Rizeli Vekil Karal, Rizeli Hasan Taşkın'a anlattı: Çayda sessiz kriz, TBMM kulisinde çay ve gerçekler

Hasan Taşkın

Hasan Taşkın

Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin o kendine has koridorlarında yürürken bazen bir dosya, bazen bir cümle takılır aklınıza…
Dün de öyle oldu.

Hasan Karal ile ayaküstü değil, derinlikli bir sohbet… Konu: Çay. Ama aslında mesele sadece çay değil; üretim, emek ve Karadeniz’in kaderi.

Karal, Rizeli. Yani çayı istatistikten değil, toprağın içinden okuyor.

“Çay, Karadeniz’de hayatın temelidir” diyor.

Abartı değil.

Rakam veriyor:
800 bin dekar alan…
200 bini aşkın üretici…
Dolaylı olarak milyonlarca insan…

Ve ardından asıl cümle geliyor:
“Çayı denklemden çıkarın, bölgenin ekonomisi durur.”

Yeni sezon kapıda.
Ama üreticinin morali kapalı.

Neden?

Çünkü yıllarca uygulanan bir sistem artık yok.
Eskiden çay taban fiyatına eklenen destekleme primi…

Ne olurdu o destekle?
Mart-Nisan’da ödenir…
Üretici gider gübresini alır…
Sezona güçlü girerdi.

Şimdi?

Karal’ın ifadesi net:
“Destekleme primi kaldırıldı. Üretici hem desteksiz hem yüksek maliyetle karşı karşıya. Açık söyleyeyim; çay üreticisi sezona 1-0 geriden başlıyor.”

Bu, bir siyasi cümle değil.
Bir durum tespiti.

Maliyetler…

Gübre…
Mazot…

Üstelik küresel gerilimler, Ortadoğu’daki riskler, Hürmüz Boğazı’na dair endişeler…
Hepsi doğrudan tarlaya yansıyor.

Karal burada da somut konuşuyor:
“Gübrenin en az yüzde 50’si doğrudan desteklenmeli. Mazot desteği verilmeli. Destekleme primi yeniden getirilmeli.”

Aksi halde?

“Çay üretimi ciddi risk altına girer.”

Sohbetin en çarpıcı bölümü ise rakamlarla ilgiliydi.

Karal, masaya iki veri koyuyor:

2026’da verilmesi gereken tarımsal destek:
772 milyar lira.

Bütçede ayrılan:
168 milyar lira.

Bir de karşısına şu rakamı koyuyor:
Faize ayrılan 2,7 trilyon lira.

Ve soruyor:
“Trilyonlarca lirayı faize ayıran bir anlayış, üreticiye yasal hakkı olan desteği neden vermez?”

Bu soru, sadece muhalefetin değil, üreticinin de sorusu.

Karadeniz’de çay sadece bir ürün değil…
Bir hayat biçimi.

Sabahın erken saatinde başlayan mesai…
Yamaçlarda süren mücadele…

Ve bugün o üretici, sezona başlarken cebine değil, maliyet tablosuna bakıyor.

Ankara’da konuşulanlar ile Rize’de hissedilenler arasındaki mesafe işte burada büyüyor.

Sorunun özü basit:
Üretici kazanmazsa, üretim sürer mi?

Cevabı da aslında herkes biliyor.