memleket selamıdır.
Bir gönül alma türküsüdür.
Belki de “beni yanlış okumayın” deme biçimidir.

Ve şunu da söyleyelim:

Sanatçıyı bir anlık görüntüyle değil, ömrü boyunca söyledikleriyle değerlendirmek gerekir.

İsmail Türüt’ün ömründe Karadeniz sevgisi var.
Memleket bağlılığı var.
İnsan sıcaklığı var.

Türkü bitince geriye ne kalır?

Samimiyet.

“Rize” klibinde de hissedilen tam olarak bu.

Müzik